Custom Search

YGS Türkçe Deneme Çözümü – 1

3 Haziran 2016 tarihinde tarafından eklendi.

1. “Dişe dokunur” deyimi; önemli, sözü edilmeye değer, işe yarar anlamlarında kullanılır. B seçeneğindeki “önemli bir açıklama” sözünde bu anlam vardır.
Cevap: B

 

2. Parçada “dertlerimi tazeledi” sözüyle acı veren durumların, olayların hatırlatılması anlatılmaktadır.
Cevap: A

 

3. “Ödünç seslere yaslanma” sözü ile başkasının izinden gitme, kendi yolunu çizememe, “başkalarını taklit etme” anlatılmaktadır.
Cevap:
B

 

4. II. cümlede makalelerin okura açık bir yolla aktarılması anlatılmıştır. B seçeneğinde ise II. cümlede makalelerin gereksinimleri karşılamadığı belirtilmiştir.
Cevap:B

 

5. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak A, C, D ve E seçeneklerinde verilenler doğrudur. B seçeneğinde makalenin bilimsel bir dille yazılması gerektiği belirtilmiştir. II. cümlede geçen “düşüncenin okura olabildiğince açık bir yolla aktarılması gerekir” ifadesinden makalenin bilimsel bir dille yazılması gerektiği anlamı çıkmaz.
Cevap: B

 

6. Bu cümlede sözü edilen şairlerin eleştirilme nedeni, “bir zamandan sonra yazdığı her şiir bir öncekini aratıyorsa” sözünden de anlaşılacağı üzere “şiirlerinde nitelik bakımından ulaştıkları düzeyi koruyamamaları”dır.
Cevap: E

 

7. Bu parçanın yazarı I, III, IV ve V. cümlelerde eserle ilgili bilgi verirken kişisel görüşlerini dile getirmemiş; II. cümlede ise “Felsefe Dersleri, yakın dönem düşünce tarihimizin ve felsefe serüvenimizin en önemli belgesi niteliğinde” diyerek kişisel görüşlerini ortaya koymuştur.
Cevap: B

 

8. I. ve V. cümlelerde gülmece anlayışının, ulusa özgü olduğu, evrensellik taşımadığı anlatılmaktadır.
Cevap: B

 

9. II. cümlede, sanatçının eserini bir an önce yayımlaması gerektiği vurgulanıyor. V. cümlede ise sanatçının sabırlı olması, yapıtını yayımlamak için acele etmemesi gerektiği vurgulanıyor. Dolayısıyla bu cümleler anlamca çelişmektedir.
Cevap: E

 

c10

11. B seçeneğindeki “baş vurduğum” sözcüğü yanlış yazılmıştır. Sözcüğün doğru yazımı “başvurduğum” biçimindedir.
Cevap: B

 

12. Bu parçadaki II, III, IV ve V. tamlamalar sıfat tamlamasıdır.I. tamlama ise belirtisiz isim tamlamasıdır.
Cevap: A

 

13. İlk cümle tamamlanmış bir cümle olduğu için ilk boşluğa  nokta konmalıdır. İkinci cümlede özneden sonra virgül getirilmeli ve tırnak içindeki aktarma cümleden önce iki nokta konmalıdır. Tırnak içindeki cümlenin sonuna da nokta konmalıdır.
Cevap: C

 

14. Sözcükler, yapılarına göre üçe ayrılır: Basit, türemiş ve birleşik sözcükler. Bir sözcükte herhangi bir yapım eki yoksa ve o sözcük başka bir sözcükle birleşik yapı oluşturmamışsa yapı bakımından basittir. Yapım eki alan sözcüklere türemiş sözcük denir. Bu açıklamalardan yola çıkılarak “sür-e, diz-i, yap-ım-cı, derin-lik-siz” sözcüklerinde yapım eki kullanıldığı için bu sözcüklerin türemiş; “ekranların” sözcüğünde herhangi bir yapım eki kullanılmadığı için bu sözcük basit yapılıdır. Bu sözcükte kullanılan ekler (-lar: çokluk eki, -in: ilgi eki) yapım eki değil, çekim ekidir.
Cevap: D

 

c15

16.Çobanlarının dumana boğulmuş ve yağmurla yıkanmış çadırları, su basan arazide” sözcük gruplarında altı çizili sözler, sıfat-fiil grubudur.”kapkara yığın gibi” söz grubu “gibi” edatıyla oluşturulmuş bir edat grubudur. “ve” sözcüğü bağlaçtır. “iplik iplik” sözü tekrar grubudur. Bu cümlede, zamir kullanılmamıştır.
Cevap: A

 

17. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak B, C, D ve E’de verilenler doğru; A’da verilenler yanlıştır.Bu parçanın I. cümlesi üç değil, iki öğelidir:
Özne: Gaziantep Çarşısı
Yüklem: Anadolu’nun en renkli çarşılarından biridir
Cevap: A

 

c18

19. V. cümledeki “bağlayan”, “bildik tanıdık” sözleri fiilimsi (sıfat-fiil)dir. Yan cümlesi fiilimsiyle kurulduğu için bu cümle,yapıca “girişik-birleşik cümle”dir
Cevap: E

 

c20

 

21. A’da dolaylı tümleç eksikliğinden (“saygı duyduğunu”dan önce “kime” sözcüğü getirilmeli)
B’de özne-yüklem uyumsuzluğundan, başka bir deyişle yüklemin üçüncü çoğul kişiye göre çekimlenmesinden kaynaklanan (“yazmışlardır” sözcüğündeki “-lar” eki atılmalı)
C’de tamlayan eksikliğinden (“gitmesi” sözcüğünden sonra “onun” sözcüğü getirilmeli)
E’de yanlış ek kullanılmasından kaynaklanan (“1990 yıllarında” yerine ya “1990’lı yıllarda” ya da “1990 yılında” sözü getirilmeli) anlatım bozukluğu vardır.
D seçeneğinde herhangi bir anlatım bozukluğu yoktur.
Cevap:D

 

22. C seçeneğindeki cümlede gereksiz bağ-fiil kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. “Hikayelerimi yazarken kendimi bir okurun yerine koyarak yazıyorum.” cümlesinde “yazarken” bağ-fiili cümleden çıkarılarak anlatım bozukluğu giderilir.
Cevap: C

 

c23

24. Nehrin neşesi, kuşların şarkı söylemesi, ağaçların kuşların şarkılarını dinlemesi kişileştirme öğeleridir (A). Nehir gümüş bir şeride benzetilmiştir (C). Nehrin görünüşüyle ilgili ayrıntılara yer verilmiştir (D). Parçayı oluşturan cümlelerin yüklemleri üçüncü kişiyi karşıladığı için parça, üçüncü kişili anlatımla (E). Parçada karşıt anlamlı sözcükler bir arada kullanılmamıştır.
Cevap: B

 

25. IV. cümleye kadar birey, toplum, sanat, sanatçı ilişkisinden söz edilmekte, genel olarak sanatın, sosyal işlevi üzerinde durulmaktadır. IV. cümlede ise sanat alanlarından müziğe, müziğin işlevine geçilmiş, yani konu değişmiştir. Parça iki paragrafa bölündüğünde IV. cümle ikinci paragrafın ilk cümlesi olur.
Cevap: C

 

26. Anlatmaya bağlı metinlerde öyküleyici anlatımdan yararlanılır. Bu metinde de böyle yapılmış; birbiri ardınca sıralanan eylemler (olay zinciri); kişi, zaman ve mekan ögeleriyle birlikte anlatılmıştır.
Cevap: B

 

27. Bu parçanın I, II, IV ve V. cümlelerinde kronolojik sıra takip edilerek Osman Hamdi Bey’in yaşam öyküsünün bir bölümü özetlenmiş; III. cümlesinde ise Osman Hamdi Bey’in eserlerinin sayısıyla ilgili bilgi verilerek düşüncenin akışı bozulmuştur.
Cevap: B

 

28. Parçada boş bırakılan yerden önce, gerçek şairin dildeki sıradan kelimelere şiirde yepyeni bir nitelik kazandırdığı belirtiliyor. Boşluktan sonra ise şiiri oluşturan parçaların değiştirilemeyeceği vurgulanıyor. Boşluğa getirilecek cümle, bu düşünce akışına uygun olmalıdır. “Gerçek şair duyuşu ile şiire can veren her kelime, şiirin ayrılmaz bir parçası olur.” cümlesi ile düşüncenin akışı sağlanır.
Cevap: A

 

29. Bu parçaya göre “alışılmış söz dizimlerinin ve hayallerin dışına çıkılarak oluşturulması” gerçek şiirin özelliğidir.
Cevap: D

 

30. Parçada köylülerin geçim zorlukları nedeniyle kente göçleri anlatılıyor. Köyden kente göçün nedenleri üzerinde duruluyor.
Cevap: E

 

31. Parçada yazar, yapıtların okunmasında ödüllerin ne derece etkili olduğundan emin olamadığını; yapıtların geniş okur kitlelerine ulaşmasının başka koşullara da bağlı olduğunu söylüyor. Bu açıklamalarda asıl konunun, okur sayısının artmasıyla ödüller arasındaki ilişki olduğu anlaşılıyor.
Cevap: D

 

32. Türk ve yabancı bütün gerçek sanatçılar için tekrarlasak cevap aynı olur. Onlar, eskimeyen sanatçılardır.” yargıları; parçada anlatılmak istenenin, yani ana düşüncenin A seçeneğinde verildiğini göstermektedir.
Cevap: A

 

33. Bir parçanın konusunu bulmak için “Bu parçanın bütününde neden söz edilmektedir?” sorusunun doğru cevaplanması gerekir. Bu sorunun bu parça bağlamındaki cevabı şudur: “Selim İleri’nin son kitabının içeriğinden söz edilmiştir.”
Cevap: C

 

34. Bu parçada, B, C, D ve E seçeneklerinde verilenlere değinilmiştir. Yazarın “Eserlerinde Anadolu insanının sorunlarını gerçekçi bir biçimde yansıttığına” değinilmemiştir.
Cevap: A

c35

 

36. Bu parçada geçen “Cevat Çapan Türkiye’de birkaç ciddi çevirmenden biridir. Ciddi dememin sebebi, Türkiye’de şiir ve diğer edebî türlerde çeviri yapan kalemlerin büyük çoğunluğunun edebiyatçı niteliğinin zayıf olmasıdır. Böyle bir ortamda Cevat Çapan, Ülkü Tamer, Hilmi Yavuz gibi hem edebî metin oluşturan hem de edebî metin çevirisi yapan isimlerin değerini daha iyi anlıyoruz.” cümlelerinden Cevat Çapan’ın, edebiyatçı yönü kuvvetli olan bir çevirmen olduğu anlaşılmaktadır.
Cevap: A

 

37. “okuyucuyu kendinden ve okuduklarından kuşkulandıran”sözünden, A seçeneğine; “O, işe usta olarak başlamıştır.”cümlesi ile B’ye; “O, her okuyanda bir yadırgama duygusu uyandırmıştır.” cümlesinden C’ye; “Ayhan’ı edebiyatın varlığı doyurmaz, sanatın diğer kolları da onun açlığının giderilmesinde yararlanacağı kaynaklardır.” cümlesi ile D’ye ulaşılır. Ece Ayhan’ın, “kapalı, sanatlı bir dil kullandığına” ise değinilmemiştir.
Cevap: E

 

38. “Her seviyenin anlayabileceği, kaldırabileceği bir üslup vardır; yazar bunu bilmek ve bulmak zorundadır.” yargısı; bu parçada asıl anlatılmak istenenin, A seçeneğinde verildiğini göstermektedir.
Cevap: A

 

39. Parçada sanatçının “kendini düşlediğinden, umduğundan daha az” aştığı söylenmiş, her zaman daha iyiyi aradığı vurgulanmıştır. Oysa E seçeneğindeki cümlede “sanatta olgunluk noktasına” gelmekten söz edilmektedir. Bu yargı parçadaki yazarın düşüncesiyle bağdaşmaz.
Cevap: E

 

40. E seçeneğinde verilen “Sanat alanındaki eski yeni çatışmaları sanatı olumsuz yönde etkiler.” yargısı bu parçadan çıkarılamaz.
Cevap: E

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz