Custom Search

YGS Türkçe Deneme Çözümü – 9

9 Haziran 2016 tarihinde tarafından eklendi.

1. “Ses akışı, ölçü, uyak, asonans ve aliterasyonlar”, “şiiri ahenk unsurlarıdır. “Es geçmek” ise “üzerinde durmamak, önemsememek” anlamında kullanılan bir deyimdir.O halde “ses akışı, ölçü, uyak, asonans ve aliterasyonları es geçmek” sözüyle anlatılmak istenen “şiirin ahenk unsurlarını önemsememektir.
Cevap: A

 

2. “Soluk alma olanağı” sözüyle okurun kendine ait düşüncelerinin olduğunu fark etmesinin sağlandığı anlatılmak istenmiştir. Bu nedenle D seçeneğindeki “güç anlaşılır olma” açıklaması yanlış verilmiştir.
Cevap: D

 

3. “Çağdaşlarının söylediklerine son sözü eklemiş” şair, “bir edebiyat dönemini kapatan”dır. Cümledeki “son söz” ifadesi, sözü edilen edebiyat döneminin kapandığına işaret etmektedir.
Cevap: C

 

4. Parçada Türk romanlarındaki üzüntü sahnelerinde, üzülen kişilerin durumu toplumsal gerçeklerimize bağlanmaktadır. IV numaralı cümlede üzülen kişilerin yaptıklarının nedeni romancının başarısızlığı değil toplumsal gerçeklerimizdir denilmektedir.
Cevap: D

 

5. İçerik, bir eserin konusudur. “Panait Istrati, eserlerinde ne anlatmıştır?” sorusunun cevabı hangi cümlede veriliyorsa o cümlede Panait Istrati’nin yapıtlarının içeriğinden söz edilmiştir. Bu sorunun cevabı IV. cümlede verilmiştir.
Cevap: D

 

6.“Ama” bağlacı daha önce söylenenlerle karşıtlık ilgisi kurmalıdır. Cümle, B seçeneğindeki sözler ile tamamlandığında sözcüğün “tek başına” kullanımı ile “cümle içinde” kullanımı karşıtlığı kurulur.
Cevap: B

 

7. IV. ve V. cümlelerde yazı yazmanın yazar olmaya yetmeyeceği anlatılmaktadır. Bu iki yargı yakın anlamlıdır.
Cevap: E

 

8. Özdeşlik, “aynılık” demektir. Bu parçanın dördüncü cümlesinde parçanın yazarı kendi kuşağıyla parçada tanıttığı yazar arasında özdeşlik ilişkisi kurmuştur.
Cevap: D

 

9. I. cümlede devrik cümlenin tanımı verilmiştir. III. cümlede devrik cümlenin kendine özgü belli bir kuralının olduğundan bahsedilmiştir. IV. cümlede devrik cümlenin kullanıldığı yerler (günlük konuşmalar, şiirler, roman, öykü, oyun gibi yazınsal yaratılar) söylenmiştir. V. cümlede devrik cümlenin anlatımı tekdüzelikten kurtardığı, anlatıma konuşma tadı kattığı, şaşma, acıma gibi ruhsal duyguları açığa vurmaya yaradığı, yani ne tür işlevler üstlendiği belirtilmiştir. II. cümlede ise bir varsayımdan söz edilmemiştir.
Cevap: B

C10

 

11. C seçeneğindeki “başetmeye” sözcüğü ayrı yazılmalıydı. Çünkü yardımcı eylemlerle kurulan birleşik eylemlerde ünlü düşmesi ya da ünsüz türemesi gerçekleşmiyorsa bu sözcüklerin ayrı yazılması gerekir.
Cevap: C

 

12. I. ve IV. cümlelerde üç nokta aktarılmamış sözcüklerin yerine kullanılmıştır. III. ve V. cümlelerde ise eksiltili (kesik) cümlelerin, yani yüklemi olmayan cümlelerin sonunda kullanılmıştır.II. cümlede örneklerin devam edeceğini belirtmek için kullanılmıştır.
Cevap: B

 

13. “Sonbahar” kelimesi “son ve bahar” sözcüklerinden oluşan birleşik bir sözcüktür, “başlamıştı, ortalığa” sözcükleri hem yapım hem de çekim eki almıştır, “ortalığa” sözcüğünün kökü “orta” dır, bu kelimeye “-lık” eki getirilerek yeni bir ad türetilmiştir, “başlamıştı” fiili “-la” yapım ekiyle “baş” adından türemiştir. Cümlede birden fazla yapım eki almış sözcük yoktur.
Cevap: D

 

C14

 

15. I. cümledeki “kılıç balığının öyküsü”, III. cümledeki “uskumrunun arkası”, IV. cümledeki “sürünün içi”, V. cümledeki “zıpkın yarası” söz öbekleri, birer isim tamlamasıdır. II. cümlede isim tamlaması yoktur.
Cevap: B

 

16. I. cümledeki “karanlık, gece, aydınlanmıştı” sözcükleri türemiştir. II. cümledeki “katıp” sözcüğü zarf-fiil olarak kullanılmıştır. III. cümledeki “yenecekti”, öznesi belli olmayan edilgen bir fiildir. IV. cümledeki “ölmüştü” duyulan geçmiş zamanın hikayesiyle çekimlenmiş birleşik zamanlı bir fiildir. V. cümlede yüklem görevinde kullanılan “suskunluk törenindeydi” sözü fiil değildir, isim tamlamasıdır.
Cevap: E

 

17. “Bastırarak” sözcüğü zarf-fiildir. “Çalışan, döndüren, vınlayan” sözcükleri sıfat-fiil öbeği oluşturmuştur. “Kıpır kıpır” ikilemesi, “bayrak” adını niteleyen sıfattır. “Ellerle” sözcüğündeki (ile) edattır. “Körpe kılıç ve kıpır kıpır bayrak” söz grubu arasındaki “ve” kelimesi bağlaçtır. “Koskocaman ellerle” söz öbeğindeki “koskocaman” sözcüğü “eller” adını niteleyen pekiştirilmiş sıfattır. Şiirde belgisiz sıfat yoktur.
Cevap: C

 

18. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak A, B, C ve D’de verilenler doğru; E’de verilen yanlıştır.E’de V. cümlenin isim cümlesi olduğu söylenmiştir. Oysa bu cümlenin yüklemi çekimli bir fiil olan “ilerledik” sözcüğüdür. Dolayısıyla da cümle, fiil cümlesidir.
Cevap: E

 

C19

 

20. II. cümlenin öğeleri “özne-zarf tümleci-dolaylı tümleç-yüklem”, IV. cümlenin öğeleri “özne-dolaylı tümleç-yüklem”,V. cümlenin öğeleri “özne-nesne-yüklem” biçiminde sıralanmıştır. I. ve III. cümlenin öge sıralanışı “özne-yüklem” biçimindedir
Cevap: A

 

21. III. cümlede “tonlarca şeyler” sözü yanlış yapılandırılmıştır. Çünkü çokluk anlamı taşıyan belgisiz sıfatlardan sonra gelen isimler çokluk eki almaz.
IV. cümlede ise çatı uyuşmazlığı söz konusudur, “korkup” etken “alınmazsa” ise edilgen bir fiildir. Etken ve edilgen fiillerin bir arada kullanılması çatı uyuşmazlığından dolayı anlatımı bozmuştur.
Cevap: E

 

22. Çokluk anlamı taşıyan sıfatlar (çok, birçok, ne kadar) ile ,oluşturulan sıfat tamlamalarında isim unsurunda çokluk eki bulunmaz.
Cevap: B

 

23. Bir ileti, göndericinin ileti konusu karşısındaki duygu ve heyecanlarını dile getirmek amacıyla oluşturulmuşsa dil o iletide heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır. “Bu, olağanüstü bir şiir! Bu şiir, beni sarıp sarmaladı; hayal dünyasının sonsuzluğuna götürdü. Seni tebrik ederim. Sen, genç olmana karşın şimdiden çok büyük bir şairsin.” cümlelerinde dil bu işlevde kullanılmıştır.
Cevap: A

 

24. Parçada, birçok şair ve yazarın eserine bakıldığında yerli ve yabancı sanatçılardan etkilendiği düşüncesi belirtilmiştir. Bazı sanatçıların etkilendikleri kişilerin isimleri örnek olarak verilerek bu düşünce somutlaştırılmıştır. Parçada düşünceyi geliştirme yollarından örneklendirme kullanılmıştır.
Cevap: A

 

25. Bu bir düşünce yazısıdır. Bu nedenle yazar, ele aldığı konu ile ilgili bilgi vermiş, genelleyici ifadeler “Yazılı her şey yorumlanabilir.” kullanmıştır. Ayrıca Ömer Seyfettin örneklenmiş, 1911’de yayınladığı Yeni Lisan makalesinden söz edilerek kanıtlayıcı yargılara yer verilmiştir. Ancak parçada betimleme yapılmamıştır.
Cevap: D

 

26. Bu parçanın ilk dört cümlesinde Cahit Zarifoğlu’nu konu alan dergi ve kitapların isimlerinden, niteliklerinden ve okurların bunlara ilgisinden söz edilmiş; son iki cümlesinde ise Cahit Zarifoğlu’nun herhangi bir şairden etkilenip etkilenmediği üzerinde durulmuştur.
Cevap: D

 

27. Parçada, eleştirmenlerin yeterli donanıma? bilgiye sahip olmadıkları, bu nedenle yaptıklarına eleştiri denemeyeceği vurgulanmaktadır. Parçanın II. cümlesinde eleştirmenin yapması gerekenler sıralanmış, IV. cümlede de bütün bunların yapılabilmesi için derin bir bilgi ve donanımın olması gerektiği söylenmiştir. III. cümle, II. ve IV. cümle arasındaki uyumu bozduğu gibi, parçadaki görüşlerle de bir ilgisi yoktur.
Cevap: C

 

28.Parçada yaşamın her zaman ders alınacak bir zaman dilimi olduğundan söz edilmektedir. Bu nedenle bu parçanın başına C seçeneğindeki yaşamdan sürekli bir şeyler öğrendiğimizi anlatan yargının getirilmesi gerekir.
Cevap: C

 

29. Bu parçanın yazarı, aynı düşünceleri dile getiren iki hocasından birinin düşüncelerini daha doğru bulmasının nedenini psikolog arkadaşına sorduğunda aldığı cevap karşısında bir müddet düşünmüş ve arkadaşının tespitini doğru bulmuştur. Bu neden, düşüncelerini daha doğru bulduğu hocasıyla aynı kaygıları, aynı duygu dünyasını, aynı ütopyayı paylaşması, aynı toplumsal sınıfa ait olması, aynı çay ocağına gidip çay içebiliyor olması; kısacısı onunla her açıdan özdeşlik kurması, bu nedenle de ona güvenmesidir.
Cevap: D

 

30. Parçada, bir zaman çok okunan yazarların, sonradan unutulması, raflarda unutulan bir yazarın, yeniden gündeme gelip okunması, çok satan kitapların gün gelip satmaması konu edilmiştir. Edebiyatta okunurluğun kesin ölçütleri olmadığına göre parça “Demek ki moda, edebiyatta da kendini gösteriyor.” cümlesiyle tamamlanmalıdır.
Cevap: A

 

31. Parçada okuyucu ile yazarın birbirlerine bakış açısından bahsedilmektedir. Yazar da okuyucu da kolay yolu seçerek birbirlerini suçlamaktadır. Parçada boş bırakılan bölümden önce “Bu sorunun çözümü için” denilerek bir çözüm yolundan bahsedileceği ifade edilmektedir. Boşluktan sonra gelen cümlede ise “Bu başarıldığı takdirde…” ifadesi ile çözüm yolunun bir önceki cümlede verildiği anlaşılmaktadır. Boş bırakılan yere gelebilecek en uygun cümle C seçeneğindeki “Her iki tarafın da olaylara karşısındakinin penceresinden bakmasını sağlamak gerekir.” yargısıdır.
Cevap: C

 

32.Parçada Yahya Kemal’in İstanbul için manevi bir kayıp olduğundan söz edilmiştir.Yani, Yahya Kemal İstanbul’un iç dünyasını, duygularını, hayallerini yansıtmaktadır.
Cevap: C

 

33. Parçada yazar, dilimizin günden güne değiştiğini, bunun ilerleyen, gelişen bir toplumun ürünü olduğunu, bu ilerlemeye kimi insanların ayak uyduramadığını hatta bunların engel oluşturduğunu anlatmaktadır. Yazarın söylediği “Her ileriye gidişte bir sürü döküntü bırakmıyor muyuz?Hatta, çok kere, o döküntüler ayaklarımıza takılıp bizim de yolumuzda yürümemize engel olmuyorlar mı?” cümlelerinden dildeki değişime ayak uyduramayan insanlardan yakındığı anlaşılmaktadır.
Cevap: C

 

34. Bu parçada Cemal Süreya’nın yaşadığı kötü olayların, şairin bunalıma girmesine neden olduğu, bu sıkıntılı durumun daha da ilerleyerek bir nevroza dönüşmesinden şiire yönelerek kurtulduğu vurgulanmıştır.
Cevap: C

 

35. Parçada, günümüz şiir okurunda bulunması gereken özellikler sıralanmaktadır. Türk şiirinin çağlar boyunca geçirdiği değişimleri bilmesi, şiir yazacak kadar olmasa bile şiirlerle ilgili yeterli bilgiye sahip olması, bazı şairlerin şiirlerini anlamak için özel şiir bilgisine ihtiyacının olması, Türk şiirinin zirve isimlerinden haberdar olması parçadan çıkarılabilecek düşüncelerdir. Şiirlerin anlam inceliğini kavramak için birçok şiiri ezberlemiş olması ise parçada söylenen bir yargı değildir.
Cevap: E

 

c36

 

37. Parçada büyük adamların ölüm yıldönümlerinde ah vah ettiğimizden; ama onları kendi sağlıklarında yalnız bıraktığımızdan söz ediliyor. Gerçi onlar kendi değerlerini bilen kişilerdir; onlara gereken önemi göstermemekle onlar değerlerinden bir şey kaybetmemişlerdir; ama onlardan gereğince yararlanamadığımız için bizler zararda olmuşuzdur. A, B, C, D seçeneklerinde bu noktalara değinilmiş; ancak “bu değerbilmezliğimiz yüzünden nitelikli insanların yetişmediği” yargısı parçada olmayan bir düşünceyi ifade ediyor.
Cevap: E

 

38.Denemenin düşünce yazısı olduğundan, diğer türlerle ilişkisinden, kuralsız olduğundan, inandırıcı olmadığından söz edilmektedir. Parçada denemenin uzunluğuyla ilgili bir yargı yoktur.
Cevap: D

 

39. Parçada bir yazarın görevlerinden, tek başına edebiyatı oluşturamayacağından, diğer sanatçıları izleyişinden söz edilmektedir. Parçada yazarların, yaşadıkları dönemle ilgili eleştirilerinden söz edilmemiştir.
Cevap: D

 

40. “İnsan, dil demektir. Hem bireylerle özdeşleşir dil…” cümlelerinden, A seçeneğine; “Bireyi toplumsallaştıran…” ifadesinden, B seçeneğine;”… ulusu oluşturan temel öğedir dil.” yargısından C seçeneğine;”… dil, her şeyden önce anlaşmayı sağlayan bir düzen, bir araçtır.” yargısından D seçeneğine ulaşılır. Parçada, edebiyatın temel malzemesinin dil olduğuyla ilgili bir bilgi verilmemiştir.
Cevap: E

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Hazır Cevaplar