Custom Search

Öğretmenler Günü Konuşma Metni

26 Ocak 2013

        Bağımsız bir devlet olmak isteyen her ülke iki alanda daima hazırlıklı ve daima dinamik olmalıdır. Bunların biri askeri cephe biri de eğitim kurumlarıdır. Cephede mücadelesini düşmana karşı, eğitim kurumlarında ise mücadelesini cehalete karşı verecektir.

      Görünen düşmanı cephede dize getiren bir millet, eğer sinsi düşman olan cehaletle savaşmayı ihmal ederse gün gelir cehalet o milletin sonunu getirir. Bunu çok iyi bilen Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, savaş biter bitmez ülkenin eğitim sorunlarıyla ilgili çalışmalar yapmış ve bu çalışmalarını devam ettirme görevini de biz öğretmenlere bırakmıştır.

      Öğretmenlik, insanlık tarihinin en önemli ve ölümsüz mesleğidir. Öğretmen, insanların kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayan, yaşamları boyunca kendilerine gereken bilgileri öğretir. Topluma hiçbir zaman arkasını dönmez, toplumun sürekli önünde giden bir gönül eridir. Bundan dolayı da karşısına çıkabilecek zorluklar kendisini yıldırmaz.

     Öğretmenlik mesleği, her şeyden önce bir ideal ve bir hizmet mesleğidir. Toprak altına atılan bir tohumun, onlarca tohum verebilmesi için kendisini feda etmesi gibi, bir öğretmen de hayatını bu anlamlı ve şerefli meslek uğruna feda eder. İdealist bir öğretmeni kahve köşelerinde vakit öldürürken göremezsiniz.

      Yaz tatili boyunca “Ne güzel, üç ay tatiliniz var, öğretmen olmak lazımmış.” Sözlerini çevremizden çok defa işittik. Bu sözü söyleyenlere gülümseyip geçiyoruz, çünkü onlar sorumluluğumuzun büyüklüğünün farkında değiller. Aslında biz hayatımızın her anında öğretmeniz. Kendimizi sürekli geliştirmek zorundayız. Topluma faydalı olan her fert göğsümüzü kabarttığı gibi, topluma zarar veren her fert de başımızı önümüze eğdiriyor. Cephede savaşan her askerde payımız olduğunu düşünürken, askerimize silah doğrultan her teröristin yetişmesinde de ihmalkârlığımız olduğunu düşünüyoruz.

     Biz millet olarak şanlı geçmişimizle daima övünürüz. Osmanlının en parlak dönemini incelerseniz o dönemlerde ilme ve öğretmenlere verilen değerin çok fazla olduğunu görürsünüz.

     Fatih Sultan Mehmet beyaz atına binmiş, ordusunun önünde, İstanbul’a ilk defa giriyor. İki yanında onu yetiştiren Akşemsettin, Molla Hüsrev ve Molla Gürani var. Şehir halkı yol boyunca dizilmiş heyecanla Türk ordusunu karşılıyor.

      Bu arada halkın arasından birçok kimse ellerindeki çiçek demetini padişaha sunmak için ileri atılıyor. Hepsi de Akşemsettin’i ak sakalıyla ağır duruşuyla padişah sanıp çiçekleri ona sunmaya çalışıyorlar. Akşemsettin atını geri çekip göz ucuyla Fatihi göstererek “Sultan Mehmet odur; çiçekleri ona veriniz” demek istiyor.

Fatih Sultan Mehmet , çiçeklerle kendisine doğru yürüyenlere hocası Akşemsettin’i göstererek :

–     Evet Sultan Mehmet benim; ama o da benim hocamdır. “Gidiniz çiçekleri ona veriniz” diyor.

     Yavuz Sultan Selim Han, Mısır seferine giderken İbn-i Kemal’i yanına almıştı. Su birikintisi olan bir yerden geçerken büyük bilginin atı, Yavuz’un beyaz kaftanına çamur sıçratmış. İbn-i Kemal üzülmüş, öfkeli padişahın gazabına uğramaktan korkmuş. Fakat Yavuz “Bu çamurlu kaftanı muhafaza edin, ölünce sandukama örtün” diye emir vermiş.

        İşte Osmanlıyı Osmanlı yapan büyük sır budur. Osmanlının gerilmesinin sebepleri arasında eğitim alanındaki bozulmaların büyük rolü olduğunu hepiniz biliyorsunuz.

         Kazanılması gereken asıl büyük servet; para, şöhret ve makamdan öte erdem ve bilgeliktir. Yüreğimizi, ruhumuzu en büyük erdemlerle süslemeli ve bu amaçlarımızdan vazgeçmeden yolumuza devam etmeliyiz.

        Tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutlar, öğretmenlerimize hayatları boyunca başarı, sağlık ve mutluluklar dilerim.

Abdullah GÜNDEM

Yeterli Gelmedi mi? Sıkma Canını Aşağıdaki Sayfalarımıza da Bak :))

  Belirli Gün ve Haftalar  Sayfasına Dön

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Yazılı Edebiyat Ders Sunusu
Yeni Site