ANLATAMIYORUM

Ağlasam,

 sesimi duyar mısınız mısralarımda? 

Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların  bu kadar güzel

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu,

Bu derde düşmeden önce 

Bir yer var, biliyorum.

Her şeyi söylemek mümkün, 

Epeyce yaklaşmışım, 

Duyuyorum, 

Anlatamıyorum..

 

 

 

SEVGİLERDE

 

Sevgileri  yarınlara bıraktınız, 

Çekingen tutuk saygılı

Bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı;

Bitmeyen işler yüzünden 

( Siz böyle olsun istemezdiniz )

Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi

Kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı

Siz geniş zamanlar umuyordunuz 

Çirkindi dar vakitte bir sevgiyi söylemek

Yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği,

 aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı

Gecelerde ve yalnız 

Verneye az buldunuz yahut

Vakit olmadı.

 

 

 

Beklenen 


Ne hasta bekler sabahı 
Ne taze ölüyü mezar 
Ne de şeytan bir günahı 
Seni beklediğim kadar 

Geçti istemem gelmeni 
Yokluğunda buldum seni 
Bırak vehmimde gölgeni 
Gelme artık neye yarar. 

                                              

 

 

 

 
 

 

Şemsiye yapımcıları ıslanmaktan, tek kişiyi koruyacak genişlikte kesince kumaşları,

Yağmur değil,  yalnızlıktır yağan. 

Ne kadar hüzünlendirir geceyi,

Bir sokak bekçisinin  düdüğündeki nohut tanesinin yalnızlığı.

Ve ne kadar sevinirim bilseniz? 

Bir yılan girer de mezarıma, 

Göğüs kafesimin içinde, kış uykusuna yatarsa 

 

 

 

 

Her günüm seninle geçsin 

O güneşe en yakın 

Kimsenin varamayacağı bir dağ başında 

Uçsuz  bucaksız uzak denizlerde

İnsan ayağı değmemiş ormanlarda 

Uzaklarda en uzaklarda,

O gemilerin uğramadığı limanlarda

Işığım ol, alınyazım ol benim,

Vatanım ol, evim ol,

Yeter ki bir ömür boyu benim ol

Her günüm seninle geçsin

 

 

Seni Seviyorum Demek İsterdim 

Seni seviyorum demek isterdim 
ölesiye bir duyguyla, 
taparcasına dil dökmek 
ve saçlarım ağarmadan söylemek isterdim 

Seni sarmak isterdim sonsuzlukla 
delicesine sevmek 
bir sarhoş gibi adını sayıklamak 
ve bağırarak kollarında ölmek isterdim 
gülüm ... 
                                                                             
                                     

AYRILIŞ 

Bakakalırım giden geminin ardından, 

Atamam kendimi denize, 

Dünya güzel.

Serde erkeklik var,

Ağlayamam..

 

 

 

 

 

"Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa, kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır."
Tolstoy

 

 

Benim halimden haber sorarsan,
 Bir çift sözüm var sana, yürekten 

 Sevginle gireceğim toprağa,
 Sevginle çıkacağım topraktan.

              

                 

 

ALTINCI  GÜN

Benim söylemek için çırpındığım gecelerde,
Siz yoktunuz......

 

Niceleri geldi , neler istediler,
 Sonunda dunyayı bırakıp gittiler:
 Sen hiç gitmeyecek gibisin , değil mi?
 O gidenler de hep senin gibiydiler.

                   

                                                                                                                

Aşk iki kişiliktir
		

		

Değişir rüzgarın yönü 

Solar ansızın yapraklar; 

Şaşırır yolunu denizde gemi 

Boşuna bir liman arar; 

Gülüşü bir yabancının 

Çalmıştır senden sevdiğini; 

İçinde biriken zehir 

Sadece kendini öldürecektir; 

Ölümdür yaşanan tek başına 

Aşk iki kişiliktir. 



Bir anı bile kalmamıştır 

Geceler boyu sevişmelerden; 

Binlerce yıl uzaklardadır 

Binlerce kez dokunduğun ten; 

Yazabileceğin şiirler 

Çoktan yazılıp bitmiştir; 

Ölümdür yaşanan tek başına, 

Aşk iki kişiliktir. 



Avutamaz olur artık 

Seni bildiğin şarkılar; 

Boşanır keder zincirlerinden 

Sular tersin tersin akar; 

Bir hançer gibi çeksen de sevgini 

Onu ancak öldürmeye yarar: 

Uçarı kuşu sevdanın 

Alıp başını gitmiştir; 

Ölümdür yaşanan tek başına, 

Aşk iki kişiliktir. 



Yitik bir ezgisin sadece, 

Tüketilmiş ve düşmüş, gözden. 

Düşlerinde bir çocuk hıçkırır 

Gece camlara sürtünürken; 

Çünkü hiç bir kelebek 

Tek başına yaşayamaz sevdasını, 

Severken hiçbir böcek 

Hiç bir kuş yalnız değildir; 

Ölümdür yaşanan tek başına, 

Aşk iki kişiliktir. 
 

 

KUM 

Sen, kum nedir bilmezsin 

Deniz görmedin ki  

Yum gözlerini zamanı düşün

Deniz bir gözünde 

Kum bir gözündedir

Sen kül nedir bilmezsin 

Ateş yakmadın ki

Uzat ellerini gökyüzüne, 

Ateş bir elinde

Kül bir elindedir 

Sen aşk nedir bilmezsin 

Beni sevmedin ki

Ağla ağlayabildiğin kadar 

Bütün güzellikler sende 

Aşk bendedir. 

 

DENGE

Aşkımda değişebilir, gerçeklerimde. 

Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı, 

Yan gelmişim diz boyu sulara.

Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum. 

Hiç birinizle döğüşemem. 

Siz ne derseniz deyiniz.

Benim gizli  bir bildiğim var.

Sizin alınız al, inandım

Sizin morunuz mor, inandım.

Ben tam dünyaya göre, 

Ben tam, kendime göre. 

Ama sizin adınız ne ?

Benim dengemi bozmayınız.

 

 

Gizli Sevda 

Hani bir sevgilin vardı 
Yedi sekiz sene önce, 
Dün yolda rastladım 
Sevindi beni görünce

 Sokakta ayaküstü 
Konuştuk ordan burdan. 
Evlenmiş, çocukları olmuş 
Bir kız, bir oğlan. Seni sordu 

Hiç değişmedi dedim. Bildiğin gibi.. 
Anlıyordu

 Mesutmuş, kocasını seviyormuş. 
Kendilerininmiş evleri.. 
Bir suçlu gibi ezik. 
Sana selam söyledi. 
                                             

 

"Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir."

 

 

Umutsuz Geçmişim

Ölü Bir Yılan Gibi Yatıyordu Aramızda,
Yorgun,Kirli ve Umutsuz Geçmişim,
Oysa Bilmediğin Birşey Vardı Sevgilim,
Ben Sende Bütün Aşklarımı Temize Çektim.

 

AŞK HAYATI 

Sevmek gibi geliyordu her şey,
sevmek gibi gidiyordu kadın
adının anlattığı,canın teni yakmasıydı,
bir bulut evet ama aslolan
bulutun suyu yağmasaydı...
'bir insanı sevmekle başlıyordu her şey'
ve boşanmak için
en az iki şahit gerekiyordu

Yine Seversin Belki

Senden benden hayattan konuşalım bu gece
Bakarsın çıkagelir mutlu günler gizlice
Yine seversin beni bakarsın
Yıllar önce olduğu gibi

Kuşlardan konuşalım bu gece
Kuşlar göçünce öksüz kalan minareleri yad edelim
Belki İstanbul da sevinir bir gün
Güneşler yurduna döndüğü zaman

 

HİKAYE

Senin dudakların pembe,ellerin beyaz, 
Al tut ellerimi bebek, tut biraz. 

Benim doğduğum köylerde ceviz ağaçları yoktu, 
Ben bu yüzden serinliğe hasretim okşa biraz. 

Benim doğduğum köylerde buğday tarlaları yoktu, 
Dağıt saçlarını bebek savur biraz. 

Benim doğduğum köylerde şimal rüzgarları eserdi, 
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır öp biraz. 

Benim doğduğum köyleri akşamları eşkiyalar basardı. 
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem konuş biraz. 

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin. 
Benim doğduğum köyler de güzeldi. 
Sen de anlat doğduğun yerleri 
Anlat biraz.

BEYAZ GÜVERCİN

Süzülüp mavi göklerden yere doğru
Omzuma bir beyaz güvercin kondu
Aldım elime, usul usul okşadım
Sevdim, gençliğimi yeniden yaşadım
Bembeyazdı tüyleri,öyle parlaktı
Açsam ellerimi birden uçacaktı
Eğildim kulağına;dur,gitme dedim
Hareli gözlerinden öpmek istedim
Duydum;avuçlarımda sıcaklığını
Duydum;benden yıllarca uzaklığını
Çırpınan kalbini dinledim bir süre
Ve uçmak istedim onunla göklere
Ak güvercinin iri gözleri vardı
Güzelliğinden fışkıran bir pınardı
Soğuk sularından içtim, serinledim
Çağlayan bir nehrin sesini dinledim
Belki buydu sevmek hayat belki buydu
Işıl ısıldım,gözlerim dopdoluydu
Bir name yükseldi sevinçten ve hazdan
Bir name yükseldi,güzelden beyazdan
Uzattı sevgiyle pembe gagasını
Birden öğrendim hayatın manasını
Kaderde sevgiyi sende bulmak varmış
Seninle bir çift güvercin olmak varmış

 

.

.

.

Başka Türlü Bir Şey 


Başka türlü bir şey benim istediğim 
ne ağaca benzer, ne de buluta 
burası gibi değil gideceğim memleket 
denizi ayrı deniz, 
havası ayrı hava.. 
Bir başka yolculuk dalından düşmek yere 
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere 
ağacın yüksekliğince 
dalın yüksekliğince rüzgarda 
ve bir yeni ömür 
vardığın çimen yeşilliğince 
nerde gördüklerim 
nerde o beklediğim 
rengi başka 
tadı başka.. 


                          

 

"Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur."
Hyman Rickover

 

Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri


 

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

 

 

Herşey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

 

 

Yol İŞaretİ 
 
Sevdinse ... 
Aşkında yitip yok oldun, 
Karıştıracaksın günü , ayları. 
Sevgi yollarında ne kaide, kanun 
Kendin aşmalısın bu dolayları. 

Eriyip kendini yok sanacaksın 
Bu derdin olmayıp özge çaresi 
Sen hız hız 'kazaya' uğrayacaksın 
Yoktur bu yollarda yol işareti 

                         

Bir sancaktır bakışları sevgilinin
Düşmana kaptırılmaz
Yere düşürülmez
Bu sancağı bu gece göğsüme dikiyorum sevgilim!
Dikkat! Acı sonsuzluğunu,
Buğulu kalp oyunlarından temin eder


                                                                  

AKIL GÖZÜ

Seni bulmakdan önce aramak isterim,
Seni sevmekten önce anlamak isterim,
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana  hep yeniden başlamak isterim.

                          

Arzular BAŞKA Şey 

Arzular başka şey
Hatıralar başka. 
Güneşi görmeyen şehirde, 
Söyle, nasıl yaşanır? 

Kimbilir Kaç Kişi Seni Sevdi


Kimbilir kaç kişi senin zarif hallerini sevdi
Kaç kişi güzelliğini sevdi
Belki gerçek aşkla; belki değil

Ama bir tek kişi seni sevdi.
Bir tek kişi değişen yüzündeki hüznü sevdi.


                         
 

BAĞIŞLA
Ya zamanından çok erken gelirim 
Dünyaya geldiğim gibi 
Ya zamanından çok geç 
Seni bu yaşta sevdiğim gibi 

Mutluluğa hep geç kalırım 
Hep erken giderim mutsuzluğa 
Ya her şey bitmiştir çoktan 
Ya hiçbir şey başlamamış 

Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın 
Ölüme erken sevgiye geç 
Yine gecikmişim bağışla sevgilim 
Seviye on kala ölüme beş

İÇKİYE BENZER BİRŞEY  

İçkiye benzer bir şey var bu havalarda
Kötü ediyor insanı, kötü
Hele birde hasretlik oldu mu serde
Sevdiğin başka yerde
Dertli ediyor insanı, dertli
İçkiye benzer bir şey var bu havalarda
Sarhoş ediyor insanı, sarhoş...

 

 

"Nice insanlar gördüm üstlerinde elbise yok... Nice elbiseler gördüm içlerinde insan yok..."

 

PAZAR AKŞAMLARI

 

Şimdi kılıksızım; fakat borçlarımı ödedikten sonra,

İhtimal, bir kat da yeni esvabım olacak. 

Ve ihtimal sen,

Yine beni  sevmeyeceksin.

Bununla beraber pazar akşamları, 

Sizin mahalleden geçerken

 -Süslenmiş olarak-

Zannediyor musun ki ben de sana 

Şimdiki kadar kıymet vereceğim.

 

GİDERAYAK

Handan, hamamdan geçtik,

Gün ışığında hissemize razıydık 

Saadetinden geçtik,

Ümidine razıydık;

Hiçbirini bulamadık 

Kendimize hüzünler icad ettik ,avunamadık;

Yoksa biz ..

Biz bu dünyadan değilmiydik!?

 

İNTİHAR 

 

Kimse duymadan ölmeliyim.

Ağzımın kenarında bir parça kan bulunmalı 

Beni tanımayanlar 

''Mutlak birini seviyordu'' demeliler  

Tanıyanlarsa ''Zavallı'' demeli 

''Çok sefalet çekti..''

Fakat hakiki sebep 

Bunlardan hiçbirisi olmamalı

BİZLER SUSUYORDUK 


Bilmek acı çekmektir. Ve bildik;
Karanlıktan çıkıp gelen her haber
Gereken acıyı verdi bize:
Gerçeklere dönüştü bu dedikodu,
Karanlık kapıyı tuttu aydınlık,
Değişime uğradı acılar.
Gerçek bu ölümde yaşam oldu.
Ağırdı sessizliğin çuvalı.
 
                     PABLO NERUDA

 

MERDİVEN

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak

Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller
Durur dallarda alevden kanlı bülbüller
Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer

Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

                                                                                                                        

SAHİCİ  SANRI

Sabahın eşiğinden devriye gözüm
Karşı tepeye hafif, uçarı bir hızla
süzülürken vurkaç bir duygu tırmanır
sırtıma: O mor, etli ışığın içinden
madde kıpırdayacak sanırsın.

Güzel yağmur, kıvrak yağmur: Duru
bir sevda sonrasına kilitle beni.
                        
                             

"Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, bir peşin hükümü söküp atmak, atomu parçalamaktan daha zor."

   

                                                                                                                   www.edebiyatögretmeni.net