Custom Search

TYT Türkçe Deneme Çözümlü – 4

30 Mayıs 2016

1. Kuşkusuz, yetenek yetmez bir insanı şair etmeye. Bir şiir yazarken, yetenek, başlama vuruşundan farklı bir işlev görmez. Şiir maçını iyi bir skorla kazandıracak olan, sonsuz bir iştahla edinilen bilgidir, bunun sonucu olarak da birikimdir.
Bu parçada geçen “şiir maçını iyi bir skorla kazanmak” sözüyle anlatılmak istenen nedir?
A) Şiirde bilgiye yetenekten daha fazla önem vermek
B) Nitelikli şiirler yazarak beğenilen bir şair olmak
C) Kendi şiir dilini oluştururken usta şairlerden yararlanmak
D) Şiirlerinde yaşadıklarından ve birikimlerinden söz etmek
E) Hikâyeye özgü olay örgülerini şiirde de kullanmaya çalışmak

 

2. Dil konusunu “ek, kök, tür, öge” çerçevesine hapsetmek, Mehmet Kaplan’ın ifadesi ile “tuğlaları incelemek için binayı tepemize yıkmak” anlamına gelir.
Bu parçada Mehmet Kaplan’ın “tuğlaları incelemek için binayı tepemize yıkmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Dil bilgisi kurallarını iyi bilmemek
B) Türkçeye gereken önemi vermemek
C) Parçayı ele almak için bütüne zarar vermek
D) Bütün güzelliğine önem vermek
E) Bir konuyu iyi incelemeden karar vermek

 

3. Hüseyin Rahmi, yaşamı boyunca kalemiyle geçinmiş, yaşarken adını duyurmuş romancılarımızdandır ama Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra Hüseyin Rahmi’nin yıldızı sönmeye başlar.
Bu cümledeki altı çizili sözün yerine aşağıdakilerden hangisi getirilirse cümlenin anlamı değişmez?
A) yazma gücünü yitirmeye
B) konu sıkıntısı çekmeye
C) ününü kaybetmeye
D) yazmaktan vazgeçmeye
E) farklı alanlara yönelmeye

 

4. (I) 1940’larda neredeyse salgın hâlinde taklit edildi Garip şiiri. (II) Ölçü, uyak derdinden kurtulmuştu öykünenler. (III) Daha önce derleme duygular, düşüncelerle ölçülü ve uyaklı yazmaya çalıştıkları sözleri, bu kez gelişigüzel, satırları alt alta getirerek karalıyorlardı. (IV) Bu durum Garip şiirinin, 1940’tan sonra Türk şiirini, geniş ölçüde etkilediği biçiminde değerlendirildi. (V)
Bu parçadaki numaralanmış yerlerden hangisine “Bu salgının baş nedeni kolay sanılmasıydı.” cümlesi getirilebilir?
A) I.          B) II.           C) III.           D) IV.           E) V.

 

5. I) Orhan Kemal, o çetin yaşam savaşının içinde bir “halk yazarı”nın nasıl olabileceğini gösterdi hepimize. (II) Çoğu zaman duyguda ve düşüncede derin olmamakla eleştirdiğimiz halkın kalbine dilindeki şefkatle, yaklaşımındaki merhametle dokunmayı bildi. (III) Bu, hepimiz için örnek alınması gereken bir tutum elbette ama aynı zamanda da hiç unutulmaması gereken büyük bir ders. (IV) Ucuzluğa ve yüzeyselliğe düşmeden ama “yüksek edebiyat” kaygısı da gütmeden yazılan bir yazının halk için de okunaklı olabileceğini biz Orhan Kemal’den öğrendik. (V) Daha da öğreneceklerimiz vardı ama araya hayatla, insanla, ülkenin ve halkın sorunlarıyla ilgilenmemeyi erdem sayan başka edebiyat anlayışları girdi.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde Orhan Kemal’den yeterince yararlanılamadığından söz edilmiştir?
A) I.           B) II.           C) III.          D) IV.           E) V.

 

6. (I) Doğru yazmak bir zevk olmalıdır, ceza çeker gibi yazı yazılır mı? (II) Yazmanın zevki, bir çırpıda yazmak mıdır? (III) Bir kere yazarsınız, beğenmezsiniz yazdığınızı silersiniz, yırtarsınız, hangi kelimeyi kullanacağınızı uzun uzun düşünürsünüz. (IV) Uygun kelimeleri bulursanız bir sevinirsiniz ki! (V) Bu sevinç, size çalışma üretme gücü verir. (V) Gustave Flaubert çok zor yazarmış, boyuna değiştirir, düzeltirmiş yazdıklarını, öyle uğraşırken o da bir zevk duymuyor muydu?
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde koşula bağlılık söz konusudur?
A) I.          B) II.           C) III.           D) IV.           E)V.

 

7. Şair “Edebiyata tazekan aranıyor.” anonsuna “Aranan kan bulunmuştur. O kan, bende var.” cevabını veren ve bunu kanıtlayabilen kişidir.
Bu cümleye göre şairlerde bulunması gereken nitelik, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Edebiyata yenilik ve canlılık getirmeleri
B) Güncel temaları ele almaları
C) Toplum ve insan sorunlarına değinmeleri
D) Geçmişle geleceği birleştirmeleri
E) Edebiyat dünyasında kalıcı olmaları

 

8. I. Roman, kendi hikâyemizi başkalarının hikâyesi gibi anlatabilme hüneridir.
II. İyi roman, okuyucuyu olduğu yerde bırakmayan romandır.
III. Romanlar, okuyucusunu gidemeyeceği yerlere götürür, tanışamayacağı insanlarla tanıştırır.
IV. Romanlar, içlerine mutlulukla girdiğimiz yeni dünyalardır.
V. Roman, okuyucusunu değiştirip dönüştürebiliyorsa başarılıdır.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri birbirine anlamca en yakındır?
A) I. ve III.           B) II. ve IV.           C) I. ve V.          D) II. ve V.           E) III. ve IV.

 

9. I. Siyasi ve sosyal kargaşaların yaşandığı bir ortamda sanatçılardan özgün eserler üretmelerini beklemek, gerçekleşmesi olanaksız bir beklentidir.
II. Bunalım dönemlerinde edebiyattan şiire, sinemadan müziğe birçok alanda yetkin yapıtlar üretildiğini söylemek gerçeklerle çelişmez.
III. Kargaşa, şair için çıkmaz bir sokak değil, özgün imgelerin yaratılmasına olanak sağlayan geniş bir yoldur.
IV. Büyük romancıların önemli bir kısmı, en nitelikli yapıtlarını buhran yıllarında yaratmışlardır.
V. Sanatçıların, özellikle de edebiyatçıların kaostan beslendikleri yolundaki görüş, gerçekliğini her gün biraz daha pekiştiriyor.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi anlam bakımından ötekilerle çelişmektedir?
A) I.          B) II.          C) III.           D) IV.           E)V.

 

10. Doğu edebiyatlarında ismi sıkça anılmasına rağmen hep “Binbir Gece Masallarının gölgesinde kalan bu kitap, Behçet Necatigil tarafından günümüz Türkçesine çevrilmiş. Necatigil, kitaba yazdığı ön sözde özellikle halk masalı olarak günümüze ulaşan pek çok hikâyenin asıl kaynağının “Tûtînâme” olduğunu vurguluyor.
Bu parçada aşağıdaki ses olaylarından hangisi yoktur?
A) Ünlü daralması           B) Ünsüz sertleşmesi           C) Ünlü düşmesi           D) Ünsüz yumuşaması           E) Ünsüz düşmesi

 

11. (I) Temmuz ayının ilk günleridir. (II) Birinci Dünya Savaşı’nın patlamasına bir kaç gün kala, aile Kerkük’e taşınır. (III) Ailenin üç evi olacakdır Kerkük’te. (IV) Evlerden biri havuzlu, büyük bir evdir. (V) Havuz da kırmızı balıklar vardır.
Yukarıdaki cümlelerin hangilerinde yazım yanlışı yoktur?
A) II. ve III.           B) I. ve IV.           C) III. ve V.          D) I. ve II.           E) IV. ve V.

 

12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
A) Kuş, açık kalan pencereden mi girdi içeriye?
B) Yarınki sınava çok güzel hazırlandım.
C) Yönetmeliği hazırlayan kişilerde yanlışlarının farkında.
D) Senin için bir de şiir kitabı aldım.
E) Hocamız, birçok araştırmacının yetişmesine katkıda bulunmuştur.

 

13. Kennedy () Küba’ya yönelik Domuzlar Körfezi Harekâtı’nın başarısızlığı üzerine hesap vermek için medyanın karşısına çıktığında sözlerine şu cümleyle başlamıştır () “Zaferin yüz babası varken yenilgi yetimdir.” Kenndy’in bu cümlesi, insanlık tarihi boyunca test edilip onaylanmış bir gerçeğin en özlü ifadesi değil midir () Bence öyledir. Bunu nereden mi biliyorum () Çünkü insanı ve insanlık tarihini iyi biliyorum.
Bu parçada ayraçlarla gösterilen yerlere aşağıdakileri hangisinde verilen noktalama işaretleri sırasıyla getirilmelidir?
A) (,)(;)(!)(!)          B) (;)(:)(?)(?)          C) (,)(:)(?)(?)          D) (,)(:)(!)(!)          E) (,)(;)(!)(?)

 

S14
A) I.         B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.

 

15. Yanlıştır yayımlanmamış bir şiiri başka bir şaire göstermek. Kişilik uçup gidebilir böyle bir durumda.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine örnek vardır?
A) İsim-fiil grubu          B) İsim tamlaması          C) Sıfat-fiil grubu          D) Bağlama grubu          E) Zarf-fiil grubu

 

16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden çok sıfat, bir adı nitelemiştir?
A) Buğulu sonbahar akşamlarında fasıllar kurardık can cana.
B) Sevda kıvamında türküler söylenirdi her evde.
C) Deniz mavisi düşlere vururduk kendimizi usulca.
D) Her türkünün sonunda, uzun, ince yollar düşerdi aklımıza.
E) Solgun yıldızlarda uzak ümitler titreşirdi her gece.

 

17. Bir yazı, bir şiir okursunuz; içinizde bilgi birikimi meydana gelir ama bunun ne zorlu kazılar, yontmalar sonucunda ortaya çıktığını düşünmezseniz.
Bu cümle ile ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) Sıfat vardır.
B) Zarf-fiil vardır.
C) Belirtisiz ad tamlaması vardır.
D) Zarf kullanılmıştır.
E) İşaret zamiri kullanılmıştır.

 

18. Kasabanın o küçük ve sıcak çay evine hiç gitmedim.
Bu cümlenin öge dizilişi aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
A) Özne, nesne, yüklem
B) Nesne, zarf tümleci, yüklem
C) Dolaylı tümleç, özne, yüklem
D) Nesne, zarf tümleci, yüklem
E) Dolaylı tümleç, zarf tümleci, yüklem

 

19. Cahit Sıtkı Tarancı; hayatı alabildiğine seven, onu doya doya yaşamaya çalışan, dünya nimetlerine tutkun bir kişiliğe sahiptir.
Aşağıdaki cümlelerden hangisi öğelerinin sıralanışı yönünden yukarıdaki cümle ile özdeştir?
A) Sanatçılarımız, toplum sorunlarından habersiz gibi davranıyor.
B) Onların devamlı bizim davranışlarımızı eleştirmesinden rahatsız oluyoruz.
C) Onun alın yazısı da tenhalarda yalnız yalnız dolaşmakmış.
D) Dünkü maça takımın en önemli oyuncularından hiçbiri katılmamış.
E) Ben, azmin elinden hiçbir şeyin kurtulmayacağına inanıyorum.

 

20. Ilık bir şubat sabahıydı. Yalancı bir bahar havasıyla karşılamıştı bizi Akdeniz. Nem sinmiş makiliklerden yükselen kokular başımızı döndürmüştü. Ankara’dan yola çıkarken kar atıştırıyordu oysa.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Fiil cümlesi          B)Sıralı cümle          C) Devrik cümle          D) Birleşik cümle          E) İsim cümlesi

 

21. (I) Köyden uzaklaştıkça çimenlerin yerini yaylanın kan alıyor. (II) İnsanların sıcaklığı da havanın soğukluğuyla yer değiştiriyor. (III) Yol boyunca gördüğümüz renkler üç sayısıyla sınırlı: Yerdeki karın beyazı, çam ağaçlarının yaz kış eksilmeyen yeşili ve gökyüzünün mavisi… (IV) Fakat burada gökyüzünü mavi görüp de aldanmamak lazım. (V) Baharın kıştan ödünç aldığı bugünde her tarafımız soğuktan kaskatı kesiyor.
Bu parçayı oluşturan cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) I. cümle zarf tümleci, belirtili nesne, özne ve yüklemden oluşmuştur.
B) II. cümlenin öznesi belirtili ad tamlamasıdır.
C) III. cümlenin yüklemi addır.
D) IV. cümle basit bir cümledir.
E) V. cümlede pekiştirilmiş sözcük zarf tümleci görevindedir.

 

22. (I) Edebiyat dünyasında silinmez izler bırakmak isteyen bir şair, kendi şiir dilini oluşturmak zorundadır. (II) Yani şiirde dil ve anlatım, temadan önemlidir. (III) Çünkü şiire tema bakımından yenilik getirmek çok güçtür. (IV) Ama romanda ise bunun tam tersi bir durum söz konusudur. (V) Roman, tema bakımından yeniliklere en açık metin türüdür.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E)V.

23. Yapıtın ezgilerindeki kıvraklık, onu seslendirenlerin katkısıyla dinleyicileri adeta büyülenmişti.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisiyle giderilebilir?
A) Cümlenin yüklemi etken çatıya dönüştürülerek
B) Cümledeki virgül kaldırılarak
C) “dinleyicileri” kelimesindeki “-i” durum eki çıkarılarak
D) “adeta” sözcüğü cümleden çıkarılarak
E) “katkısıyla” sözcüğü yerine “desteğiyle” sözcüğü getirilerek

S24
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.

 

25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Bu konuda herkes aynı şeyi söylüyor.
B) Ne yapacağınızı çok merak ediyorum.
C) Sizden hoşlanmamış, beğenmemiş de olabilir.
D) İki delikanlı kalkıp adama yardım etmek istedi.
E) Bütün gözler bir anda yeni gelene çevrildi.

 

26. Modern Türk şiirinde entelektüel uçlarını abartmadan ve yapaylığa düşmeden şiir yazmış, bu konuda öncü olmuş adların sayısı azımsanmayacak ölçüdedir. İlk akla gelenlerden başlayacak olursam Oktay Rifat’ı, Behçet Necatigil’i, Turgut Uyar’ı, Ece Ayhan’ı, Cemal Süreya’yı, Attilâ İlhan’ı anabilirim. Kendi kuşağımdan ya da bir sonraki kuşaktan ise Ali Cengizkan, Hüseyin Ferhad ve Haydar Ergülen üstünde durabilirim ilk anda.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden belirgin biçimde yararlanılmıştır?
A) Karşılaştırmadan
B) Tanık göstermeden
C) Benzetmeden
D) Kişileştirmeden
E) Örneklendirmeden

 

27. (I) Gerçeğin yeniden üretilmesi, yansıtma süreci içinde bir dönüşüme uğratılması, onun yaşamdan kopması anlamına gelmez. (II) Tersine, gerçeğin bütünlük kazanmasını sağlar; inandırıcı kılar onu. (III) Bu da her şeyden önce imgesellikle gerçeği yoğurmanın sonucunda gerçekleşir. (IV) Genel gözlemler içinde bir başka yazar da aynı sonuçlara varacaktır. (V) Kısacası, gerçek, imgeselle kaynaştırılmamışsa tam bir gerçekliğe varılamaz.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?
A) I.           B) II.           C) III.           D) IV.          E) V.

 

28. Bir şair olarak niçin “Eleştirmenlerin dediklerine kulak asmayın.” diyorum? Şiir kişi için yazılmaz da ondan. Her eleştirmen, her okur, şiirden ayrı bir dünyaya ulaşabilir. Okur, eleştirmenin bireysel yorumuna boyun eğerse, bağımsız değerlendirme yapma olanağını da ortadan kaldırmış olur. Sözü şuraya getiriyorum: —.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Eleştirmenler, şiirleri doğru değerlendiremezler
B) Şiir üzerine yazılmış yazılar yerine şiirin kendisini okuyun
C) Şiirin anlamı, kişiden kişiye değişir
D) Şiir, herkesin anlayabileceği bir tür değildir
E) Eleştirmenlerin de yetersiz kaldıkları noktalar vardır

 

29. En sıradanından en şaheserine kadar, tüm filmlerin ortak bir yanı vardır: Seyirciye bunun bir film olduğunu hissettirmemek. Bu yüzden, berbat bir filmde bile, kameranın yansıması ve gölgesini göremezsiniz. Kamerayı göstermek demek, bütün bu seven, üzülen, gülen, ağlayan, acı çeken, kahrolan, sevinçten ne yapacağını şaşıran insanların —.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre, aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) yaşama koşullarını düşünmemek, onları bir eli yağda bir eli balda kişiler zannetmektir
B) birer oyuncudan ibaret olduğunu ve sadece ellerine verilen metni okuduklarını göstermek demektir
C) aslında gerçek yaşamda da var olan, hatta çok yakından tanıdığımız kişiler olduğunu fark etmek anlamına gelir
D) geçmiş çağlarda yaşamış, günümüz toplumunun yadırgadığı sanatçılar olduğu gerçeğini kabul etmektir
E) sahne tozu yutmuş, oyunculuk yeteneği olan figüranlar olduğunu görmezlikten gelmek demektir

 

30. Tarihin ilk dönemlerinden itibaren altın, gümüş gibi ziynet eşyaları ile kadınlar bir arada anılır. Bir kadın altından ne bekler, kendisini onunla nasıl özdeşleştirir, altında ne arar, ne bulur? — Bazı kadınlar kişiliklerini ifade edecekleri bir araç olarak görür altını. Kimileri altın takarak kendilerini göstermek ister. Bazı kadınlar ise başkalarının kendilerini fark etmelerini istedikleri için altın takar. Bazı yörelerde ise zenginlik göstergesi olması açısından ön plana çıkarılır.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Gerçekten de altın, her dönemin ticaret aracıdır.
B) Elbette ki bu sorulara farklı cevaplar vermek mümkündür.
C) Her kadın, güzelliğini farklı bir yolla korumaya çalışır.
D) Altını değerli kılan şeyin ne olduğunu anlayamıyorum.
E) Bu sorular, insanı çok sıkmaktadır.

 

31. Usta şairler, genç şairlerden gelen “—” teklifini hiç düşünmeden geri çevirmelidirler. Ben böyle yapıyorum. Niçin mi? Çünkü bu teklifi kabul etmek, senin sesinin genç şairin sesini bastıracağını baştan kabul ettiğin anlamına geliyor. Ona ait ne varsa sana ait olanın altında ezilip kaybolacak. Onun şiirini düzelteyim derken sen aslında kendi şiirini yazacaksın.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Şiirlerimdeki imgeler konusunda neler düşündüğünüzü söyler misiniz?
B) Şiirlerimi kendi şiirlerinizle kıyaslar mısınız?
C) Şiirlerimi bir dergide yayımlamam konusunda bana yardımcı olur musunuz?
D) Şiirlerimi okuyup yanlışlarımı düzeltir misiniz?
E) Şiirlerimde ses-anlam kaynaşmasını sağlamak için nasıl bir yol izlemem gerektiğini söyler misiniz?

 

32. Şiir değiştirir insanı. Bir okuyucu, sevdiği şairi tanımadan başka, tanıdıktan sonra başka bir insandır. Çok sevdiğiniz, sizi sarhoşa çeviren şiirlerle ilk karşılaşmalarınızı düşünün. Gece ise uykunuz açılmıştır. Bir daha, bir daha okumak, ezberlemek, yakınlarınıza dinletmek istersiniz okuduğunuz şiiri. Şiirin size verdiği coşkunun nedeni, duyarlılığınızı dile getirmesi, kendinizde var sandığınız duyguları çözümlemesidir.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şiir ezberlemek
B) Şiir ve insan
C) Şiirin özellikleri
D) İnsan kişiliği
E) Ruhsal yolculuğumuz

 

33. On dört yaşında bir çocuk ameliyat yapmak istediğini söylerse gülüp geçeriz, ısrar ederse kendisine doktorluk tahsili yapmadan bu işte nasıl başarılı
olabileceğini sorarız. Fakat on dört yaşında bir çocuk şiir yazmak istediğini söylerse doğal karşılarız onu, çoğunlukla teşvik ederiz ve yazdıklarını beğeniriz çünkü biz de o çocuk gibi şiir yazmanın özel bir bilgi gerektirdiğini bilmiyoruz. Her insanın doğuştan bu işte tecrübeli olabileceği düşüncesine kapılıyoruz.
Bu parçada yazarın eleştirdiği düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Çocukların şiir, roman gibi sanat türleri ile uğraşmaları
B) Sadece belli bir kesimin edebiyatla uğraşması
C) Doktorluk ve edebiyatın çok zor alanlar olmaları
D) Doktorluk ve şairliğin ön hazırlık ve eğitim gerektirmesi
E) Şiir yazmanın bilgi gerektirmediğinin, doğuştan kazanılan bir yetenek olduğunun düşünülmesi

 

34. İnternet, hem bilgiye erişimi hem de iletişimi kolaylaştırdı. Elektronik mektup, sesli ve görüntülü iletişimi olanaklı kılan bilgisayar programları ve sosyal iletişim ağları sayesinde binlerce insan birbiriyle haberleşebiliyor, düşüncelerini paylaşabiliyor, sohbet edebiliyor. Fakat bu arada kullanılan dil de Türkçe olmaktan çıkıyor. Düzgün Türkçe kullanmak çok zor olduğundan mıdır yoksa karşıdakine şirin görünme hevesinden midir bilmem ama çoğu insan maalesef İnternette Türkçeyi katlediyor. Alfabemizde olmayan harfler, mevcut harflerin yerine kullanılıyor (v yerine w, k yerine q), bazı harfler kelimelerden atılıyor (geliyorum yerine geliom) ya da o harflerin yerine başka harfler kullanılıyor (seviyorum yerine sefiom, canım yerine janem), cümlenin yarısı Türkçe yarısı başka bir dille kuruluyor (okeydir abi ben olayı finişledim geliyorum)… Bu liste daha da uzatılabilir.
Bu parçanın bütününde aşağıdakilerin hangisinden yakınılmaktadır?
A) Günlük hayatta Türkçeyi doğru kullanmaya çalışan kişilerin sayısının her geçen gün azalmasından
B) İnternet ortamında sohbet edilirken yabancı dillerin kullanılmasından
C) İnternetle yapılan iletişimlerde Türk alfabesinde olmayan harflerin kullanılmasından
D) İnternette yazışarak sohbet ederken bazı harflerin kelimelerden atılmasından ya da o harflerin yerine başka harflerin kullanılmasından
E) İnternet aracılığıyla iletişim kurulurken Türkçenin doğru kullanılmasına özen gösterilmemesinden

 

35. Düşünceyi ortaya çıkaran, ileri götüren, onun kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan yalnızca dildir. Düşünce ve konuşma, karşılıklı olarak birbirlerini etkilediklerinden her ikisinin gelişimi, birbirlerine bağlı olarak sürekli bir ilerleme gösterir. Büyük düşünürler, büyük düşünce yapıtlarını, ancak yetkin bir dil aracılığıyla kurabildikleri gibi gerçek bir düşünce etkinliğini de ancak dilini geliştiren toplumlar gösterebilmektedir.
Bu parçada vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Her dilde büyük eserler yaratmak mümkün değildir.
B) Dili geliştirmek, gelişmiş kafaların, sanatçıların işidir.
C) Düşüncenin, gelişmesi ve taşınması dilin gelişimiyle doğru orantılıdır.
D) Kimi toplumlar dillerini geliştirmek konusunda yetersizdir.
E) Sanatın gelişimi, kimi zaman bilimin gelişiminden daha güçtür.

 

36. Latife Tekin belli bir üslup geliştirmekten bile kaçındı. Her romanında değişik bir üslup arayışına girdi. Romancılar gibi bir plan çizip kişilerini belirlemedi. Olay örgüsü üzerinde ön çalışma yaptığını da sanmıyorum. Anlatırken dille, bir yumakla oynar gibi oynuyor ve arkasını şiir yazar gibi getiriyor. Hiçbir yönden kendini yinelemeye katlanamıyor.
Bu parçada “Latife Tekin” ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Diğer romancılardan farklı bir yol izlediğine
B) Akıcı bir anlatımının olduğuna
C) Anlatımında yeni sözcüklere yer verdiğine
D) Kendini sürekli yenilemeye çalıştığına
E) Yazacakları konusunda plan yapmadığına

 

37. Gerçek bir bilim adamının ilk özelliği, düşünceye saygılı olmasıdır. Bu özelliği taşıyan bilim adamı, uzlaşmadığı bir düşünceyi çürütme gereğini duydu mu işe önce onu derinlemesine incelemekle başlar. Düşüncenin kendince benimsenmesi olanaksız görülen yanlarını ortaya koyar. Ama onu hor görmez. Bugünün yanlışından yarının gerçeğini selamlar.
Bu parçada sözü edilen bilim adamıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Yanlışlardan, gerçeğe ulaşmakta yararlandığı
B) Farklı düşüncelere karşı hoşgörülü olduğu
C) Katılmadığı düşünceleri küçümsemeden çürütmeye çalıştığı
D) Zamana ve duruma uygun tavırlar aldığı
E) Katılmadığı düşünceleri derinlemesine incelediği

 

38. Hayatin gerçekleriyle karşılaşıldığında insana farklı yollar sunması, okumanın doğal bir sonucudur. Bunun yanında okuma yoluyla kendilerine sanal bir dünya kuranlar, gerçeği ıskalarlar. Gerçek bir okuma; hayattan uzaklaştırmaz, hayatın çekilmezlerini çekilir kılar. Hayat karşısındaki duruşumuza, bakışımıza bir tarz kazandırır.
Bu parçadan okuma ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) İnsana farklı bakış açıları kazandırdığı
B) Okuduklarından gerçek olmayan dünyalar kuranların olduğu
C) Gerçek okumanın, insanı hayattan uzaklaştırmadığı
D) Okuyucuyu geleceğe hazırladığı
E) Hayat karşısında insana bir stil kazandırdığı

 

39. Bir simge olarak “kalp”, bütün göstergeler gibi, kendisi dışında bir başka şeyi düşündürür. Bu gösterge hemen hemen bütün kültürlerde “aşk”ı çağrıştırır, “aşk”ın yerini tutar. Askerdeki bir gencin sevgilisine yazdığı mektubun bir köşesine çizdiği basit kalp figürü, İnternet aracılığıyla anlık haberleşenlerin birbirlerine gönderdikleri kalp görselleri, insan zihninde bir organı, biyolojik bir varlığı değil, duygusal bir değer olan aşkı çağrıştırır. İşte insan zihninde oluşan bu anlama, bu içeriğe, bu çağrışıma gösterge biliminde — denir.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) gösteren          B) gösterilen          C) kavram          D) bağlam          E) gönderge

 

40. Şiir kitaplarının satmadığını biliyor musunuz? Şiir kitabını yayınevleri basmıyor, basılsa da dağıtım şirketleri kabul etmiyor. Çünkü satın alanı, okuyanı yok. Bu yüzden sanki “ölü şairler ülkesi”yiz. Yaşayan şairlerimiz, bir elin birkaç parmağı kadar. Ölü şairlerimiz de zaten şiirden para kazanmadılar. Çoğu yokluk, yoksulluk içinde ölüp gitti. Bu konuda Divan şairleri daha şanslı. Sultanlar, şairleri himaye etmiş, onlara da insanca bir yaşam fırsatı tanımışlar.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?
A) Şiir kitabı basmak, yayınevlerince kârlı bir yatırım olarak görülmemektedir.
B) Günümüz okuru, şiir türüne fazla ilgi göstermemektedir.
C) Divan şiiri günümüz şiirinden daha gelişmiş bir şiirdir.
D) Okurun, şiire uzaklığından dolayı şairlerin sayısı giderek azalmaktadır.
E) Günümüz şairlerinin yaşam standartı düşüktür.
türkçe ygs 4 cevap anahtarı

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz