Edebiyat Öğretmeni.net Forum Arşivi
Ağustos 29, 2014, 07:32:00 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Değerli üyelerimiz aşağıdaki bağlantıya tıklayarak lütfen e-posta grubumuza üye olun, sitemizdeki en son gelişmelerden, haberdar olun.
http://www.xn--edebiyatgretmeni-twb.net/e-mail_grubu.htm
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Edebiyatı Dersinin İşlenişi  (Okunma Sayısı 7607 defa)
Mahurbeste
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 3



Üyelik Bilgileri
« : Kasım 14, 2006, 11:43:45 ÖS »

Merhaba Arkadaşlar,
9. ve 10. sınıflarda hangi konuda ne kadar bilgi verilmesi gerektiği konusunda yardıma ihitiyacım var.
Meselâ 9. sınıflarda Şiirde Ahenk konusunda hece ölçüsü, kafiye, redif, aruz ölcüsü gibi konuları ne kadar anlatacağız? Not tutturuyor musunuz?
Yine aynı sınıfta Şiir Dili konusunda Edebi sanatların kaç tanesini anlatmayı düşünüyorsunuz? Not tutturma işini nasıl yapıyorsunuz? haftada 3 saat yeterli geliyor mu?
10. sınıfta neler yapıyorsunuz? Yardıma ihityacım var!!
Logged

Dost bağından belalı bülbüle bir gül yeter. 
Gözlerim kan ağlasın tek yüzüme bir gül yeter, 
Gerçi, söz bağında çok  nev-ruz olur güller biter 
Bir gülistan nişan vermeye birkaç gül yeter
İrfan Karakuş
Hero Member
*****
Mesaj Sayısı: 850

edebiyat bahçesinde hep yeni kalın aşkla kalın....


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #1 : Kasım 16, 2006, 12:03:42 ÖÖ »

Hocam bence edebiyat dersleri bilgi yüklemek için değil ona ulaşamak için kullanılmalı.. Yani edebi kavramlarla öğrencileri bıktırmaktansa onlara edebiyatı sevdirip o bahçeye onların girmesini sağlamalıyız diye düşünüyorum.KANAATİMCE EDEBİYAT ÖĞRETMENİ OKUMAYI SEVDİRDİYSE ÖĞRENCİLERİNE GÖREVİNİ TAMAMLAMIŞTIR. Ötesi hep havada kalıyor... Anlatıyoruz bir ay sonra bizler içinde olmasak biz de unuturuz. Oysaki okumayı seven kişi mutlaka edebiyattan nasiplenecektir..... Sevgiyle yeni kalın efendim....
Logged

Şehid-i aşkın oldum lalezar-ı dağdır sinem
Çerağ-ı türbetim şem-i mezarm varsa sendendir
aytoldı
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Kasım 18, 2006, 09:26:16 ÖÖ »

Biz derste hem "edebiyatçı" hem de "edebiyat öğretmeni" olmalıyız.

Edebiyatı, okumayı, şiiri öğrencilere sevdirmek gerekir ama aynı zamanda onlara bazı bilgileri öğretmek de gerekiyor.

Ancak biz maalesef bu iki kimliğe birden sahip olamıyoruz.

Hüsn-i Talil sanatınının en güzel örneklerini bilmek "edebiyatçı"lık; bu sanatın niçin kullanıldığını, nasıl tespit edileceğini, şiire katkısını anlatmak ise "edebiyat öğretmenliği"dir. Biri olmadan diğeri havada kalır.

Ben elimden geldiğince ikisini de yapmaya çalışıyorum.
Yeri geldikçe kısa notlar tutturmaya çalışıyorum. Çünkü her öğrenci kendisi araştırmıyor. Öğrenci, aruz ya da hece ölçüsü konusunda basit birkaç bilgiye sahip olmadan nasıl karşılaştırma yapabilir. Ya da ilgili söz sanatını öğrenmeden nasıl tespit edebilir?

Konular, seçkin örnekler üzerinde, eserin güzelliği ile ilişkilendirilerek anlatılırsa daha kalıcı olur bence.
« Son Düzenleme: Kasım 18, 2006, 09:27:57 ÖÖ Gönderen: aytoldı » Logged
muratedeer
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 3


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Kasım 19, 2006, 07:57:22 ÖS »

Merhaba arkadaşlar. Öncelikli olarak yeni sistem ve yeni kitaplar hakkında konuşmak istiyorum. Yeni sistem o kadar kötü ki bu sistemde öğrencilerin birşey öğrenemeyeklerini düşünüyorum. Kitapların ise heryeri yanlış dolu. 3 sayfada 3 hece bölmesi hatası yapılmış. Bilgi yanlışları da var. Bunların hepsini somut olarak sizlerle paylaşacağım. Eğer edebiyat öğretmenleri olarak tek ses olursak o zaman sesimizi duyurabiliriz ya değilse bu sistemde sürekli sıkıntı içinde olacağız.
Logged
alper_en
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 27


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Kasım 19, 2006, 08:09:10 ÖS »

Merhaba arkadaşlar. Öncelikli olarak yeni sistem ve yeni kitaplar hakkında konuşmak istiyorum. Yeni sistem o kadar kötü ki bu sistemde öğrencilerin birşey öğrenemeyeklerini düşünüyorum. Kitapların ise heryeri yanlış dolu. 3 sayfada 3 hece bölmesi hatası yapılmış. Bilgi yanlışları da var. Bunların hepsini somut olarak sizlerle paylaşacağım. Eğer edebiyat öğretmenleri olarak tek ses olursak o zaman sesimizi duyurabiliriz ya değilse bu sistemde sürekli sıkıntı içinde olacağız.

Bir kitaptaki yazım hataları, kitabı hazırlayanların değil, kitabın dizgisini yapan matbaanın kusurudur.
Yeni müfredat, biraz sabır gerektiriyor. Çünkü öğrencilerimizin geçmişten gelen birtakım alışkanlıkları var. Sorun da buradan kaynaklanıyor. Bu alışkanlıkları bir anda yok etmek çok zor değerli öğretmenim. Ben yine de biraz sabredelim diyorum. İleride her şey yoluna girecektir.

Bilgi hatalarından bahsediyorsunuz. Ne gibi hatalar olduğunu bizlerle paylaşırsanız, belki bu konuda çözüm yolları bulunabilir. Kitapta çok fazla bir bilgi yok zaten. Kastettiğiniz soruların soruluş şeklinde mi acaba?

Saygılarımla...
Logged

Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder. GAZALi
çalıkuşu
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : Kasım 25, 2006, 09:17:55 ÖÖ »

Merhaba Arkadaşlar,
Ben Ay-Toldı Hocama katılıyorum edebiyatı sevdirmek çok önemli ama edebi bilgiler kısmını da es geçmemek lazım.Örneğin aruz ölçüsünü kitaptaki örnekle anlamaları mümkün değil.Yüzyıllarca kullandığımız bu ölçüyü anlatmadan geçmek haksızlık olur diye düşünüyorum.Bu nedenle ben anlattım ve birkaç örnek üzerinde takti çalşması yaptırdım.Çocuklar "Hocam biz de mefulü mefulü deyince zor bir şey sanıyorduk." "Çok kolaymış" dediler .

Ben derslerde hem araştırma veriyorum hem de not tutturuyorum.
Edebiyatı körü körüne sevdirmek yerine bir esere baktığını zaman onun tüm şekil ve içerik özelliklerini kavrayabilecek  bilinçli okuyucular yetiştirmenin daha önemli olduğunu düşünüyorum. 
Bunun için bilgileri daha ilgi çekici ve daha güncel örneklerle süslemeye çalışabiliriz. Mesela Hüsn-i talili işlerken"Habibim fasl-ı güldür akarsular bulanmaz mı?" gibi klasik örneklerin  yanında Sunay Akın'ın " Bir an önce görülsün diye Akdeniz /Toroslarda ağaçlar hep çocuk kalır" dizeleri de verilebilir.Bu tarz örnekler çocukların çok hoşuna gidiyor.
(Bu arada yeni müfredatın pek çok eksiğine rağmen güncel metinlere yer vermesi de en beğendim yönü.)
Logged
kemaldemirdelen
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 8


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Aralık 01, 2006, 06:30:25 ÖS »

Derse Hazırlık:
Senebaşında her sınıftaki öğrencileri 4-5 li kümelere ayırdım.Her öğrenci istediği bir kaynak kitabı da satın aldı.Her derse,ders kitabı,defter ve kaynak ile gelmek zorundalar.
Dersin İşlenişi:
Öğrencilerle birlikte kitaptaki düzene göre hazırlık yapıyoruz.Bir ders önce verdiğim,hazırlık çalışması soruları inceleniyor.İnceleme soruları küme tarafından tartışılıyor.Çıkan sonuçlar defterlere yazılıyor.Bütün kümelerin tartışması bitince tahtaya kümenin düşüncesi yazılıyor veya sözlü iletiliyor.Çıkan sonuçlardan en güzelleri,sonuç olarak deftere geçiriliyor.
Metin merkezli eğitimi örnek alıyorum.Metne dayalı inceleme yaptırıyorum.Örneğin; "Şiirin Yapısı " konusunda kaynak kitaplardan yönlendirmeler yaparak,öğrenilmesi gerekenleri sezdiriyor,kaynaktan gerekli bilgileri bulmalarını ve yazmalarını istiyorum.Her küme değerli gördüğü fikri tahtaya yazıyor.Çıkan maddeleri tartıştırıyor ve gerekirse eklemeler yapıyorum.Mutlaka ödev ve defter kontrolu yapıyorum.Tabii ki sınıf dışında...
Uygulama tabanlı olduğu için defterin hızla dolduğunu görüyorum.Ancak benim yazdırdığım yerlerin olmaması da ilginç,adeta sınıfta yokum...
Dersin Sonu
Öğrencilerime derse katkılarından dolayı teşekkür ediyor,her hafta gazetelerden okudukları güzel köşeyazılarını defterlerine yapıştırmalarını ve yazılı olarak eleştirmelerini istiyorum.
Süre tabii ki yetersiz,bunun için tartışmalara zaman kısıtlaması koyuyorum.
Yeni yöntemi (Ülkemizde) başarılı ve olumlu buluyorum.
Okulumuz ile iletişim kurarak,öğrencilerden defter örneği alarak yöntemin işleyişini görebilirsiniz.
Sınıfta "son adam" olmaktan mutluyum.
Logged
dennis
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 9


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Aralık 03, 2006, 12:37:59 ÖS »

   Öğretmenlerimizin öğrenci merkezli çalışmaları tabi ki çok güzel.Öte yandan öğretmen ister istemez zaman zaman aktif olmak ve bazı konuları kendisi anlatmak zorunda diye düşünüyorum.Neden mi?Nedeni, sitenin forum bölümünde.Biz bu kadar sorunu aramızda tartışıp hâlâ bazı konularda görüş birliğine varamamışken öğrenci neyi doğru olarak kabul edecek?
Logged
kemaldemirdelen
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 8


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Aralık 04, 2006, 11:37:07 ÖS »

Öğretim yılı öncesinde Metin Toprak'ın Hermeneutik (Yorum Bilgisi),Özdemir İnce'nin Yazınsal Söylem Üzerine,Şiir ve Gerçeklik ve  Doğan Günay'ın Metin Bilgisi kitaplarını okudum.Yapısalcı Eğitim üzerine kitap ve makaleler okudum.Yazın Yalova'da kursa katıldım.Milli Eğitim Dergisinde çıkan,ARUZ VE ARUZ EĞİTİMİNE YÖNELİK UYGULAMA ÖNERİLERİ Tacettin ŞİMŞEK,EDEBÎ TÜRLERDEN YARARLANMA GıyasettinAYTAŞ,TÜRKİYE’DEKİ ORTA ÖĞRETİM EDEBİYAT DERS KİTAPLARI ÜZERİNE EDEBİYAT EĞİTİMİ AÇISINDAN BİR DEĞERLENDİRME NihalÇALIŞKAN,EDEBİYAT EĞİTİMİ, ESTETİK BİR HAZZIN EDİNİMİ, OKUMANIN ALIŞKANLIĞA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ VE YAZINSAL KURAMLAR
Hilmi UÇAN,EDEBİYAT EĞİTİMİNDE AMAÇLAR VE BU AMAÇLARA YÖNELİK YÖNTEM
TEKNİK VE ÖRNEK UYGULAMALAR Abdurrahman GÜZEL,GAZEL MERKEZLİ KLASİK NAZIM ŞEKİLLERİNİN ÖĞRETİMİ,HALK EDEBİYATI (SÖZLÜ EDEBİYAT) KONULARININ EDEBİYAT DERSİ KİTAPLARINDA ELE ALINIŞINA DÖNÜK BAZI TESPİT VE ÖNERİLER Mustafa AÇA,LİSELERDE DİVAN EDEBİYATI ÖĞRETİMİ
Ali Fuat BİLKAN,LİSELERDEKİ YAZIN EĞİTİMİNE YENİ BİRYAKLAŞIM V. DoğanGÜNAY,OKUR ODAKLI BİR YAKLAŞIMLA YAZIN EĞİTİMİ Tülin POLAT,SÖZLÜ İLETİŞİM BECERİLERİ AÇISINDAN TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI EĞİTİMİ Cemal SARAÇ,TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI EĞİTİM PROGRAMLARINA YÖNELİK VARLIK DERGİSİNDE ÇIKAN YAZILAR (1933-1960)Hilmi DEMİRAL ,TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETİMİNDEKİ SORUNLARA BATI ÜNİVERSİTELERİ TEMELİNDE
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ MenderesCOŞKUN yazılarından yararlandım.Sayın Yusuf Aras'ın kitabını inceledim.
Ve en önemlisi yaşayan bir örnek ile konuştum.Almanya'da eğitimci olarak çalışan Sayın Sıtkı Yüzüak'ın bir hatırası beni yeni sisteme yöneltti:Sıtkı Bey,Almanya'da müfettişin geldiği gün derse müthiş hazırlandığını,tüm ders saatince konuştuğunu,sınıftan çıkarken"Amma anlattım." dediğini,ancak müfettişin,Herr Yüzüak,"Ne bencil adamsın,herşeyi ben bilirim,diyorsun.Çocuklar orada süs mü,neden onları ikinci plana ittin?"İşte, bizim bakış açımız ve onların bakış açısı...Ders kitabındaki metinleri masaya yatırdığınızda,öğrenciye yol göstererek,kaynaklara yönelterek,fikirlerini alarak,bilgi desteğini onlara yönelterek metni ve "olanı buldurmak " bu kadar zor mu?
Karanlığa küfredeceğine(lütfen bu sözcüğe takılıp kalmayın) bir mum da sen yak!Çünkü "mum" bir şeydir.Yakınmak ise "hiçbir şey"dir.
Hepimiz,"Ben bilirim,konu benim elimde olmalı,son sözü ben söylemeliyim." diyoruz.İster tek tek,ister bütün eğitim camiası,bilseydik eğer "eğitim" bu halde olur muydu?
Çocukların "kendi çıkardığı","özümsediği" bir bilgi ansiklopedide duran binlerce bilgiden daha değerlidir.
Türk toplumu yeniliği sevmiyor,tek adamlığa bayılıyor,demokratik yapımız olmadığı için ortaklaşa iş yapamıyoruz.
Ya Rabbi,bana "tükenmeyi" nasip etme...
Saygılarımla.










Logged
şeyhi
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 15


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Ocak 10, 2007, 09:37:27 ÖS »

ben bütün arkadaşlarımın da haklı olduğunu düşünüyorum .Ancak bir ÖSS gerçeği var onu da unutmayalım.
sayın Kemaldemirdelen hocam' a hak veriyorum.doğrusu uyguladığı yöntem de çok güzel ama Türkiye gerçeğini de unutmayalım.Bu forumda kibritkutusu adında bir arkadaşımız var (kendi şiirleriniz bölümü-öğrenci güzellemesi) acaba onun sınıflarında da aynı metod uygulanabilinir mi? yine her tür lisede de uygulanması imkansız değil ama çok zor?
kısacası memleketin her halini göz önünde bulundurmak lazım.
Ben yine de bilgi verilmesinden yanayım çünkü her öğrenci her yörede aynı imkanlara sahip değil ve bilgiye de ulaşamamaktadır.
bir de öss gerçeği demiştim.
her yıl bakanlık öss sonuçlarına göre bir başarı sıralaması yayınlar ve başarısı düşük okulladan hesap sorar.bu büyük bir çelişkidir.Yani bakanlık sen benim müfredatımı çok güzel uygulamışsın veya sen edebiyat sevgisini ne güzel aşılamışsın veyahut da sen çok iyi bir insan ve vatandaş yetiştirmişsin bu kadar insanı uçurumun kenarından alıp hayata bağlamışsın demiyor.
bakanlık ben sana imkanlarımı sundum ama senin başarın neden düşük, diye
hesap sorar.ve ne yazık ki bakanlık bile öss yi baz alıyorken diğerlerini varın siz düşünün! Ve ne yazık ki herkes ama herkes o malum sınavı baz almakta diğer yapılan hiçbir işe bakmamaktadır.
Bu arada ben im çalıştığım okulun ÖSS yerleşme oranı %80'dır.2006 öss Türkiye birincilerinden birisi de bizim okulun öğrencisiydi.
       bu bilgileri övünmek  amacıyla ya da başka bir amaçla asla yazmadım. Sadece madalyonun diğer tarafını da görelim diyorum.
saygılarımla..






Logged

Ah minel ışk ve haletih
ahraka kalbi fi hararatih
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!