Custom Search

Türkçe’nin Üstünlükleri

19 Ocak 2013 tarihinde tarafından eklendi.

Türkçe diğer dillerden üstün bir dil olduğu tartışılmaz bir gerçekken nedense  bunu kendimize dahi inandırmanın güçlüklerini yaşıyoruz. Yüzyıllardır bu kadar  hor görülmesine rağmen hala ayakta durabiliyorsa bu durum en başta dilimizin ne  kadar güçlü olduğunu göstermez mi? Bir gün Türkçenin üstünlüklerini  arkadaşlarımla konuşurken içlerinden biri “Türkçe bizim kendi dilimiz onu  savunmak ve korumak için üstün olması gerekmez” demişti. Evet çok haklı üstün  olmasa da sahip çıkmamız gerekirdi çünkü bizim dilimiz. İşte size tespit  edebildiğimiz kadarıyla Türkçenin üstünlüklerini anlatan bir kaç madde..
1-Önce insan: Dünyadaki yaygın dillerin bir çoğunda insan ile eşya arasında fark  yoktur, cinsiyet ayırımı vardır. Oysa Türkçemizde bütün insanlar eşittir ve  diğer doğa varlıklarından farklıdır. Örnek olarak şu cümleye bakın “İnek ve  yavrusu otluyor.” Benzeri bir cümlede özne insan olduğunda şu şekil oluşacaktır  “Anne ve çocuğu yemek yiyorlar.” Bu iki cümle birbirlerine çok benziyor fakat  dikkat ederseniz yüklemin sonunda lar takısı sadece insanlar söz konusu olduğunda  ekleniyor. Bir dilin insana önem vermesi ve cinsiyet ayrımı yapmadan her insanı  eşit kabul etmesi üstün bir özellik değil de nedir. En azından bu özellik  sayesinde sözlerinde üçüncü tekil şahıs geçen bütün şarkılar ve türküler hem  kadınlar hem de erkekler tarafından rahatlıkla söylenebilmektedir.

2-Kelime türetme yeteneği: Eklemeli dillerin en güzel özelliklerinden biri  kelime üretme imkanlarının çok geniş olmasıdır. Kökten kelime türetildiği gibi  türetilmiş kelimelere yeniden ekleme yapma imkanı bulunmaktadır.

3-Türkçede kelimelere vurgu sayesinde anlatım gücü çeşitliliği sağlanabilir.  Örneğin “Onu buradan atmalıyım”. Cümlesinde her kelimeye ayrı ayrı vurgu  yapalım, göreceğiz ki hangi kelimeyi vurgularsak o unsura daha fazla dikkat  çekmiş oluyoruz. Kimi buradan atmalısın? Sorusuna yanıt “Onu buradan atmalıyım”.  Onu nereden atmalısın sorusuna yanıt; Onu buradan atmalıyım. Onu ne yapmalısın  sorusuna yanıt; Onu buradan atmalıyım.

4- Gizli sözcük zenginliği: Türkçede genelde kullanılmayan bir çok gizli kelime  vardır. Genelde kullanılmayan kelimeler dilin parçası sayılır mı hiç  diyeceksiniz. Başka dillerde sayılmayabilir ama Türkçede sayılmalıdır. Eğer bir  kişi bu gizli kelimeyi kullanacak olursa karşıdaki de bunu anlayacak olursa nede  sayılmasın. Sözcük köklerini ve isim yapan ekleri terk etmediğimiz sürece gizli  kelimeler de bizi terk etmez, her an kullanılmayı beklerler. Türkçenin binlerce  yıl ayakta kalabilmesinin sırrı da belki burada yatmaktadır. Türkçede atıl  bekleyen kelimeler o kadar çoktur ki bazı dillerin kelime sayısından bile  fazladır. Gizli olan ve olmayan kelimelere örnek verelim; Ver kökünden vergi  türetilmiştir günümüzde kullanılmaktadır yani gizli bir kelime değildir, oysa al  kökünden algı kullanılmamaktadır, “dilenci insanlardan algı topluyordu” cümlesi  sizce ne manaya geldiği az çok anlaşılmıyor mu algı= sadaka değil mi?. Duy  kökünden duygu, gör kökünden görgü kullanılmaktadır, dur kökünden durgu ise  kullanılmamaktadır. “Trafik durgusuna yakalandım” gibi bir cümle kurduğumuzda  (ilk defa kullanıldığı için tuhaf gelebilir) bu cümlenin de ne manaya geldiğini  anlayabiliriz. Gizli kelimelerim sayısı sadece köklerle sınırlı değil, bir ekle  yetinmeyip ikinci ve üçüncü eklemeler yaparak aynı kelime üzerinde kelime  türetme olasılık sayısını arttırmak mümkündür. Durguluk, durguç, durgucuk vs.

5- Kelime haznesi konusunda gizli kelimelerin katkısından yukarıda bahsetmiştik.  Bir de kelime haznesini artıran fakat bir çoğu sözlüklerimizde yer almayan  Türkçenin cümle içindeki geçici kelimeleri vardır. “Sigarasında bir kaç içimlik  yer kalmıştı” cümlesindeki içimlik kelimesinde olduğu gibi.
6- Türkçede kelimeler cümle içinde çok değişik yerde kullanılabilir. Cümledeki  yerine bağlı olarak farklı bir anlam kazanan cümle aynı kelimelerle değişik  ifadeler sağlamaktadır . “Gökteki yıldız parlıyordu” ile “Yıldız gökte  parlıyordu” aynı anlamı taşımaz. Bu şekilde kullanımlar Türkçede çok yaygındır.  Bir çok dilde ise kelimelerin yerini değiştirmek hem kolay değildir hem de  değiştirilse bile anlamda farklılık meydana gelmez.
7-Türkçe kendini ispat etmiş en eski diller arasındadır. Doğal şartlara uyum  gösteremeyen canlı türleri yok olmaktadır. Türkçe terkedilmeye çalışılmış (Osmanlıcada  olduğu gibi) fakat kendini toparlayıp yeniden canlanmıştır. Günümüzde Türkçe  kadar köklerine bağlı bir dil çok azdır. Avrupa dillerinin geçmişi 400-500  yıllıktır. Belki 200 yıl sonraki dünya yüzeyinde birbirini anlamayan fakat  İngilizce konuşan değişik halklar olacaktır çünkü bu gün dahi İngilizce çok  yerde farklılaşmaktadır. Zaten Latince aynı akibete uğrayarak çatallaşmış  Fransızca, Almanca, İngilizce dilleri meydana gelmişti. Türkçe yine köklerine  bağlı olarak ayakta durabilecektir ( yeter ki terkedilmesin). Binlerce yıl  geçmesine rağmen dünyadaki Türkçe konuşan insanların dilleri Latin dillerindeki  örnekteki gibi ayrı diller olarak değil farklı lehçeler olarak kabul  edilmektedir.
8- Türkçe olduğu gibi yazılan-yazılabilen bir dildir. Bir sesi ifade ederken tek  bir harf kullanılmaktadır. Bu açılardan okuma yazma öğrenimi, programlama dili  (henüz ciddi bir çalışma yok), bilimsel isimlendirmelerde (çok az kullanılsa da)  üstünlük taşımaktadır.                                                                      9-Ses uyumu: Ünlü ünsüz uyumu, kelime sonlarına gelen eklerden sonra bazı  harflerin yumuşaması gibi özellikler Türkçenin ses olarak kulağa hoş gelen bir  dil olmasına sebep olmaktadır. Üstelik insan doğasına en uygun sesleri  barındırmaktadır. Bazı kasıtlı yanlış dayatmaların aksine Türkçe şarkı, şiir ve  edebiyat için en uygun dildir.

Yazan Ayhan Ayvaz

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Dilbilgisi Püf Noktaları