Custom Search

Türkçe’nin Anadil Olarak Dünyadaki Yeri

19 Ocak 2013 tarihinde tarafından eklendi.

AMAÇ

Sovyetler Birliği’nde, Ağustos 1991’deki  başarısız darbe girişimini izleyen aylarda, bu devleti oluşturan cumhuriyetler  sırayla bağımsızlıklarını elde edince gözlerimiz öncelikle Kafkasya ve Orta  Asya’daki Türk Cumhuriyetleri’ne çevrildi. Çünkü, artık bu ülkelerle siyasi,  ekonomik ve kültürel alanlarda ilişki kurarken söz konusu olan sınırlamalar  büyük ölçüde ortadan kalkmıştı. Bu nedenledir ki, bazı genel pürüzler  nedeniyle  doğan gecikmeler hesaba katılmazsa, artık düzenli olarak Türk Cumhuriyetleri‘nin  Devlet Başkanları, Başbakanları ve hükümet temsilcileri bir araya geliyor ve  çeşitli alanlarda işbirliği olanakları yaratmaya çalışıyor, en azından  ilişkileri geliştiriyorlar. Buna ek olarak da düzenli aralıklarla dil kongreleri  düzenlenmeye başlanmış bulunmaktadır. Bu kongrelerde ana amaç, öncelikle bir  ortak alfabenin en kısa zamanda oluşturulması, Türkçenin bütün lehçelerini  kapsayan geniş bir Türkçe sözlüğün hazırlanması, ortak bir dil oluşturulması  için gerekli altyapı koşullarının incelenmesi ve bunların oluşturulması olarak  özetlenebilir. Bu yazıda, Türkçenin çeşitli lehçe ve şiveleri ile bunları  “anadil” olarak konuşan Türk devletleri, özerk cumhuriyetleri ve toplulukları  konu edilecek, ayrıca bu lehçe ve şivelerin yaklaşık kaç kişi tarafından  konuşulduğuna, bu toplulukların ağırlıklı olarak nerelerde yaşadıklarına yer  verilecektir.

 TÜRKÇENİN  LEHÇELERİ VE YAYILDIKLARI COĞRAFYA

Burada, (biri dışında) tüm Türk  topluluklarının kendi dillerini yani Türkçenin lehçelerini ve şivelerini anadil olarak konuştukları kabulu  kesinlikle yanlış olmayacaktır. İkinci dil olarak ise, geçmişte veya günümüzde de bağımlı bulundukları  devletlerin resmi dilini konuşmaktadırlar. Bunlar içinden en önemlileri Rusça, Çince, Farsça, Bulgarca  ve Ukraynaca’dır. Kuşkusuz bu dillere ayrıca Arapça, Yunanca ile 1960’dan sonra Türklerin işçi  olarak yabancı ülkere göçü sonucu öğrendikleri diller olan Almanca, Hollandaca Fransızca ve İngilizce  de eklenebilir. Anadolu Türkçesi: Anadolu Türkçesi, Türk dilleri içinde Oğuz dilleri grubunda  yer alır. Toplam nüfusları 60 milyona yaklaşan ve Anadolu, Trakya, Kuzey Kıbrıs’ta (Kıbrıs’taki Türk  nüfusu yaklaşık 140 bindir) yaşayan Anadolu Türkleri tarafından konuşulan bu dil, Türk lehçeleri  arasında en büyük grubu oluşturur. Ayrıca bu lehçe, şu Türk azınlıklarının da ana dilini  oluşturmaktadır:

Türk Azınlıklar  Nüfus  :

Bulgaristan Türk azınlığı  750.000

Batı Trakya Türkleri (Yunanistan)  140.000

Makedonya Türk azınlığı  66.000

Irak Türkmenleri  300.000

Başta Almanya (1.920.000) olmak üzere

Hollanda (250.000),

Fransa (240.000),

Belçika (85.000),

İngiltere (65.000)

ve Danimarka’ya (37.000)

1960’lı  yılların başından itibaren göç  etmiş Türkler  2.600.000

  Azeri Türkçesi:

Anadolu Türkçesine yakınlığı ile bilinen  Azeri Türkçesi de Oğuz dil grubundadır. “Azeri Türkleri”nin toplam nüfusu yaklaşık  23 milyon kadardır ve Azerilerin ancak 6,5 milyon kadarı Azerbaycan  Cumhuriyeti’nde yaşarken yaklaşık 16 milyon Azeri, İran İslam Cumhuriyeti’nin kuzeyinde (Güney  Azerbaycan), 330 bini Gürcistan’da ve 110 bini  Ermenistan’da yaşamaktadır.

Özbek Türkçesi:

Dilleri Karluk grubunda yer alan “Özbek  Türkleri”nin büyük çoğunluğu Özbekistan Cumhuriyeti’nde (16,2 milyon)  yaşamaktadır. Başta Tacikistan (1,5 milyon) olmak üzere Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan  ve Afganistan’da yaklaşık 3 milyon Özbek bulunmaktadır.

 Kazak Türkçesi:

Kazakça, Türk dillerinin Kıpçak grubunda  yer alır.”Kazak Türkleri”nin büyük bölümü Kazakistan’da yaşarken, komşu  cumhuriyetlerde de (özellikle Türkmenisten, Moğolistan) Kazak azınlıklara rastlanır ve toplam  nüfusları 9 milyonu aşar. Kırgız Türkçesi: Kırgız dili, Kırgız-Kıpçak grubunda yer  alır ve bu dili konuşan Kıgızların sayısı, diğer komşu cumhuriyetlerde yaşayanlarla  birlikte 4 milyonu bulur.

 Türkmence:

Türkmenistan Cumhuriyeti’nde bugün 3  milyon, diğer bölgelerde de (İran, Irak, Afganistan) yine yaklaşık 3  milyon Türkmen yaşamaktadır. Dilleri Oğuz grubunda yer alır ve Anadolu  Türkçesine çok yakın nitelikler taşır.

 Tatarca:

“Tatar Türkleri”nin 2 milyonu Rusya  Devleti’nin içinde (Moskova’nın yaklaşık 750 km güneydoğusunda) Tataristan Özerk  Cumhuriyeti’nde (Kazan Tatarları) yaşarken, 1,1 milyon  Tatar yine Rusya içindeki Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti’nde, 350  bini Kazakistan’da ve 300 bini ise Kırım Yarımadası’nda (Kırım Tatarları)  yerleşmiştir. Dilleri Kıpçak grubundandır.

 Başkurt Türkçesi:

Günümüzde Başkurdistan Özerk  Cumhuriyeti’nde (Moskava’nın yaklaşık1.250 km Güneydoğusu’nda 1milyon, diğer  bölgelerde ise 1,6 milyon Başkurt Türkü yaşamaktadır. Dilleri Kıpçak grubunda  yer alır.

 Karakalpak  Türkçesi:

Dilleri Kıpçak grubunda yer alan Karakalpak  Türkleri, Özbekistan’da (Aral Gölü’nün güneyinde) Karakalpak Özerk  Cmmhuriyeti’inde yaşarlar; nüfusları 500 bin civarındadır.

 Çuvaş Türkçesi:

Çuvaşistan Özerk Cumhuriyeti’nde  (Moskova’nın yaklaşık 600 km güneydoğusunda, Tataristan Özerk  Cumhuriyeti’nin kuzeybatısında) 950 bin civarında Çuvaş  Türkü yaşamaktadır.

 Sors Türkçesi:

Kültür ve dil yönüyle Hakas ve “Altay  Türkleri”ne çok yakın olan Sors Türkleri Rusya’nın Kemerowo bölgesinde  (Alma-Ata’nın yaklaşık 1.750 km kuzeydoğusunda) yaşarlar; sayıları  17.000 dolayındadır.

 Altay Türkçesi:

Altay (Oyrat) dili Kırgız-Kıpçak grubunda  yer alır. Bu dili konuşan 60 bin Altay Türkü Altay Özerk Cumhuriyeti’nde  (Rusya Cumhuriyeti’nde Kemerowo’nın güneyinde, Moğolistan  sınırında) yaşarken 70 bini ise diğer bölgelere yerleşmiştir.

 Uygur Türkçesi:

Türklerin ilk yazılı eserlerinde kullanılan  Uygurca,Karluk dil grubunda yer alır. Bu lehçeyi konuşan yaklaşık 16  milyon Uygur Türkü (bazı kaynaklara göre 20-23 milyon)  günümüzde Batı Çin’de (Doğu Türkistan’da), çok azı ise Rusya’da  yaşamaktadır.

 Gagavuz (Gökoğuz)  Türkçesi:

Dilleri Oğuz dil grubunda yer alan  dolayısıyla Anadolu Türkçesine çok yakın olan Gagavuz Türkleri  Moldavya’nın güneyinde 1991 yılında kurulan Gagavuz Özerk  Cumhuriyeti’nde yaşamaktadırlar; nüfusları yaklaşık 160 bindir. Ayrıca  Balkanlar’da ve Rusya’nın çeşitli bölgelerinde dağılmış küçük topluluklara da  rastlanır.  Stavropol Türkçesi: Türkmence ve Nogay diline çok yakın olan bu  dil, bölgeye göç etmiş Türkmenler tarafından konuşulmaktadır.

 Kumuk Türkçesi:

Kumuk Türkçesi Kıpçak grubundan olmakla  birlikte Anadolu, Azeri ve Karaçay dillerine yakınlık da  gösterir. Toplam nüfusları 300 bin kadar olan “Kumuk Türkleri”nin  yaklaşık 250 bini Dağıstan bölgesinde (Kuzeydoğu Kafkasya’da)  yaşamaktadır.

 Karaçay Türkçesi:

Karaçay dili Kıpçak grubundan olup,  Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti’nde (Gürcistan’ın 200 km  kuzeyinde) yaşamakta olan yaklaşık 160 bin Karaçaylı tarafından  konuşulmaktadır. Balkar (Malkar) Türkçesi: Dilleri hemen  hemen Karaçay Türkçesi ile aynı olan Balkar Türkleri Gürcistan’nın  kuzeyinde, bu ülkeye komşu olan Balkar Özerk Cumhuriyeti’nde  yaşamaktadır; sayıları 85 bin civarındadır.

 Karaim Türkçesi:

Kıpçak dil grubuna ait Karaim dili bugün  çok az Karaim Türkü tarafından konuşulmaktadır. Bunlar,  Ukrayna’nın batısı, Litvanya ve Polanya’da yaşamaktadır.

 Hakas Türkçesi:

Hakas Türkçesi Kırgız dil grubuna çok yakın  olup,Hakas Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan yaklaşık 80 bin  Hakas Türkü tarafından konuşulmaktadır.

 Nogay Türkçesi:

Nogay Türkleri, Stavropol ve Dağıstan  Bölgesi,Çeçen-İnguş Cumhuriyeti ve de Karaçay-Çerkes  bölgesinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. Dilleri Kıpçak  grubunda yer alan “Nogaylar”ın sayısı 75 bin  dolayındadır.

 Tuva Türkçesi:

Yaklaşık sayıları 220 bin tahmin edilen  “Tuva Türkleri”nin 200 bini Tannu-Tuva Halk Cumhuriyeti’nde (Moğolistan’nın  kuzey sınırına komşu bölgede)  yaşamaktadır.

 Yakut (Saka)  Türkçesi:

Moğolcanın etkisi ile hayli değişikliğe  uğrayan Yakut dili, tahmini sayıları 400 bin olan ve büyük  çoğunluğu

Yakut Özerk Cumhuriyeti’nde (Çin sınırına  1.250 km uzaklıktaki Doğu Sibirya’da) yaşayan Yakut  Türkü tarafından konuşulmaktadır.

 Kaskay Türkçesi:

Anadolu ve Azeri Türkçesine çok yakın bir  Türkçe ile konuşan Kaskay Türkleri, Hasme Türkleri ile  birlikte Iran’ın güneyinde yaşarlar; sayıları 700 bin dolayındadır.

 Ahıska (Mesketi,  Meşet) Türkçesi:

Dilleri Oğuz grubunda yer alan Ahıska  Türkleri günümüzde dağınık olarak Özbekistan, Kırgızistan,Azerbaycan  ve Türkiye’de yaşamaktadırlar. Sayıları 200 bin  civarındadır.

  SONUÇ

VI. Yüzyılın ikinci yarısından sonra  kuzeye, güneye ve önemli ölçüde de batı yönüne göçe başlayan Türk  kavimleri, XV. Yüzyılın ortalarında bugünkü Bulgaristan sınırına ulaştılar.  1960’lı yılların başında Orta Avrupa’ya yönelen işçi göçünü, bu göçün  devamı olarak nitelendiren bazı yazarlar da görüyoruz. Bu göçler  sırasında sahip olunan özgün kültür, etkilenişim içinde bulunan diğer  kültürlerle zenginleşmiş, ancak anadil olarak konuşulan Türkçe  korunmuş ve böylelikle dil çok geniş kıta parçalarına  yayılmıştır.  Birleşmiş Milletler’in 1990 yılına ait istatistiklerine göre  Türkçe, 165 milyon dolayında kişi tarafından anadil olarak  konuşulmaktaydı. Böylelikle dilimiz Çince, Hintçe, ingilizce  ve İspanyolcanın arkasından en büyük (yaygın) dil  karakterine sahiptir. Nüfus artışının ortalama % 1,5 olduğu  varsayılırsa bu sayının artık 180 milyona yaklaşması gerekir. Çincenin, Çin  ve Tayvan dışında Güneydoğu Asya ülkelerindeki Çin azınlık  tarafından konuşulduğu, Hintçenin yalnızca Hint Yarımadası’nda  yayıldığı düşünülürse, Türkçe, ispanyolca ve ingilizce gibi dünyada geniş  coğrafyaya yayılmış diller arasında yer alır. Bunlardan ingilizce,  Büyük Britanya dışında, Kuzey Amerika kıtasında , Güney Afrika  Cumhuriyeti’nde (ingiliz kökenliler tarafından) ve Avustralya’da anadil olarak  konuşulmaktadır. ispanyolca, ispanya dışında Orta (ABD’nin  güneyi dahil) ve Güney Amerika’da (Brezilya dışında)  yayılmıştır. Türkçenin ise Rusya Federasyonu’nun Pasifik kıyılarından  başlayıp, Orta Asya, Kafkasya, Anadolu ve Trakya’yı aşıp Orta ve  Batı Avrupa’daki Türklerle, ayrıca az sayıda da olsa Kuzey  Amerika’ya göç etmiş Türkler tarafından anadil olarak  konuşulmakta olduğunu, böylelikle Afrika kıtası ve Güney Asya dışında  (değişik yoğunluklarda) tüm Kuzey Yarımküre’ye yayıldığını görüyoruz.

          Prof. Dr Oktay SİNANOĞLU

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz