Custom Search

YGS Türkçe Deneme Çözümlü – 2

25 Mayıs 2016 tarihinde tarafından eklendi.

1. Yazın hayatına başlamadan önce usta yazarların eserlerini, dil ve anlatım özelliklerini inceledim. Öyle bir zaman geldi ki artık hiçbir yazara tam anlamıyla hayran olmuyor, ancak bazı yazarların üstün özelliklerini görüyor, bu parçalı güzelliklerden bir bütüne gitmeye çalışıyordum. Şimdi anlıyorum ki ben kendimi arıyormuşum.
Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Dil ve anlatıma önem verme
B) Kendini üstün görme
C) Usta yazarları örnek alma
D) Sıradan eserlerden hoşlanmama
E) Özgün olma yolunu tutma

 

2. Yazar, betimlemelerinde ayrıntıya girmeden sadece var olanı görüntülemeye çalışıyor.
Bu cümledeki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Herkesin anlayabileceği bir dil kullanmak
B) Eserdeki önemli ayrıntılara dikkat çekmek
C) Dış dünyayı olduğu gibi yansıtmak
D) Yapıtın içeriğine dikkat çekmek
E) Okurun duygularına seslenmek

 

3. Kutsal metinlerden ve Yunan mitolojisinden şiir çıkarmak, entelektüel şair görünmek için yeterli değil artık. Ama hâlâ bu birikime tutunanlar, ancak böylelikle evrenselliğe ulaşabileceğini düşünenler var. Varsın olsun, bunda bir sakınca yok. Ama bilgisini apaçık göstermekten utanacak kadar görgülü şiirler yazılmasını dilemek de okur olarak bizim hakkımız. Bilgi yığışımı gibi duran, mekanik, ruhsuz şiirler; yazanın bile duygu ormanındaki tek bir yaprağı kıpırdatmıyorsa okurun hangi dalını silkeleyebilecektir?
Bu parçadaki altı çizili sözle şiirde aşağıdaki özelliklerden hangisinin bulunması gerektiği vurgulanmıştır?
A) Okura, felsefeye özgü bir bakış açısı kazandırması
B) Okuru, gerçek dünyanın sıkıntılarından uzaklaştırması
C) Okuru, bilgi bakımından zenginleştirmesi
D) Okura, düşsel öğelerle oluşturulmuş bir evrenin kapılarını açması
E) Okurun duygu dünyasını derinden etkilemesi

 

4. (I) Öykücü eserin merkezine insanın alınmasını gerekli görür. (II) Oysa dünyada insan dışında da anlatılmaya değer pek çok varlık vardır. (III) Bu varlıklara yönelmek öykünün alanını genişletir. (IV) Şairler, bu konuda öykücülerimizden daha açık görüşlüdür; onlar evrendeki her şeyi sevgi ile kucaklar. (V) Bu sevgi dolu geniş ilgi, onların eserlerine bir başka güzellik katar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümlede genelleme yapılmıştır.
B) II. cümlede, I. cümledeki yargıya karşı çıkılmıştır.
C) III. cümlede bir gerekçe bildirilmiştir.
D) IV. cümlede karşılaştırma yapılmıştır.
E) V. cümlede öykücülere yönelik olumlu görüş dile getirilmiştir.

 

5. Aşk temasına değinen hiçbir metin yoktur ki yazarının özel yaşamından izler taşımasın.
Aşağıdakilerden hangisi bu cümlede anlatılmak istenene anlamca en yakındır?
A) Özel yaşamları çalkantılarla geçen yazarlar, oluşturdukları metinlerde aşk temasına çokça değinmişlerdir.
B) Aşk temasını ele alan hiçbir metin yoktur ki aynı temayı ele alan başka metinlerle benzerlik göstermesin.
C) Bir yazar hangi metin türünde eser oluşturursa oluştursun eserlerinde aşk temasına az ya da çok değinmek durumundadır.
D) Aşk temasına değinen her metinde yazarının özel yaşamından izler bulmak mümkündür.
E) Bir metin hangi temaya değinirse değinsin onu oluşturan yazarın yaşam serüveninden izler taşımak zorundadır.

 

6. Şairlerin yaşı birdir ve gerçek yetenek, onay beklemez; öyleyse—-
Bu cümleyi anlamca tamamlayan cümle aşağıdakilerden hangisidir?
A) usta – çırak ilişkisinin şiirde yararlı olabileceği görüşüne kimse karşı çıkmasın.
B) gençlerin usta belledikleri yaşlı şairlere şiirlerini göstermesi de doğru değil.
C) kıdemli şairler, gençlerin yazdıkları üstüne toptancı yargılarda bulunup onları kırmamalı.
D) öğrenmek, bilgilenmek, deneylerden yararlanmak diye bir şey de var.
E) kendinden sonra gelenleri beğenmemek geleneğine de son verelim.

 

7. Sanatçıyı zanaatkardan ayıran temel fark, sanatçının, oluşturduğu ürüne imza atma ihtiyacını hissetmemesidir çünkü imzası olmasa da o ürünün ondan başkasına ait olma olasılığı yoktur.
Bu cümleye göre sanatçıyla zanaatkar arasındaki temel fark aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklanabilir?
A) Evrensellik          B) Ulusallık          C) Etkileyicilik          D) Kalıcılık         E) Özgünlük

 

8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “amaç” belirtilmiştir?
A) Yabancı dilde eğitim yapma çabaları, sadece acıklı ve aşağılayıcı bir manzara değil, kendimizi yok saymanın yeni bir biçimidir.
B) Konuşmalarımı dinleseydiniz, yapıtlarımı okusaydınız felsefeyle sanatı uzlaştırmak istediğimi fark ederdiniz.
C) Bir toplumda herkesin bir açığı, gizlediği bir şeyi olunca kimse kimsenin üstüne gidemez oluyor.
D) Gelişmemiş toplumlarda birey güçsüz olup kendisine yönelik haksızlıklara karşı çıkamayınca ister istemez “tanıdıkların önemi artıyor.
E) Ekonomik krizin etkileri edebî metinlerin temalarını etkilemiş; o güne dek ele alınmamış bir çok tema, edebî metinlerde ele alınır olmuştu.

 

9. I. İyi öykücü, doldurduğu sayfalarla değil; sustuğu yahut kıyıp çıkardığı sayfalarla belli olur.
II. Öykü yazmak, herkesin başarabileceği sıradan bir iş değildir.
III. Öykücü, özlü anlatımla başarıyı yakalar.
IV. Öykücü, gerçekliği olduğu gibi anlatmasıyla değil; kurmacadaki başarısıyla öne çıkar.
V. Öyküdeki olay ve kahramanlar, gerçek yaşamdan alınmalıdır.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
A) I. ve II.          B) I. ve III.          C) II. ve IV.          D) III. ve V.           E) IV. ve V.

 

10. Aşağıdakilerin hangisinde altı çizili sözcükler, tür bakımından aynıdır?
A) O güzel günleri unutmam mümkün değil.
Proje ödevini birlikte yapmamızı o istedi.
B) Bu evde yalnız yaşamanı doğru bulmuyorum.
Kızdı, yalnız niçin kızdığını açıklamadı.
C) Doğum gününde sana ne alayım?
Yıllardır ne aradı ne sordum.
D) Bu büyük acıya artık dayanamıyorum.
Davranışları beni artık iyice rahatsız ediyor.
E) Bu kadar kalın kitabı iki günde nasıl okuyacak?
Nasıl
bir iş aradığını söyler misin?

 

11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
A) Çalışma masasının üstü eski gazete kupürleriyle doluydu.
B) Hukukun üstünlüğü ilkesi, demokrasilerin vazgeçilmez niteliğidir.
C) Kazazedelere yardım eden görevliler, canla başla çalışıyordu.
D) Ben senden ananas değil, Hindistan cevizi almanı istemiştim.
E) Asfalt yol, Ağrı Dağı’nın eteklerindeki bu küçük köyde son buluyordu.

 

s12
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.

 

13. Güneşle köye in, beni bırak da
Küçüle küçüle kaybol ırakta
Bu yolu dönerken arkana bak da
Köşede bir lahza kalıver gitsin
Bu dörtlükte aşağıdaki ses olaylarından hangisi yoktur?
A) Ünsüz yumuşaması
B) Ünlü düşmesi
C) Ünsüz sertleşmesi
D) Ulama
E) Ünlü daralması

 

14. “-ca, -cak, -cık, -msı, -mtırak” ekleriyle sıfatların anlam derecelerinde küçültme ve azaltma yapılır.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uygun bir örnek vardır?
A) En çok, yeni evimizin büyücek bir salonunun olmasına sevinmiştim.
B) Sınav kitapçığının sayfalarını dikkatlice inceleyip soruları çözmeye başladı.
C) Patlayan su boruları yüzünden her tarafta gölcükler oluşmuştu.
D) Bu heykelciklerin bu kadar değerli olduğunu bilseydim daha dikkatli olurdum.
E) Ön yargılarını bir tarafa bırakıp beni azıcık dinlemenizi istiyorum.

 

15. Nasıl bir bitki ancak bir tohumdan fışkırırsa insanın her hareketi de düşünce dediğimiz gizli tohumlardan fışkırır.
Bu cümleyle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) “Ancak” sözcüğü bağlaçtır.
B) Birden fazla sıfat tamlaması vardır.
C) “Nasıl” sözcüğü zarftır.
D) Ad tamlaması vardır.
E) Yapım eki almış birden fazla sözcük vardır.

 

16. (I) Mantar mevsimi gelince iki seçeneğiniz olduğunu anlarsınız: (II) Ya siz mantara gidecekseniz ya da mantarın size gelmesini bekleyeceksiniz. (III) Kasım ayının sonuna kadar neredeyse yirmi çeşit mantar, meraklıları tarafından toplanıyor. (IV) Mantar toplamak, bilgi ve deneyim gerektiren son derece keyifli bir uğraş. (V) Yaprakların ve çalıların arasında saklanan mantarları görmek, çoğunlukla hiç de kolay olmuyor.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümlede zarf-fiil grubu kullanılmıştır.
B) II. cümlede bir edat grubuna yer verilmiştir.
C) III. cümlede zincirleme isim tamlaması vardır.
D) IV. cümlede bir bağlama grubu sıfat-fiil grubunda isim unsuru olarak kullanılmıştır.
E) V. cümlede bir isim-fiil grubu kullanılmıştır.

 

17. (I) Uzun süredir onu süzüyordum.(II) Kenarda ayakta duruyordu.(III) İstese birkaç kişiye yer açtırarak oturabilirdi oysa.(IV) Koyu kahverengi bir takım giymişti.(V) Kumral saçları,rüzgar estikçe uçuşuyordu.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangi ikisinin yüklemi,çatısı bakımından geçişlidir?
A) I. ve III.          B) II.ve III.          C) I.ve IV.          D)II.ve IV.          E) IV.ve V.

 

18. Bu yazarın—-
Bu cümle aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanırsa cümlenin öğe sayısı ,diğerlerinden farklı olur?
A) gazete ve dergi sayfalarında unutulmuş köşe yazılarını bir araya getirerek yayımlamayı düşünüyoruz.
B) romanlarındaki olay örgüleri,İnternetle içli dışlı olan genç okur kitlesinin beklentilerini karşılayacak niteliktedir.
C) mizahi anlatımla oluşturduğu metinler,insana özgü kimi çelişkilere ayna tutuyor.
D) günlük gazetelerde çıkan deneme,makale ve köşe yazılarını okuyarak bilinçlenmiştik.
E) modern romanla mesneviyi kaynaştırmaya çalışması,edebiyat eleştirmenlerinin dikkatini çekmişti.

 

19. (I)Biyografi okuyan bir toplum değiliz ama anekdotu sevdiğimiz kesin.(II)Sanatçıların tuhaflıklarını anlatan anekdotları okumadan duramıyoruz.(III)İnsan,sanatçılarla kendisini ayıran şeyin,bitmek tükenmek bilmeyen bir çalışma azmi olduğunu kabul etmek istemiyor.(IV)Doğuştan gelen bir tuhaflık,mutsuz bir çocukluk içinde beliren sanatkarane alametler,pervasızca laf oturtmalar,fevkalade dışavurumcu acayiplikler,söz konusu kişiyi,kitabından daha esaslı bir şekilde sanatçı kılıyor.(V)Günümüz insanının,sanatçılarla ilgili anekdotlardan oluşan kitapları,biyografi kitaplarından daha çok okumasının temel nedeninin bu olduğunu düşünüyorum.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi yapısı bakımından ötekilerden farklıdır?
A)I.          B)II.          C)III.          D)IV.          E)V.

20. (I) Ben bu şehirde taşların dilini öğrendim. (II) O dilin yanında gökyüzünün yakınlığı, uçsuz bucaksızlığı, erken söken şafağı, dorukları, yalnızlıkları… (III) Dışarıda uyurduk kısa yaz gecelerinde. (IV) Bizler serin fısıltılarla uykuya dalarken, parmaklarımız yıldızlarda kalırdı. (V) Bir daha o parlaklıkta yıldız görmedim.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümle özne, yer tamlayıcısı, belirtili nesne ve yüklemden oluşmuştur.
B) II. cümle eksiltili cümledir.
C) III. cümle kurallı cümledir.
D) IV. cümle fiil cümlesidir.
E) V. cümle olumsuzdur.

21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
A) Hiçbir zaman çalışmaktan şikâyet etmez, işini en güzel şekilde yapmaya özen gösterirdi.
B) Bugünlerde altın dört beş katı değer kazandı.
C) Fotoğraftaki kişiyi ne tanırım ne de gördüm.
D) Yoğun sis nedeniyle meydana gelen kazada çok sayıda can kaybı yaşandı.
E) Yeni yapılan yol, bayramda trafiğe açılacak ancak tır ve kamyonlar kullanamayacak.

 

22. (I) Onunla soğuk bir sonbahar günü Ankara’da tanıştık. (II) Birbirimize kısa sürede ısındık. (III) O, birkaç yıl sonra İstanbul’a yerleşti. (IV) Yavaş yavaş koptuk birbirimizden. (V) Artık birbirimizi ne görüyor ne de konuşuyorduk.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.

 

23. Fiyatlar çok ucuz olduğu için konut satışlarında belirgin bir artış yaşanıyor.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunu nasıl giderilebilir?
A) “artış” yerine “yükseliş” sözcüğü getirilerek
B) “çok” sözcüğü atılarak
C) “ucuz” yerine “düşük” sözcüğü getirilerek
D) “belirgin”den önce “çok” sözcüğü getirilerek
E) “yaşanıyor” yerine “gerçekleşiyor” sözcüğü getirilerek

 

S24
A) I.          B) II.          C) III.           D) IV.          E) V.

 

25. Edebî metinlerle öğretici metinler çeşitli açılardan farklılıklar gösterir. Söz gelimi bu metinlerde farklı söz dizimlerine, farklı ifade kalıplarına, farklı iletilere yer verilir. Bunun temel nedeni, metinlerin oluşturulma amaçlarına bağlı olarak dilin bu metinlerde farklı işlevlerde kullanılmasıdır. Öğretici metinlerde, bilgi verme amacı ön plana çıkar. Bu nedenle de bu metinlerde dil daha çok—  kullanılır. Böyle bir metinle kurmaca dünyanın anlatım olanaklarından yararlanılarak oluşturulan, imgelerle can bulan edebî bir metnin farklı nitelikler taşımasından daha doğal ne olabilir?
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) dil ötesi işlevde
B) şiirsel işlevde
C) heyecana bağlı işlevde
D) alıcıyı harekete geçirme işlevinde
E) göndergesel işlevde

 

26. Çok çeşitli insanlar tanırım. Kimileri yürüme engelli, kimileri görme ya da işitme engellidir. Bazıları vardır ki onlar düşünme engellidir. Çevremizde kimi insanlar vardır ki gördüklerini, duyduklarını, yaşadıklarını kendi bakışlarıyla değerlendiremezler. Epiharmus’un da dediği gibi “İnsan düşünce ile görür ve duyar; her şeyden yararlanan, her şeyi düzene sokan, başa geçip yöneten düşüncedir. Geride kalan her şey kör, sağır ve cansızdır.”
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Alıntıyla düşünceyi pekiştirme
B) Anlamca kesinlik bildiren cümleler kullanma
C) Farklı niteliklerdeki insanlardan söz etme
D) Örneklemelerden yararlanma
E) Varlıklara, insana özgü nitelikler yükleme

 

27. Güz aylarındaydık. Bir akşamüstüydü. Hava kararmış; caddeler, sokaklar, evler kederli bir suskunluğa bürünmüştü. On altı, on yedi yaşlarındaydım. Babamla tartışmış, kapıyı çekip çıkmıştım. Ağır ağır yürüdüğüm karanlık sokaklar öfkemi yatıştırmıştı ama ince ince yağan yağmurun altında üşümeye başlamıştım.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) İkilemelere yer verme
B) Varlıklara, insana özgü nitelikler yükleme
C) Tanımlardan yararlanma
D) Birden çok duyuya seslenme
E) Birinci kişili anlatımla oluşturulma

 

28. (I) Eleştiriyle demokrasi kültürü arasında çok sıkı bir ilişki vardır. (II) Bir ülkede özgür eleştirinin yapılabileceği bir ortam yoksa o toplumda demokrasiden de söz etmeye imkân yoktur. (III) Bir kişi, eleştiriyi, kendisi başkalarına yapınca iyi; başkaları kendisine yapınca kötü bir fiil olarak görüyor ve aile ortamında eleştirilmesine izin vermiyorsa o kişinin demokrasiyi özümsediğinden söz edilemez. (IV) Demokratik toplumlarda siyasetçiler, yazarlar, entelektüeller, sanatçılar, sivil toplum kuruluşlarında görev alan kişiler ve diğer vatandaşlar; siyaset, toplumsal düzen, kültür, sanat, ekonomi vb. alanlarda, şiddeti övmeden ve kimseye hakaret etmeden her tür görüş, öneri ve eleştirilerini açıkça dile getirebilirler. (V) Yaptıkları eleştirilerden ötürü herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmayacaklarını bilirler.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi, düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) I.           B) II.           C) III.           D) IV.           E) V.

 

29. (I) Daha önceki dönemlerde hikâye ve roman alanında eser veren sanatçılar genellikle romanlarıyla ün kazanmışlardır. (II) Hikâyeciliği ise daha önemsiz sayıp onu ikinci bir uğraş olarak ele almışlardır.(III) Ömer Seyfettin, hikâyeciliğiyle ün kazanmıştır.(IV) Hikâye türünün edebiyatımızda tutunup yaygınlaşmasını sağlamıştır. (V) Onun hikâyeleri, ölümünden sonra toplu olarak yayımlanmıştır. (VI) Bu hikâyeler her kesim tarafından beğenilerek okunmuştur.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci pararaf hangi cümleyle başlar?
A) II.           B) III.           C) IV.            D) V.           E) VI.

 

30. Bırakın gençleri, adı sanı duyulmuş şairler bile bir yakınını, benzerini arar hep. Bunu iyi bildiğim için şairlerin hazırladıkları şiir seçkilerini, o şairlerin evrensel şiir ailesinde kimlerle akraba olduklarını anlamak için okurum ben. —. Seçenin zevkini, eğilimini, şiirden neyi anlayıp neyi anlamadığını… Yani şair, sevdiği şairleri söylerken de uzak durduklarını belirtirken de kendi şiirini seçer aslında.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Her şair, kendine özgü bir ölçüt geliştirerek seçki hazırlar
B) Seçkileri okudukça onları hazırlayanların şiir dünyalarına girmiş olurum
C) Her şair, her insan gibi kendi benzerlerini seçmek ister
D) Her seçki, seçilenden çok seçeni gösterir
E) Bütün seçkiler, şairlerin tanıtılmasına az çok katkı sağlar

 

31. Şu kendilerini aydın sananların büyüklenmelerine dayanamıyorum. Birçok okuldan geçmişler, özlerini bezemek için değil; birtakım ayrıcalıklar isteyebilmek, kendilerini başkalarından üstün görebilmek için okumuşlar. Oysa —.
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) öyle kimselerle dostluğum olmaz benim
B) gerçek aydınlar, her yönüyle sıradan insanlardan ayrılırlar
C) gerçek aydınlar; ulusun içine karışabilen, halk için çalışan kimselerdir
D) bizim siyasetçiler, kendilerini halkın üzerinde görüyorlar
E) halk, kendisi için de bir şey isteme hakkına sahiptir

 

32. —. Bir öykü, bir roman, şiir ya da başka türler güncel olmasa da olur. Ama günlük gazeteyi eline alan okuyucu, haberlere şöyle bir göz attıktan sonra
doğru fıkra yazarının kapısını çalacaktır. Güncel konular hakkında onun düşünce ve görüşlerini öğrenmek isteyecektir.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Fıkranın en önemli özelliği güncel olmak zorunda oluşudur
B) Fıkranın anlatımı yalın, dili pürüzsüz olmalıdır
C) İlginç buluşlarla, inandırıcı örneklerle bezenmiş bir fıkra, okuyucu üzerinde etkili olur
D) Okuyucunun güncel konular hakkında bilgisi olmayabilir
E) Fıkra, bilgi vermek amacıyla yazılmaz

 

33. Yazarları ve edebî eserleri değerlendirmeye yönelik, eleştirel boyutlu yazılarda şu türden yargılarla karşılaşırız sık sık: “Yaşadığı çevrenin somut gerçeklerini çarpıtmadan, değiştirmeden öykülerinde yansıtmaya çalışıyor.” Başarısı anlatışından çok, anlattığı olayları, durumları değiştirip sulandırmayışından geliyor.” Bütün bunlar, yazma ve yansıtma edimlerini bütün boyutlarıyla kavrayamadığımızı gösterir. Edebiyat gerçeğiyle yaşam gerçeğini birbirinden ayıramadığımızı da… Çünkü hiçbir edebî eser, gerçeği, daha sınırlı bir söyleyişle yaşamı olduğu gibi göstermez.
Bu parçada asıl vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sanatçılar kimi konularda tartışarak gerçeğe ulaşırlar.
B) Bazı edebî ürünlerde yaşamın her yönünün yansıtıldığı görülür.
C) Edebiyat eleştirmeni yazarı değerlendirirken nesnel ölçütler kullanır.
D) Edebî eser yaşananları değiştirerek yansıtır.
E) Yazarlar eleştirilirken kullanılan ölçütler, gün geçtikçe değişmektedir

 

34. Bir sanatçı, duygu ve düşüncelerini güzel bir şekil ortaya koyabiliyorsa yaşar. Ne kadar doğru, ne kadar derin olursa olsun bir fikir er geç eskir; zamanla çürümeyip doğru kalsa bile yayılır, herkesin malı olur. Büyük sanatçıların dünyayı sarsmış yazılarına bakın, “Bunları da ne diye yazmışlar?” diyeceğiniz gelir. Bir sanatçıyı geleceğe taşıyan; düşündüklerinin doğruluğu, derinliği değil; söyleyişinin güzelliğidir.
Bu parçaya göre bir sanatçının eserlerini kalıcı kılan özellik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Önemli konuları ele alması
B) Anlam yoğunluğunun bulunması
C) Orijinal fikirler taşıması
D) Kanıtlayıcı bir anlatıma yer vermesi
E) Anlatımının güzel olması

 

35. Kimi yazarlar vardır, yazdıklarını beğenirsiniz, sizi heyecanlandırır, duygulandırır onların yazdıkları, Kurguları, yarattıkları karakterler, olay örgüleri, dilleri kusursuzdur. Kimi yazarlar vardır, o güne dek yazılmış ne varsa bir çırpıda değiştirir, yepyeni bir biçem, yepyeni bir anlayışla çıkarlar okurun karşısına. Bu tür yazarları okumakta zorluk çekseniz de yine de takdir edersiniz. Ama kimi yazarlar da vardır ki onları beğenmek, takdir etmekle yetinmezsiniz. Onlar yaşamınızın bir parçası olur. Kitaplarının kapaklarını kapattığınızda çekip gitmezler; her yerde, her zaman sizinle birliktedirler. Sait Faik benim için işte o yazarlardan biridir. O, benim ruh îkizimdir. Edebiyata ve hayata bakışım, onunla aynıdır. Ben İstanbul’u, Beyoğlu’nu, Adaları onunla aynı pencereden görür, aynı hayal ve yaşarım.
Bu parçanın yazarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Sait Faik’in, edebiyatta özgünlüğe ulaştığını düşünmektedir.
B) Dikkatli bir Sait Faik okuyucusudur.
C) Sait Faik’in eserleri konusunda uzmandır.
D) Sait Faik’in yarattığı karakterlerden etkilenmiştir.
E) Sait Faik’le özdeşleşmiştir.

 

36. İnsan, geçmişiyle hesaplaşarak gelişir. En ileri ulusların, geçmişlerini iyi bilen uluslar olması bundandır. Geçmişe bağlı kalmak bir toplum için ne kadar zararlıysa geçmişi yok saymak da o derece zararlıdır. Bilim de düşünce de sanat da tohumları nereden gelirse gelsin ancak belli bir toprağın koşullarıyla yani geçmişiyle uzlaşarak yaratıcı olabilir. Tanzimat’tan bu yana yenileşme çabalarımızın boşa gitmesinin nedeni toprağımızı ve bu toprağın insanını iyi tanıyamamızdır.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) İleri uluslar, bilim ve sanat alanlarında başarılı uluslardır.
B) Uluslar için, geçmişe bağlı kalmak da geçmişi reddetmek de sakıncalıdır.
C) Gelişmiş uluslar, geçmişleriyle uzlaşmış uluslardır.
D) Kendi ulusunu tanımadan girişilen yenileşme çabaları başarısızlıkla sonuçlanır.
E) Bilimde ve sanatta yaratıcılık kendi ulusunun koşullarını bilmekle sağlanır.

 

37. Çağdaş roman tekniklerinden ve Anadolu insanının destan, ağıt, masal ve türkülerinden yararlanarak oluşturduğu üslup, yazarı her bakımdan özgün ve çağdaş bir sanatçı kimliğine ulaştırmıştır. Kurduğu imge ve mit dünyası, benzetmeler, betimlemeler, doğanın tüm yönleriyle anlatımı, kullandığı dil, yerel sözcükler ve deyimler, atasözleri, yakarışlar ve sövgüler, onun anlatımını canlı ve etkileyici kılan özellikler olarak görünmektedir. Anlatımındaki özgünlük, “düşle gerçeği, doğayla insanı iç içe” vermedeki başarısından ve doğayı devingen biçimde anlatmasından kaynaklanmaktadır. Şiirsel anlatımı, olağanüstü düş gücü, binlerce yıllık geçmişi olan epik anlatımı modern romanın anlatım olanaklarıyla özgün bir senteze ulaştırması, onu başarılı kılan nitelikler arasındadır.
Bu parçada sözü edilen yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Şiirlerinde kahramanlık temasını ele aldığına
B) Sözlü anlatım geleneğinde var olan ürünlerden yararlandığına
C) Anlatımda özgünlüğe ulaştığına
D) Eserlerinde halk ağzındaki sözcüklere ve söz öbeklerine yer verdiğine
E) Geleneksel ve modern öğeleri kendine özgü bir şekilde birleştirdiğine

 

38. Tarihî bir olayı konu alan romanlar, hikâyeler, tiyatro metinleri birer edebî eser niteliği taşır. Bunlarda dil nesnel değil, sanatsal ve öznel bir nitelik taşır. Ayrıca bu metinler gerçek bir olaya da dayansa bir bütün halinde yazarın hayal gücüyle oluşturulmuştur. Bu metinlerin amacı tarihsel bilgi aktarmak değil, okura estetik bir yaşantı sunmaktır.
Bu parçada sözü edilen sanat eserleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Bilgi aktarmak için değil, okura sanatsal bir zevk tattırmak için oluşturulduğu
B) Gerçeklerden yola çıkılsada yazarın düş gücüyle oluşturulduğu
C) Sanatsal bir üsluba yer verildiği
D) Tarihin bilinmezlerine ışık tuttuğu
E) Okurda güzellik duygusu uyandırdığı

 

39. Türkçe, az sözle çok şey anlatmaya oldukça elverişlidir. Az sözle çok şey anlatınca anlatım yoğunlaşmış olur. Yoğun anlatım, söyleyiş güzelliğini doğurur. Bu durum, şiirsel bir söyleyişi de mümkün kılar.
Aşağıdaki cümlelerden hangisi bu parçada anlatılanlara örnek oluşturmaz?
A) Eskimiş fikirler paslanmış çivilere benzer, bunları söküp atmak çok güçtür.
B) Gülmek bir güneştir, insanın yüzünden hüzün ve keder kışını kovar.
C) Hiç kimse, başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır.
D) Dünyayı pembe gören de belki kara gören kadar yanılmıştır ama ondan mutlu yaşamıştır.
E) Sanat yapıtlarının özgün olması gerektiği tekrarlanır durur.

 

40. Türk şiirinde yüzyıllar boyunca iki ölçü (vezin) kullanılmıştır: Hece ve aruz. Hece ölçüsü, bir şiiri oluş-turan mısraların hece sayılarının birbirine eşit olması anlayışına dayanır. İslamiyet öncesi Türk şiirinde ve İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı Dönemi halk şiirinde bu ölçü kullanılmıştır. Günümüz şairleri arasında şiirlerini hece ölçüsüyle yazan pek çok şair vardır. Aruz, İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı Dönemi’nde divan edebiyatı şairlerince kullanılan şiir ölçüsüdür. Bu ölçü, hecelerin açıklık-kapalılık ve uzunluk-kısalığına dayanır.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Türk şiirinde ahenk unsurları
B) Türk edebiyatının dönemleri
C) Türk şiirinin kaynakları
D) Eski Türk edebiyatında ölçü ve uyak
E) Türk şiirinde kullanılan ölçüler

Cevap Anahtarı

cevaplar

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz