Custom Search

YGS Türkçe Deneme Çözümlü – 6

30 Mayıs 2016 tarihinde tarafından eklendi.

1. Hak ettiğinden daha büyük yer kaplayan hiçbir şeyi sevmem ben. Evde bir yığın mukavva kutu görünce nasıl sinirlenirsem içlerinde bir şev olmayan, büyük sözcüklerden oluşmuş yargılar görünce de öyle sinirlenirim.
Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Anlamca zengin olan fakat anlatım güzelliğine sahip olmayan cümleler
B) Gösterişli kelimelerden oluşan ancak anlamdan yoksun olan cümleler
C) Çok uzun olan ve gereksiz sözcük kullanımının bulunduğu cümleler
D) Düşüncenin zenginliğiyle değer kazanan cümleler
E) Çağrışım özelliğine sahip sözcüklerle kurulmuş cümleler

 

2. O gün bana söylediklerin de öyle yenilir yutulur değildi.
Altı çizili sözün cümleye kattığı anlam, aşağıdakilerden hangisinde vardır?
A) Nedenini bilmediğim tavırlar sergiliyorsun.
B) Sana karşı çok ağır konuştuğumu, senin onurunu kırıcı sözler söylediğimi biliyorum.
C) Anlam veremediğim davranışların var, nedeni ne?
D) Canını sıkan bir şey varsa söyle halledelim.
E) Söylenenlere herkes kendince bir yorum getiriyor, öyle değil mi?

 

3. (I) Bugün aydın geçinen birçok kimsenin, okumayı modası geçmiş bir bilgilenme yolu saydığına tanık oluyoruz sık sık. (II) Ne gereği var öyle uzun uzun okumanın, televizyondaki açık oturumları, konuşmaları, dizileri, maçları, eğlence programlarını izlemek varken. (III) Dünyayı ayağınıza getiren büyülü kutu ne güne duruyor odanızın baş köşesinde?(IV) Ne yazık ki böyle düşünenlerin sayısı az değil.(V) Kitle iletişiminin bu yöndeki son gelişmelerine baktıkça okumaya neredeyse karşı bir çağda, daha da büyüyor okumanın önemi.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde yazar, katılmadığı görüşleri, kendi görüşüymüş gibi söylemiştir?
A) I. ve II.          B) II. ve III.          C) III. ve IV.          D) I. ve IV.          E) I. ve V.

 

4. Alain: “Eflatun üzerine yazılmış on eser okuyacağınıza, Eflatun’u on kere okuyun.” der, çünkü —
Yukarıda boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) iyi yazar, kimlere seslendiğinin bilincindedir
B) onun eserleri, her yaş ve kültürden insana seslenir
C) yazar, döneminin özelliklerini eserlerinde gerçekçi bir dille anlatmıştır
D) eleştirmenlerin değerlendirmeleri güvenilir değildir
E) hiçbir yorum, eserin kendisi kadar öğretici olamaz

 

5. (I) Bana büyük işler yapmak olanağını verselerdi neler yapardım, deriz. (II) Önce siz kendi hayatınızı düşünmeyi, düzenlemeyi bildiniz mi? (III) Kendi hayatınızı kurmak için çaba harcamalısınız. (IV) İşlerin en büyüğünü görmek için büyük fırsatlar beklememelisiniz. (V) Hangi mevkide olursa olsun, perde arkasında da perde önünde de insan kendini gösterir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde amaç anlamı vardır?
A) I. ve II.          B) II. ve III.          C) I. ve IV.          D) III. ve IV.          E) IV. ve V.

 

6. Şairler, insanı hayatın dar ve sıkıcı kalıplarından  kurtararak geniş bir çevre gerçeği içinde ele alırlar. Önümüze geniş bir harita açmaya çalışırlar. Bu, hem görünen hem de görünmeyen bir haritadır. Şairlerin şiirde kullandıkları her sözcük, her imge okurlar için bir işaret taşıdır. Bu taşlara bakarak onların ifade ettiği gerçeklerden yola çıkarak buluruz zaman ve mekân içerisindeki yolumuzu.
Bu parçada geçen “Şairlerin şiirde kullandıkları her sözcük, her imge okurlar için bir işaret taşıdır.” cümlesiyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şairlerin kullandıkları sözler, insanlara yön veren göstergelerdir.
B) Şiirde kullanılan bütün sözcükler şairin hayatındaki önemli dönüm noktalarını anlatır.
C) Şairler, özgün eserler yaratmak için kelimeleri çok farklı sekillerde kullanırlar.
D) Her sözcük, kullanıldığı şiir için haritada kullanılan işaretler kadar önemlidir.
E) Şairin, okuyucuları istediği yöne çekebilmek için kullandığı özel sözcükler vardır.

 

7. (I) Daha çok romanlarıyla tanıdığımız Rıza Kıraç, “Sinemayı Yazan Adam” isimli kitabıyla Türkiye’de sinema yazarlığını meslek hâline getiren Atilla Dorsay’ın bilinmeyen yanlarını sunuyor okura. (II) İki ayı söyleşiyle geçen toplam sekiz aylık bir çalışmanın ürünü olan “Sinemayı Yazan Adam”ın amacı, okurun belleğinde ayrıntılı bir Atilla Dorsay portresi yaratmak. (III) Ülkemizde kırk yılı aşkın süredir sinema üzerine yazılar kaleme alan nadir isimlerden biri olan Atilla Dorsay, Rıza Kıraç’ın sorularına verdiği samimi cevaplarla kişisel tarihiyle yüzleşiyor. (IV) Dorsay’ın anıları sadece yedinci sanat meraklılarını değil, Türk kültür hayatının önemli duraklarında yer almış bir Cumhuriyet aydınının itiraflarını öğrenmek isteyenleri de cezbedecek. (V) “Sinemayı Yazan Adam”, otuzu aşan sinema kitabının yanında popüler müzik, yemek ve mimarlık yazılarıyla da Türk kültür hayatında önemli bir yer edinmiş Atilla Dorsay’a kalıcı bir 70. yaş hediyesi.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) I. cümleden kitabın yazarının anlatmaya bağlı edebi metin türlerinden birinde eser verdiği sonucu çıkarabilmektedir.
B) II. cümlede söz konusu kitabın oluşturulma süreci ve amacı hakkında bilgi verilmiştir.
C) III. cümlede kitabın yazarının içtenliğinden söz edilmiştir.
D) IV. cümlede söz konusu kitabın kimlerin ilgisini çekebileceğinden söz edilmiştir.
E) V. cümlede hakkında kitap yazılan kişinin ne tür metinler kaleme aldığından söz edilmiştir.

 

8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde karşılaştırma söz konusu değildir?
A) Ahmet Haşim, sanatı amaç edinerek hayali bir ülkeye sığınmıştır; Yahya Kemal ise Türk tarihinin, Türk sanatının başarılı geçmişini dile getirmiştir.
B) Yakup Kadri, eserlerinde Anadolu insanının içinde bulunduğu durumu gerçekçi bir şekilde yansıtmış, Kurtuluş Savaşı yıllarını ele almıştır.
C) Enis Behiç, hece ile yazdığı ilk şiirlerinde bireysel konuları ele almış; Kurtuluş Savaşı yıllarında ise milli duygulan işleyen şiirler yazmıştır.
D) En önemli yönü şairliği olan Ahmet Hamdi Tanpınar; roman, deneme, makale, edebiyat tarihi türlerinde de eserler vermiştir.
E) Ahmet Muhip Dıranas gibi Baudelaire’in etkisinde kalan Cahit Sıtkı Tarancı, “yaşama sevinci”içinde “ölümlü olma” bilincine varan bir şair olarak tanınır.

 

9. I. Eleştiri, bir sanat yapıtını ya da sanatçıyı inceleyerek onun olumlu ve olumsuz yanlarını ortaya çıkarmayı amaçlar.
II. Eleştiride amaç, sanat yapıtını sanatın kurallarına göre değerlendirerek yapıt ile okur arasında bir köprü kurmaktır.
III. Eleştirmen, sanata ve sanatçıya objektif bir gözle yaklaşmalıdır.
IV. Bilimsel ölçütlerle yapılan eleştirilere nesnel eleştiri; kişisel duyguların ağır bastığı eleştirilere de öznel eleştiri denir.
V. Yapıtı ve sanatçıyı belli ölçütlere göre eleştirmek yapıtla okur arasında bağ kurmayı hedefler.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
A) I. ve II.          B) II. ve V.          C) III. ve IV.          D) II. ve IV.          E) I. ve III.

 

10. Aşağıdakilerden hangisinde hem ünsüz yumuşaması hem de ses düşmesi vardır?
A) Akılları pazara çıkarmışlar, herkes kendi aklını almış.
B) Pilav yiyen kaşığını yanında taşır.
C) Leyleğin ömrü laklakla geçer.
D) Ağaca dayanma kurur, insana dayanma ölür.
E) Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.

 

11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
A) Bu karar, önemli gelişmelerin önünü açacaktır.
B) Bugünkü toplantının iptal edildiğini söyleyecektim.
C) Her geçen gün artan işsizlik, önemli bir toplumsal sorundur.
D) Kişisel problemlerimle hiç kimseyi rahatsız etmek istemiyorum.
E) Yemeğe çağırılmadığı için çok üzgünmüş.

 

12. (I) Çok değil, elli yıl öncesine kadar portakal ve muz bahçeleriyle çevrili küçük bir balıkçı kasabası olan Alanya, bugün yaşamın turizime göre biçimlendiği dev bir tatil merkezine dönüşmüş. (II) Yılda bir milyondan fazla turist ağırlıyan ilçe; Bodrum, Çeşme ve Antalya gibi turizm merkezlerinin son yıllardaki en ciddi rakibi. (III) Sırtını Toros Dağları’na dayamış 70 kilo metrelik sahil şeridi üzerine kurulan ilçe, çehresini güzelleştirmekte kararlı. (IV) Bunun için ilk adım olarak ilçenin % 65’ini oluşturan ormanlık alanlar koruma altına alınmış. (V) Ardından da ilçedeki binaların bir çoğu, pastel renklerle boyanmış.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yoktur?
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.

 

13. Çocukları bütün yanlarıyla değerlendirebilecek ölçüde sevmek ( ) anlamak gerek ( ) Çünkü çocuklar da insandır. Yaşam kavgasındaki deneylerinin azlığı yanıltıcı olabilir mi ( ) bilemeyiz ( )
Bu parçada ayraçlarla ( ) belirtilen yerlere aşağıdakilerin hangisinde verilen noktalama işaretleri sırasıyla getirilmelidir?
A) (,) (.) (?) (?)          B) (,) (;) (.) (.)          C) (,) (.) (;) (?)          D) (,) (,) (,) (?)          E) (,) (.) (,) (.)

 

14. Elmanın insan sağlığına pek çok faydası vardır (I) Bunlar arasında en önemlileri şunlardır (II) Elma, kanser riskini azaltır (III) Zengin lif içeriği sayesinde kalın bağırsağın faaliyetlerine yardımcı olur (IV) Kalp hastalıklarının tedavisinde, kilo vermede ve kontrolünde önemli bir işlev görür (V)
Bu parçadaki numaralanmış yerlerden hangisine, ötekilerden farklı bir noktalama işareti getirilmelidir?
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.

 

15. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde hem yapım hem çekim eki almış bir sözcük vardır?
A) Arabanın ışığı gözlerimi rahatsız etti.
B) Annemin sözlerinden bir şey anlamak mümkün değildi.
C) Kitabı dikkatle okuyup bazı satırların altını çizdi.
D) Çantasında kırmızı kağıda sarılmış bir paket vardı.
E) Kadın, pencerenin önüne oturmuş, çocukları seyrediyordu.

 

16. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde kişi zamiri nesne görevindedir?
A) Onu en kolay Cengiz ikna eder.
B) O gelince ben odadan çıktım.
C) İki gündür bizde kaldığını size söylemedi mi?
D) Onlar her zaman bize yardımcı oldular.
E) Önce sana haber vermenin uygun olacağını düşündüm.

 

17. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde isim tamlamasını niteleyen bir sıfat vardır?
A) Gece siyahı saçları yüzüne dökülmüştü.
B) Belediye bozuk sokak lambalarını değiştiriyor.
C) Kırık dökük bir şeyler çıktı ağzından.
D) Ailesi bütün şımarıklıklarına göz yumuyor.
E) Elindeki koca koca paketleri güçlükle taşıyordu.

 

18. (I) Her yaşam bir gün gelir düş olur. (II) Sanatçı, ozan o düşü bir yapıtta “gerçek” yapandır. (III) Başkasına, geleceğe bırakandır. (IV) Kendi yaşamına herkesi ortak edebildiği için sanatçıdır. (V) İçinde soluk aldığı ister büyük, ister küçük yaşam olsun…
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümlede iki sıfat tamlaması vardır.
B) II. cümlede adlaşmış sıfat-fiil kullanılmıştır.
C) III. cümlede belgisiz zamir kullanılmıştır.
D) IV. cümlede tamlayanı zamir olan isim tamlaması kullanılmıştır.
E) V. cümlede belirtili isim tamlaması vardır.

 

19. Sıcak ülkelerde doğanlarla soğuk ülkelerde doğanların, dağlık yörelerde büyüyenlerle ovalık yerde büyüyenlerin, deniz kıyısında yaşayanlarla çölde  yaşayanların davranışları, değer yargıları ve kişilik özellikleri arasında birtakım farkların olması doğaldır.
Bu cümlenin öğeleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
A) Özne – dolaylı tümleç – nesne – yüklem
B) Dolaylı tümleç – nesne – yüklem
C) Dolaylı tümleç – özne- yüklem
D) Nesne-yüklem
E) Özne-yüklem

 

20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öge sayısı diğerlerinden farklıdır?
A) Bu eser, sanat ve edebiyat dünyasının tanınmış simalarıyla ilgili portre biçimindeki metinlerden oluşmaktadır.
B) Bu kitap, yazarın çeşitli tarihlerde yaptığı konuşmaların ve mahkemelerde yaptığı savunmaların metinlerini içeriyor.
C) Bu eserin en önemli özelliği, yazarın yaşamıyla ilgili bugüne dek bilinmeyen bazı noktaları açıklığa kavuşturmasıdır.
D) Bu yapıtta yazarların yaşam öykülerine ve eserlerine dair pek çok ayrıntıya yer verilmiş.
E) Bu kitabın yayımlanmış olması hem edebiyat eleştirmenlerini hem de yazarın sıkı takipçilerini mutlu etmişti.

 

21. (I) Bir yığın can sıkıntısı, üzüntü ve yorucu iş arasında mektubuna cevap veremedim. (II) Makalene de vaktinde teşekkür etmek lazımdı. (III) Makalen, etkileyiciydi. (IV) Artık senin birinci sınıf bir yazar olduğundan hiç şüphe etmiyorum. (V) Seni kutluyor ve her zaman destekliyorum.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümle, yüklemi birleşik yapılı, birleşik bir cümledir.
B) II. cümle, birleşik bir isim cümlesidir.
C) III. cümle, özne ve yüklemden oluşan bir isim cümlesidir.
D) IV. cümle, dolaylı tümleci olan birleşik yapılı fiil cümlesidir.
E) V. cümle, bağlı bir cümledir.

 

22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
A) Aradığınız dosyalar burada mevcut bulunmaktadır.
B) Keban’dan Elazığ’a yeni elektrik hatları döşenecek.
C) Takımımızın tur atlaması için bu takımı yenmesi ya da berabere kalması gerekiyor.
D) Hayat hikâyesi, anlatmakla bitmeyecek kadar uzundu.
E) Bu bilgileri uygulamanız ve hayat boyunca yenilerini eklemeniz gerekir.

 

23. (I) 1967 yılı kışının bendeki karşılığı buruk bir hüzün ve yalnızlıktır. (II) Kasım ayının sonunda babamla İstanbul’dan İnegöl’e otobüsle gitmiştik. (III) Yolculuk boyunca hiç konuşmamıştık. (IV) Babam konuşmayı seven bir insan değildi. (V) Ne benimle ne kardeşlerimle konuşmadı bizi büyütürken.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.

 

24. Kitabı okurken beğendiği cümlelerin altını çizdi ve bir deftere yazdı.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu nasıl giderilebilir?
A) “okurken” yerine “okuduğu sırada” sözü getirilerek
B) “yazdı” yerine “not etti” sözü getirilerek
C) “ve” bağlacı cümleden çıkarılarak
D) “altını” yerine “altlarını” sözcüğü getirilerek
E) “ve” bağlacından sonra “bunları” sözcüğü getirilerek

 

25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Sözcükler, metin bağlamında anlam kazanır.
B) Yapının kerestelerini tutan çiviler ve vidalar gibidir sözcükler.
C) Tehlikeli, yoksul bir çağda yaşadığımızdan yakınmalı mıyız?
D) Gazeteci, sanatçının en büyük isteğinin sinema filminde oynamak amacı olduğunu söyledi.
E) Bu konuyla ilgili farklı bir düşünceyi dile getirmek istiyorum.

 

26. Ölümsüzlüğün ve bilginin peşindeki insanın yüceltilerek anlatıldığı Gılgamış Destanı, Gılgamış’ın ölümünden bin yıl kadar sonra kil tabletlere Akad dilinde yazılmış, günümüze bu tabletler sayesinde ulaşabilmiştir.
Bu cümlede sözü edilen tabletler, iletişimin gerçekleşmesinde hangi unsur olarak görev almıştır?
A) Kod          B) Kanal          C) Gösterge          D) İleti          E) Gönderge

 

27. Eski dönemlerde tarihî metinler, sanat eseri sayılırdı. Bu nedenle de objektif olmalarına özen gösterilmezdi. Antik Yunan’da Heredotos, tarihe objektif anlayışı getirerek tarih biliminin kurucusu olmuştur. Ancak tarihin bilim olarak ele alınışı 16. yüzyılda Avrupa’da gerçekleşmiştir. Eski Türk edebiyatında tarih metinlerine “vakayiname” denirdi. Tarih konusunda Âşıkpaşazade (15. yüzyıl), Naima (17. yüzyıl), Cevdet Paşa (19. yüzyıl), Fuat Köprülü (20. yüzyıl)… önemli çalışmalar yapmıştır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Benzetme
B) Örneklendirme
C) Tanık gösterme
D) Sayısal verilerden yararlanma
E) Kişileştirme

 

28. Bir yıl deniz görmesem bir hoş olurum. Hele bir de bahar gelmez mi, buram buram yosun kokulan tütmeye başlar burnumda. Bu kokuyu ilk olarak bir kıyı şehrinde, bir bahar sabahı, okula giderken duymuşumdur. Bana küçüklük yıllarımı hatırlatan bu kokuda birtakım somut hayaller de vardır. Bir Boğaziçi köyü, kolumda gene okul çantam, neşeli bir güneş, dev ağaçlar gibi dalyan direkleri…
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Kişileştirmeden yararlanma
B) Duygulara yer verme
C) Çocukluk anılarından yararlanma
D) Benzetmeye başvurma
E) Tanımlamaya yer verme

 

29. (I) Ziya Gökalp’in yayımlanmış eserleri arasında en hacimli olan “Felsefe Dersleri”; “Bilim ve Felsefe”, “Psikoloji”, “Dil ve Sanat” bölümlerinden oluşuyor. (II) İlk bölümde, Gökalp’in Genç Kalemler ve Yeni Hayat gibi dergi ve gazetelerde yayımlanan makalelerindeki bilim ve felsefe anlayışının gelişerek sürdüğü görülüyor. (III) İkinci bölüm, psikoloji bilimini geniş bir bakış açısıyla ele alıyor. (IV) Psikoloji, insan davranışlarını ve zihinsel süreçleri inceleyen bilim dalıdır. (V) “Dil ve Sanat” başlıklı bölümde ise Gökalp, dil ile sanatın kökenini, sanat ve güzellik tartışmaları bağlamında inceliyor.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.          E) V.

 

30. Şair adayı, başkalarının ağzıyla usta görüneceğine, kendi ağzıyla çırak kalmayı göze alabilmelidir. Şiirlerinin altında imzası olmasa da o şiirler o şairden başkasına ait olamayacağını yüksek sesle haykırabilmelidir.
Bu parçada şair adaylarında bulunması istenen özellik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Akıcı ve sürükleyici metinler oluşturma
B) Etkileyici olay örgüleri oluşturma
C) Anlatımda doğallığa dayanma
D) İmgesel anlatımı benimseme
E) Özgünlüğü önemseme

 

31. Konuşmacı, konuşma yapacağı konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmalı; insanlara benimsetmek istediği fikirlere öncelikle kendisi inanmalı, bu fikirleri içselleştirmelidir. Dinleyiciler, bir konuşmacıyı dinlerken onun verdiği bilgilere dikkat etkileri kadar ses tonuna, vurgularına, duruşuna, jest ve mimiklerine de dikkat ederler. Konuşmacının, karşısındakileri etkilemesi bu unsurları da başarıyla kullanılmasına bağlıdır. Konuşmacı, dinleyicilerin dikkatini, üzerinde durulan konuya yoğunlaştırmalarını sağlamak için düşüncelerini yalın, açık, duru, akıcı, sürükleyici, canlı ve içten bir dille ifade etmeli; günlük hayattan çarpıcı örnekler vermeli, düşünce, siyaset, sanat ve edebiyat adamlarından alıntılar yapmalıdır.
Bu parçanın bütününde aşağıdakilerin hangisinden söz edilmiştir?
A) Karşısındaki kitleyi etkilemek isteyen bir konuşmacının, düşüncelerini dile getirirken ne tür örneklerlerden yararlanabileceğinden
B) Etkileyici bir konuşma yapmak için nelere dikkat edilmesi gerektiğinden
C) Dinleyicilere benimsetmek istediği fikirlere kendisi inanmayan bir konuşmacının karşılaşabileceği güçlüklerden
D) Konuşmacının; ses tonuna, vurgularına, jest ve mimiklerine dikkat etmesi gerektiğinden
E) Yalın, açık, duru, akıcı, sürükleyici, canlı ve içten bir dille yapılan konuşmaların dinleyicileri etkileyeceğinden

 

32. Her toplumun, kökü eskilere dayanan bir düşünce anlatma geleneği vardır. Düşüncesini yazıya dökecek yazar, bu gelenekten bağımsız kalamaz. Gerek metnin yazıldığı dönemin dil ve düşünce birikimi, gerekse daha önceki dönemlere uzanan alışkanlıklar, yazarı etkiler. —
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Her toplum, kendini ifade etmek için çeşitli yollar seçer
B) Yazarlar düşüncelerini yazıya dökmek isterler
C) Yazılmış her metin, toplumun düşünce geleneğine eklenir ve onun bir parçası hâline gelir
D) İç hayatımızı, yaşantılarımız, her alanda, her çeşitten deneylerimiz geliştirir
E) Düşünme süreçlerinde kendini baskı altında duyan toplumun, üretimin diğer alanlarında da başarısız olması doğaldır

 

33. Şunu üzülerek itiraf etmeliyiz ki — Bunun çeşitli sebepleri var. En önemlisi de yaşadığımız toplumsal gerçekler. Büyük şehirlerde, hızlı kentleşme, göç olgusu ve şehre yerleşen insanın birey olarak ayakta kalabilme çabası kişiyi, kendini başkalarına karşı savunmaya yöneltiyor. Kabalığa kabalıkla karşı koyma eğilimi doğuyor böylece. Bu durum da günlük hayata, bu hayatın diline yansıyor. Bir örnek vermek gerekirse dolmuşa binen erkek bir yolcu, şoföre “Beyefendi, Müsait bir yerde inebilir miyim?” dediğinde şoför kendisine zamanın moda tabiriyle “light erkek” gözüyle bakacaktır. Bu durumda o yolcu rahatsız olacak ve kendini şoförün kullandığı dile uymakla yükümlü hissedecektir. O zaman da “Birader! Sağda inecek var!” demek zorunda kalacaktır.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) günümüz Türkçesinde inceliğin yerini kabalık almıştır
B) Türkçedeki deyimler, atasözleri ve diğer özlü sözler unutulmaktadır
C) ana dili öğretiminde yeterince başarılı olamıyoruz
D) büyük şehirlerdeki suç oranı her geçen gün artmaktadır
E) Türkçe, başka dillerin etkisinde kendi öz varlığını yitirme tehlikesiyle karşı karşıyadır

 

34. Yazmanın bizzat kendisi bir olgunluğa ulaşma çabasıdır. İnsan eksiklerini, yazmaya başladığında fark eder. Yazma eylemi bir tür tamamlama, olgunlaşma arzusuyla, yanmadır. Yazdıkça hazinemize yeni cevherler katıyoruz. Bu durumda dilimin belli bir olgunluğa ulaştığını söyleyebilirim.
Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak verilmiştir?
A) Olgunluğa ulaşma çabası ile yazmak doğru mudur?
B) Kendinizi dil konusunda olgunluğa ulaşmış kabul ediyor musunuz?
C) Bir yazar, evrensel yapıtlar vermek için neler yapmalıdır?
D) Yazma eyleminin zorlukları nelerdir?
E) Hangi türlerde olgun eserler verdiğinizi söyler misiniz?

 

35. Biyografi yazarı, yaşam öyküsünü anlattığı kişiye “dost-düşman”, “iyi insan-kötü insan” gibi kategorik yaklaşımların dışına çıkarak “yaşamı ve eserleri, nesnel bakış açısıyla yansıtılacak bir kişi” olarak bakmalıdır. Yazarın öznel bir bakış açısına sahip olması, bazı gerçekleri çarpıtmasına, söz konusu kişiyi övgüler ya da yergilerle anlatmasına neden olabilir. Bu durum, oluşturacağı metnin inandırıcılığını ortadan kaldırır.
Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Biyografi metinlerinde metne konu olan kişinin toplumca hoş karşılanmayacak yönlerinin dile getirilmesi, metnin başarısına gölge düşürür.
B) Biyografi yazarının kendi dostlarını ve düşmanlarını biyografi metinlerinde ele almaması gerekir.
C) Biyografi metinlerinde anlatılanların doğruluğu yanlışlığıyla ilgili kesin hükümler vermek güçtür.
D) Biyografi yazarının, anlatacağı kişiyle ilgili birtakım araştırmalar yapması, metnini oluşturmaya daha sonra geçmesi gerekir.
E) Biyografi metinlerinin inandırıcı olması, metnin yazarının nesnel ve gerçekçi bir tutum takınmasına bağlıdır.

 

36. Yazmaya karşı duyulan çekingenlik ve korkuyu yenmenin en kolay yolu, çokça yazmak olsa gerek. Kalemin elimizde sihirli bir değnek olmasını diliyorsak onu elimizden bırakmamalıyız. Yazmak, duygu ve düşüncelerini sözlü anlatımda olduğundan daha derli toplu aktarabilmek, kişinin kendine güven duygusunu geliştirir, okuma isteğini artırır, okuduklarını daha iyi algılayabilmesine yardımcı olur. Yazan ve okuyan bireyler, bunlardan yoksun olanlardan daha iyi geliştirirler düşüncelerini.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Yazma eyleminin gelişkin bir kafa yapısını gerektiği
B) Yazma eylemine karşı duyulan korkuyu yenmenin mümkün olduğu
C) Yazma eyleminin, duygu ve düşüncelerin derli toplu anlatılmasını sağladığı
D) Yazma eyleminden çekinildiği
E) Yazma eylemini gerçekleştiren kişinin, okuduklarını daha iyi anladığı

 

37. Kendini beğenmek; insanın özünde, yaratılışında olan bir hastalıktır. İnsan, yaratıkların en zavallısı, en cılızıdır; öyleyken en gururlusu da odur. Kendini öteki yaratıklardan ayırıp kenara çeker, arkadaşlarına yukarıdan bakar.
Bu parçada, aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) İnsanın kendini beğendiğine
B) İnsanın çevresinden gittikçe uzaklaştığına
C) İnsanın diğer canlılara göre zayıf olduğuna
D) İnsanın gururlu olduğuna
E) İnsanın çevresindekileri küçümsediğine

 

38. Asık suratlı insanlardan hoşlanır mısınız desem tabii ki gülersiniz bana. Konuşurken, söze başladığınız sırada karşınızdakinin kaşlarını çattığını, surat asarak sizi dinlediğini hissettiğinizde konuşma isteğiniz kırılır. Lafı kısa kesip bu tatsız konuşmayı bir an önce bitirirsiniz. Bir de karşınızdakinin sizi güler yüzle dinlediğini, hatta araya biraz da tatlı söz katarak sohbete renk verdiğini görecek olsanız konuştukça konuşursunuz.
Bu parçanın dil ve anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Dil, şiirsel işlevde kullanılmıştır.
B) Deyimlerden yararlanılmıştır.
C) Devrik cümle kullanılmıştır.
D) Sohbet havasında yazılmıştır.
E) Niteleyici sözlere yer verilmiştir.

 

39. Yazar, gerçek kişilere ve belgelere dayanarak işgal altındaki Anadolu’nun durumunu yansıtmış. Bunu yaparken edebî dile değil, standart dile başvurmuş. Nesnel bir tutum takınmış. Böylece tarihî metinlerin genel özelliklerine uygun bir metin ortaya çıkarmış.
Bu parçada sözü edilen yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) İşgal altındaki Anadolu’yu konu edindiğine
B) Standart dili kullandığına
C) Gerçek anlamlı sözcükler kullandığına
D) Tarihî metinlere uygun bir metin meydana getirdiğine
E) Anadolu insanının gerçekliğini öznel bir bakışla yansıttığına

 

40. Orhan Kemal’in romanlarının olay örgüleri, Türkiye’nin 19. yüzyılın sonlarından 1960’ların sonuna kadarki tarihsel süreçte yaşadığı olguların edebiyat aynasındaki gerçek yansımaları üzerine kurulmuştur. Köyden kente göçler, tarımın geçirdiği değişim onun romanlarının başat temalarını oluşturur. Romanlarındaki sayfalar süren uzun diyaloglar, başarılı bir gözlem gücüyle oluşturulduğundan okuyucuyu hiç sıkmaz. Onun karakterleri, sıradan kişilerdir. O, bu kişilerden ölümsüz karakterler yaratmayı başarmıştır.
Bu parçada Orhan Kemal’le ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Romanlarını gerçekçi bir bakış açısıyla kaleme aldığına
B) Tarihî roman türünde eserler verdiğine
C) Romanlarında uzun diyaloglara yer verdiğine
D) Roman kahramanlarını sıradan kişilerden seçtiğine
E) Eserlerinde toplumsal temalara değindiğine

 

türkçe ygs 6 cevap anahtarı

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Batı Edebiyatı ve Akımlar Test