Custom Search

YGS Türkçe Deneme Sınavı Çözümlü -1

24 Mayıs 2016 tarihinde tarafından eklendi.

1. Anlattıklarında dişe dokunur bir şey yoktu.
Bu cümledeki altı çizili deyimin anlamı, aşağıdakilerden hangisinde vardır?
A) Çok yorulduk ama işleri bitiremedik.
B) Bu yazıda da önemli bir açıklama yapılmamış.
C) Değer verdiğin insanlara böyle mi davranırsın?
D) Konuyu tüm ayrıntılarıyla anlatmanı istiyorum.
E) Ona kimse zorla bir iş yaptıramaz.

 

2.‘Türkçenin Eksiklikleri” adlı iki dolgun yazıda Reşat Nuri Güntekin, Avrupa dillerindeki birçok sözcüğün bizde karşılığı olmamasından yakınmış, çevirmenlerimizin bu yüzden bazı sıkıntılar çektiklerini dile getirmiş. İlgi ile okuduğum bu iki yazı dertlerimi tazeledi.
Bu parçadaki altı çizili söz yerine aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Sıkıntılarımı yeniden aklıma getirdi.
B) Yaşadığım önemli olayları hatırlattı.
C) Anılarımı tazelememe yardım etti.
D) Ayrıntıları görmemi sağladı.
E) Olgunlaşmama yardımcı oldu.

 

3.Gerçek yazarlığın onca yazı kalabalığının ardından kendini göstermeye başlaması, yazarın kendi sesini bulduğunu gösterir. Çünkü gerçek yazarlık, hiçbir zaman ödünç seslere yaslanarak varlığını ortaya koyamaz.
Bu parçada geçen “ödünç seslere yaslanma” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Okuyucuyu düşünmeme
B) Başkalarını taklit etme
C) Okuyucularda olumsuz bir izlenim bırakma
D) Farklı türlerde eserler verme
E) Söz kalabalığından uzak durma

 

4. (I) Konusu ne olursa olsun her makale bir düşünce ürünüdür. (II) Makalede, düşüncenin okura olabildiğince açık bir yolla aktarılması gerekir. (III) Bu nedenle makalede nesnel, yalın ve özlü bir üslup kullanılmalıdır. (IV) Düşüncenin önüne geçen söz oyunlarına başvurmak, makale türünün amacıyla bağdaşmaz. (V) Bu özellikleri taşımayan yazılara makale denmez.
Makalenin ele alındığı bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümlede düşünce ürünü olduğundan söz edilmiştir.
B) II. cümlede bilimsel bir dille yazılması gerektiği belirtilmiştir.
C) III. cümlede anlatım özellikleri üzerinde durulmuştur.
D) IV. cümlede oluşturulma amacına ters düşecek bir durumdan söz edilmiştir.
E) V. cümlede kesinlik söz konusudur.

 

5. Aşağıdakilerin hangisinde, sanatçıya ilişkin açıklamayla ayraç içinde verilen nitelik birbiriyle uyuşmamaktadır?
A) Bu yazar, daha önce ben bunları bir yerlerden duymuştum demenize fırsat vermeyen metinler üretiyor, (özgünlük ve yaratıcılık)
B) Üç dizenin arkasına koskoca bir destanın anlamını gizleyen bir sanatçıyla karşı karşıyayız. (özlülük)
C) Romancının olay örgüsü ve karakter yaratmadaki başarısı, romandan hiç anlamayan insanların bile dikkatini çekiyor, (evrensellik)
D) Onun romanlarını okurken “Hadi canım, böyle şey olur mu, böyle bir adam bu şekilde konuşabilir mi?” diyebileceğiniz tek bir cümleye bile rastlayamazsınız, (gerçekçilik ve doğallık)
E) İnce deyişleriyle ölümsüzlüğün sihirli iksirini bulan bu şair, kuşaktan kuşağa aktarılan dizeleriyle geleceğe göz kırpıyor, (kalıcılık)

 

6. Adı ustaya çıkmış yaşlı bir şairin bir zamandan sonra yazdığı her şiir bir öncekini aratıyorsa onun ustalığından günümüz şiir okuyucuları değil sadece edebiyat tarihçileri haberdar olacaklardır.
Bu cümlede sözü edilen şairler, niçin eleştirilmektedir?
A) Yaşlı olmalarına karşın şiir yazmaya devam ettikleri için
B) Şiirde imgeyi önemsemeyerek daha çok ahenk unsurları üzerinde durmaları için
C) Bilgi ve birikimlerini genç şairlere aktarmadıkları için
D) Bütün şiirlerinde aynı temalara değindikleri için
E) Şiirlerinde nitelik bakımından ulaştıkları düzeyi koruyamadıkları için

 

7. (I) Ziya Gökalp’in Malta sürgünü yıllarında arkadaşlarına verdiği felsefe dersleri notlarını bir araya getirdiği kendi el yazısıyla tutulmuş on iki defter, kaleme alınışından seksen beş yıl sonra kitaplaştı. (II) Ali Utku ve Erdoğan Erbay tarafından yayına hazırlanan “Felsefe Dersleri”, yakın dönem düşünce tarihimizin ve felsefe serüvenimizin en önemli belgesi niteliğinde. (III) Dokuz yüz yirmi iki sayfalık eser, sadeleştirme metoduyla hazırlanmış. (IV) Yayına hazırlayanlar, eserin girişine tanıtıcı bir yazı eklemiş. (V) Ziya Gökalp bu eserinde, felsefenin kavramsal tartışmaları hakkında kendi düşüncelerini ortaya koymuştur.
Bu parçanın yazarı numaralanmış cümlelerin hangisinde kişisel görüşlerini dile getirmiştir?
A)I.         B) II.         C) III.        D) IV.        E)V.

 

8. I. Gülmece anlayışı, evrensel nitelik taşımaz.
II. Toplumların gülmece anlayışlarında benzerlikler vardır.
III. Bireyler, kendi uluslarının gülmece anlayışlarıyla yoğrulur.
IV. Kültürel etkileşimler, ulusların gülmece anlayışlarını değiştirir.
V. Her ulusun gülmece anlayışı kendine özgüdür.
Yukarıdaki cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
A) I. ve II.               B) I. ve V.               C) II. ve III.             D) III. ve IV.             E) IV. ve V.

 

9. I. Sanatçı, eserini oluşturma sürecini geniş bir zamana yaymamalıdır.
II. Sanatçı, eserini bir an önce yayımlama hevesinde olmalıdır.
III. Sanatçı, eserini yayımlarken zorlu bir süreçten geçeceğini bilmelidir.
IV. Sanatçı, mükemmeli aramalı; eserini buna göre oluşturmalıdır.
V. Sanatçı, sabırlı olmayı bilmeli; yapıtını basılı görme hırsıyla hareket etmemelidir.
Numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca çelişmektedir?
A) I. ve II.          B) III. ve IV.          C) IV. ve V.           D) I. ve III.          E) II. ve V.

 

10. (I) Bilge Karasu’ya ait daha önce yayımlanmamış öykü, şiir, deneme ve söyleşilerden oluşan “Susanlar” isimli kitabı, Serdar Soydan hazırlamış. (II) Karasu’nun farklı köşelerde kalmış, dergi ve defter aralarına gizlenmiş metinlerinin dikkatle derlenmesi, belirli bir hassasiyeti ve özeni gerektiriyor; kitapta bu özeni bulduğumu söylemeliyim. (III) Bu çalışmayla birlikte Karasu külliyatı tamamlanmış görünüyor. (IV) Onun yazıp yayımladığı yıllarda, dilin düşünceyi örttüğünü hisseden biri olarak, yayımladığı her kitabı hemen edinir okurdum. (V) Dünyanın ağırlığını bize hissettiren, o ağırlığın paylaşıldığında daha da arttığını gösteren, ismi gibi “bilge” bir anlatıcıydı Karasu.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerde gerçekleşen ses olaylarıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) I. cümlede ünsüz yumuşamasına örnek vardır.
B) II. cümlede birden çok sözcükte ünsüz sertleşmesi gerçekleşmiştir.
C) III. cümlede ünlü daralmasına uğrayan bir sözcük kullanılmıştır.
D) IV. cümlede ünsüz türemesine örnek vardır.
E) V. cümlede ünlü düşmesine örnek vardır.

 

11. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
A) Onun şiirlerini ilk okuduğumda on beş yaşımdaydım sanırım.
B) Ömer Türkeş, yazılarına sık sık baş vurduğum, önemli eleştirmenlerimizdendir.
C) Kitabın yayımlanışının ellinci yılında  2007’de yeniden hatırlandı yazar.
D) Hiçbir romanı onu böyle heyecanlandırmamıştı.
E) Bundan tam elli yıl önce, 1949’da okurun karşısına çıktı “Huzur”.

s12

A) I.           B) II.           C) III.         D) IV.          E) V.

 

13. Olanları soluk soluğa anlatıyordu ( ) Onu dikkatle dinleyen Hilmi Bey ( ) çayından bir yudum alıp Ankara’ya son bir cümle bildirmişti () “Buraya da gelecekler ()”
Bu parçada ayraçlarla () belirtilen yerlere aşağıdakileri hangisinde verilen noktalama işaretleri sırasıyla getirilmelidir?
A) (•) (,) (!) (!)                   B) (:) (,) (:) (.)                  C) (.) (,) (:) (.)               D) (;) (,) (:) (.)              E) (,) (,) (;) (.)

 

s14
A) I.          B) II.          C) III.           D) IV.          E) V.

 

15. (I) Eski bir caminin avlusunda, kalın gövdeli asırlık bir çınarın altındaki sırada oturuyor. (II) Ağacın dallarında toplaşmış kargaların yaygarasından başka ses yok. (III) Gün yeni ağarıyor. (IV) Dükkanların büyük bölümünün kepengi kapalı. (V) Kimi vitrinlerin donuk ışığı vuruyor sokağa.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümlede tamlayanı sıfat tamlaması biçiminde kurulmuş belirtili ad tamlaması vardır.
B) II. cümlede edat öbeği vardır.
C) III. cümlenin yüklemi, türemiş yapılı, basit zamanlı bir eylemdir.
D) IV. cümlenin yüklemi çekimli bir eylemdir.
E) V. cümledeki “kimi” sözcüğü belgisiz sıfattır.

 

16. Çobanların dumana boğulmuş ve iplik iplik yağan yağmurla yıkanmış çadırları; su basan arazide, kızarmış çayırlarda, kapkara yığın gibi duruyordu.
Bu cümlede aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Zamir          B) Sıfat-fiil grubu           C) Edat grubu          D) Bağlaç          E) Tekrar grubu

 

17. (I) Anadolu’nun en renkli çarşılarından biridir Gaziantep Çarşısı; (II) Alev alev baharatlar, parıltılı bakırlar, mavi mor kırmızı ipekler, kan kırmızısı yemeniler… (III) Bunlara bir de geleneksel Antep evlerinin renkli kapıları, üzerine resimler yapılmış duvarları, yaşama alanına dönüşmüş avluları eklenince sokaklar sahiden cümbüş yeri olur. (IV) Renklere tutkun biriyseniz kimseler koparamaz oradan sizi. (V) Çarşının girişinde metallerin parlaklığı alır gözünüzü.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümle üç ögeli bir isim cümlesidir.
B) II. cümle sıfat tamlamalarından oluşan eksiltili bir cümledir.
C) III. cümle olumlu-kurallı-birleşik bir fiil cümlesidir.
D) IV. cümle devrik bir fiil cümlesidir.
E) V. cümle dolaylı tümleç, özne ve yüklemden oluşmuş bir fiil cümlesidir.

 

18. Aşağıdakilerden hangisi ad cümlelerinden oluşan bağımsız sıralı bir cümledir?
A) 2004 yazıydı, elimde güzel bir roman vardı, deniz kenarındaydım.
B) Hızlı yürüyelim, daha çok yolumuz var.
C) Yarın akşam arkadaşlarımla buluşup sinemaya gideceğim.
D) Ankara’dan ayrıldığımda soğuk bir geceydi, sabaha karşı İstanbul’daydım.
E) Güneş batarken her taraf daha da güzelleşti.

 

19. (I) Ait olmak istediğim dünya tabii ki hayal gücünün dünyasıdır. (II) Yedi ile yirmi iki yaşlarım arasında ressam olmak istemiş, İstanbul sokaklarına çıkıp şehir manzaralarını resmetmiştim. (III) Sonra yirmi iki yaşımdayken resim yapmayı bıraktım ve roman yazmaya başladım. (IV) İster resim olsun ister yazı, aslında hep aynı şeyi yaptığımı düşünüyorum şimdi. (V) Roman ve yazıya beni bağlayan şey, bildik tanıdık dünyadan daha derin, daha zengin bir ikinci dünyaya sığınma isteğidir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümle birleşik yapılı bir isim cümlesidir.
B) II. cümle öznesi ortak, sıralı bir cümledir.
C) III. cümlede isim-fiil kullanılmıştır.
D) IV. cümle devrik bir fiil cümlesidir.
E) V. cümle basit yapılı bir cümledir.

 

20. Aşağıdaki dizelerin hangisinde isim tamlaması yoktur?
A) Gece bir hendeğe düşercesine
Birden kucağına düştüm gerçeğin
B) Sanki erdim çetin bilmecesine
Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin
C) Ovanın yeşili göğün mavisi
Ve mimarîlerin en ilâhisi
D) Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın
Hâlâ bu taşlarda gülen rüyanın
E) Bu hayalde uyur Bursa her gece
Her şafak onunla uyanır, güler

 

21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
A) Burada çok kısa bir süre çalıştığı için kimi sevdiğini, saygı duyduğunu tam olarak anlayamadık.
B) Bu yazarların hepsi, insanın çaresizliği üzerinde odaklanmış; bu temayı ele alan eserler yazmışlardır.
C) O adamı hiç sevmiyor, gitmesi için elimden geleni yapıyordum.
D) Yaşadıkları topraklarda derin izler bırakan sanatçıların hiçbiri, içinden çıktığı toplumu hor görmemiştir.
E) 1990 yıllarında iş hayatına atılan bu gençlerin bir çoğu, şimdi çok önemli konumlarda bulunuyor.

 

22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Sartre da bazı Fransız yazarların yeteneklerini yitirdiklerinden söz ediyor.
B) Daha önce bir dergide okuduğum o yazı, beni yine etkiledi.
C) Hikâyelerimi yazarken kendimi bir okurun yerine koyarak yazıyorum.
D) Yazar, Türk edebiyatının en önemli öykücüleri arasında yer alıyor.
E) Onunla, başarılı öğrencilerin ödüllendirildiği bir törende tanıştım.

 

23. Bu ülkeye özgü değerlerin kaybolmaması için çalışmak, hepimizin görevidir.
Bu cümleyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
A) Edat grubu kullanılmıştır.
B) İsim cümlesidir.
C) Sıfat-fiil grubu kullanılmıştır.
D) İsim tamlaması yüklem görevindedir.
E) Bir sözcükte hem ünlü düşmesi hem ünsüz türemesi gerçekleşmiştir.

 

24. Seine Nehri, kırışıksız, pürüzsüz sabah güneşiyle neşeli akıyordu. Yer yer kızıla çalan güzel, geniş, uzun bir gümüş şerit gibiydi. Nehrin öteki yakasına sıralanmış ulu ağaçlar, tüm kıyı üzerine koca bir yeşillik duvarı örmüş, dallarındaki kuşların şarkılarını dinliyordu. Her gün yeniden başlayan yaşam heyecanı yapraklarda ürperiyor, havada kıpırdıyordu.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Doğayı kişileştirme
B) Karşıt anlamlı sözcükleri bir arada kullanma
C) Benzetmeye başvurma
D) Betimleyici öğelerden yararlanma
E) Üçüncü kişili anlatımla oluşturulma

 

25. (I) Kişiler, geçmişte yaşanmış olaylara, sanat eserlerine ve sanatçılara genel olarak toplumsal belleğin kişisel izdüşümünden bakarlar. (II) Bunun temel nedeni sanatın, birey ve toplumun sosyal geçmişini ören yapı taşlarının en önemlilerinden biri olmasıdır. (III) Sanat, en duyarlısından, en fark etmeden tüketen kişiye dek herkesi bir yerinden yakalar. (IV) Sanat alanları içinde müzik, yaşamımızın her anında hep var olan bir alandır. (V) Geçmişle bugünün ilişkisini estetik bir biçimde özetlemektedir müzik. (VI) Müzik, geçmişi günümüze taşır böylelikle.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
A) II.          B) III.          C) IV.          D) V.          E) VI.

 

26. Saatlerce yürüdük. Köydeki bütün evlerin kapısı kilitliydi ama sadece birinde yaşam belirtisi vardı. Karanlıkla bastıran ayaza daha fazla dayanamadık ve kapıyı çaldık. Kısa boylu esmer bir adam hızla açtı kapıyı ve “Hoş geldiniz!” diye sevinçle bağırdı. Birine mi benzetti, yoksa birini mi bekliyordu? Biz şaşkın şaşkın bakınırken o hiç durmadan “Hoş geldiniz” diyordu sevinçle. Orman bekçisi Turay Küpküp’tü bu yalnız adam. Aylardır bir başına bu dağların arasında bekçilik edermiş tesislere. Orman İşletmesinin misafirhaneleri varmış burada. Yollar kapanınca ne gelen olmuş ne giden. Bir demlik çay ve Turay’ın bitmek tükenmek bilmeyen muhabbeti eşliğinde gece yarısına ulaştık. Soba başında kediler gibi kıvrılıp yattık. Turay, belki de aylar sonra bir insanla konuşabilmenin mutluluğuyla o gece uyuyamamıştı. O gün anladım insan için konuşmanın dertleşmenin kıymetini. Sabah erkenden etrafı dolaşmak için dışarı çıktık. Hayatımda görmediğim kadar uzun ağaçların arasında karlara bata çıka yürüdük.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Fantastik (Düşsel) anlatım
B) Öyküleyici anlatım
C) Açıklayıcı anlatım
D) Destansı (Epik) anlatım
E) Tartışmacı anlatım

 

27. (I) Paris’e 1860 yılında hukuk öğrenimi için gönderilen Osman Hamdi Bey, resme olan ilgisinin ağır basmasıyla hukuk ve resim eğitimini bir arada yürütmeye çalıştı. (II) Fakat bir süre sonra tüm zamanını sanata ayırmaya karar vererek Paris Güzel Sanatlar Akademisi’ne ve özel atölyelere devam etmeye başladı. (III) Türk resim sanatının o dönem koşulları düşünüldüğünde, en başarılı ressamlardan biri kabul edilen Osman Hamdi’nin, günümüzde bilinen yaklaşık iki yüz tablosu vardır. (IV) 1869’da İstanbul’a dönen Osman Hamdi Bey, bir süre devlet memurluğu ve yöneticilik yaptı. (V) Çalıştığı süre içinde başarılarıyla dönemin üst düzey yöneticilerinin takdirlerini kazandı.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) I.          B) II.          C) III.          D) IV.           E) V.

 

28. Şiir cevherine ulaşmada sıradan yolculuklar yeterli değildir. Şiir,bir üst dildir. Bu dil, gündelik dilde kullanılan kelimelerin yepyeni şekillerle ortaya çıkmasıyla oluşur. Dildeki sıradan kelimelerin şiirde yepyeni bir kılığa bürünmesi, gerçek şairin hüneridir.— Bu parçalardan biri bile değiştirilemez ve şiir bütününden çıkarılamaz. Süleymaniye’nin inşasında kullanılan her taş, onun güzelliğinde ve bütünlüğünde vazgeçilemez bir işleve sahiptir. Gerçek şiirde de onu oluşturan her kelime, onun olmazsa olmaz bir parçasıdır.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Gerçek şair duyuşu ile şiire can veren her kelime, şiirin ayrılmaz bir parçası olur.
B) Şair, sıradan sözcüklere yeni anlamlar yükleyerek yeni bir şiir dili kurar.
C) Dil bütününün oluşmasını, bir inşaatın yapımına benzetmek mümkündür.
D) Dili doğru kullanmak, herkesin görevidir.
E) Seçkin bir yapıt ortaya koymanın yolu, dilin inceliklerine hâkim olmaktan geçer.

 

29. Onun şiirinde, dilin söz dizimi kurallarına aykırı dizelere, hayal dünyanızın sınırlarını zorlayan hatta saçma sıfatıyla nitelendirebileceğiniz imgelere rastlar; bildiğiniz kalıpların dışına çıkarsınız. Yani gerçekten şiirle, gerçek şiirle karşılaşırsınız.
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi gerçek şiirin özelliğidir?
A) O güne dek ele alınmamış temalar hakkında yazılması
B) Dilin heyecana bağlı işlevinden yararlanılarak oluşturulması
C) Düşünce yönünün coşku ve heyecan yönünün önüne geçmesi
D) Alışılmış söz dizimlerinin ve hayallerin dışına çıkılarak oluşturulması
E) Fantastik anlatım türünden yararlanılarak oluşturulması

 

30. Geçim koşullarının ağırlaştığı bölgelerde köylüler, gündeliklerin yüksek olduğunu duydukları şehirlere çalışmak için gelmektedirler. Köyde geçim koşullarının ağırlaşması, tarlaların yetersizliği ve verimsizliği ile ilgilidir. Kuraklık, ürünlerin zarar görmesi, hayvan hastalıkları gibi sebepler güçlükleri daha da artırmaktadır.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Geçim koşulları
B) Köylülerin yaşamı
C) Şehirlerde gündelikler
D) Geçim zorluklarının nedenleri
E) Köyden kente göçün nedenleri

31. Ödüllerin bu konuda ne denli etkili olduğunu açık seçik kestiremiyorum. Bir etkileri olmalı. Ama yapıtların geniş okur kitlelerine ulaşabilmesi başka koşullara da bağlı.
Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtıdır?
A) Edebiyat yapıtlarını geniş okur kitlelerine ulaştırmanın yolu nedir?
B) Günümüzde kitap yayımcılığını başarılı buluyor musunuz?
C) Ödül kazanmanın sanatçıya ne gibi yararları vardır?
D) Ödüllerin yazarların okuyucu sayılarını arttırıldığına  inanıyor musunuz?
E) Ödül mekanizmasının sanatın gelişmesinde olumlu etkileri var mı?

 

32. Shakespeare, yeni midir? Beş yüz yıl önce yaşamıştır. Modern çağın en eski şairidir. Shakespeare eski midir? Piyesleri hâlâ oynanıyor, tiyatro salonlarını dolduruyor. Hâlâ ona dair monografiler art arda yayımlanıyor. Hakkında en çok eser yazılanlardan biridir. Aynı soruyu Türk ve yabancı bütün gerçek sanatçılar için tekrarlasak cevap aynı olur. Onlar, eskimeyen sanatçılardır.
Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Gerçek sanatçılar, zamana yenilmeyenlerdir.
B) Gerçek sanat eseri, evrensel nitelik taşır.
C) Gerçek sanat eseri, okuyucuyu hemen sarar.
D) Shakespeare’in eserleri beğenilerek okunur.
E) Gerçek sanatçı, geleneği yaşattıkça yaşar.

 

33. Selim İleri, “İstanbul, İlk Romanımda Leylâk” adlı son kitabında hatıralarından ve kitaplardan yola çıkarak belli bir dönem insanının hayata, olaylara, eşyaya bakışını, dönemsel beğeni ve zevklerini, toplumun yaşadığı değişim ve dönüşümü sosyolojik tanıklıklarla gözler önüne seriyor. İstanbul merkezli yazılardan oluşan bu kitapta, kentin tarihsel, toplumsal değişimlerini irdelerken, modernleşme çabalarının nelere mal olduğunu gündeme getirip özellikle betonlaşmaya yaslanan çarpık kentleşmeyi ve insanların maziyi, şehir kültürünü, birikimini inkâr edişini eleştiriyor. İnsanlığın kültüre, uygarlığa karşı giriştiği acımasız kıyımı gözler önüne seriyor. Değişime biraz da duygu belleğinin yitimi olarak baktığı için yaşanmışlıkların unutulup gitmesine direnç göstermeye çalışıyor.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Selim İleri’nin, toplumun geçirdiği değişimler hakkındaki görüşleri
B) Selim İleri’nin kitaplarında İstanbul teması
C) Selim İleri’nin son kitabının içeriği
D) Selim İleri’nin modernleşme karşısındaki eieştirel tavrı
E) Selim İleri’nin sanatçı kişiliği

 

34. Reşat Nuri; romanları, oyunları, öyküleri, eleştirileri, gezi notları, makaleleri ve çevirileriyle edebiyatımızın çok yönlü yazarlarından biridir. Tiyatroyla ilgilenmeye romandan önce başlamakla birlikte, ününü roman yazarı olarak kazanmıştır. Bunda, adını duyuran ilk yapıtının roman oluşunun büyük etkisi vardır. Reşat Nuri denilince akla hep “Çalıkuşu” gelmektedir. Kendisinin “Yirmi dört yaşın kavak yelleri içinde yazılmış bir roman” olarak nitelediği Çalıkuşu’nun çok sevilmesinin üç önemli nedeni vardır: Anadolu’nun sorunlarına bilinçli olarak değinme, güçlü bir kahraman olan Feride’nin çok sevilmesi, dil ve anlatımdaki rahatlık.
Bu parçada sözü edilen yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Eserlerinde Anadolu insanının sorunlarını gerçekçi bir biçimde yansıttığına
B) Farklı türlerde eserler verdiğine
C) Yazın dünyasında adını “Çalıkuşu” romanıyla duyurduğuna
D) Üslubunun nasıl olduğuna
E) Çalıkuşu’nu genç yaşta yazdığına

 

35. Yazarı çok okunur bir romancı yapan en önemli özelliği, modern insanın çelişki, özlem ve beklentilerini çok iyi anlamış olması. Bir de “çürümüş, karanlık, belirsiz” gibi tanımlayıcı ve betimleyici nitelikleri ağır basan sözcükleri, metinlerinde okurun gözüne sokmadan kullanabilmesi… Yazar, o güne dek kullanılmamış anlatım biçimlerini ustalıkla kullanarak kendi tarzını yaratmış bir yazar olduğunu kanıtlıyor. Romanlarında mektup, günlük ve şiir türlerinde oluşturulmuş metin parçalarına yer veriyor; böylece edebî metin türlerini iç içe geçirerek çok katmanlı metinler oluşturuyor.
Bu parçada sözü edilen yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Modern insanın bazı içsel niteliklerini çok iyi kavramış olduğuna
B) Kitaplarının büyük bir okur kitlesince okunduğuna
C) Özgün bir anlatıma sahip olduğuna
D) Mektup, günlük ve şiir türlerinde oluşturulmuş kitapları bulunduğuna
E) Yenilikçi bir yazar olduğuna

 

36. İstanbul Kitap Fuarı’nın bu yılki “onur yazan” olan Cevat Çapan, ilk şiirini 1952’de, ilk şiir kitabını ise 1985’te yayımlamıştır. Şairin ilk kitabını çok geç yayımlamasının nedeni, çeviri işine ağırlık vermesidir. Cevat Çapan Türkiye’de birkaç ciddi çevirmenden biridir. Ciddi dememin sebebi, Türkiye’de şiir ve diğer edebî türlerde çeviri yapan kalemlerin büyük çoğunluğunun edebiyatçı niteliğinin zayıf olmasıdır. Böyle bir ortamda Cevat Çapan, Ülkü Tamer, Hilmi Yavuz gibi hem edebî metin oluşturan hem de edebî metin çevirisi yapan isimlerin değerini daha iyi anlıyoruz. Kendi payıma, Türkçe yazılmamış bir şiiri Çapan, Tamer ve Yavuz çevirmişse kalbimde en küçük bir kuşku ibaresi belirmeden gözü kapalı okuyorum. Çapan’ın, ilk beş eserini bir araya getirdiği Bana Düşlerini Anlat toplu şiir kitabıyla Ara Sıcak isimli yeni bir şiir kitabı bulunmaktadır.
Bu parçanın yazarı, Cevat Çapan tarafından Türkçeye çevrilen şiirleri gönül rahatlığıyla okumasını Cevat Çapan’ın hangi niteliğine bağlamaktadır?
A) Edebiyatçı yönünün kuvvetli olmasına
B) Edebî metinlerin özellikleriyle ilgili ciddi araştırmalar yapmasına
C) Diğer çevirmenlerle fikir alışverişi yapmasına
D) 28. İstanbul Kitap Fuan’nm onur yazarı olmasına
E) Çevirilerinde deyim, atasözü gibi kelime gruplarını ustalıkla kullanmasına

 

37. Ece Ayhan, 1950 kuşağı içinde okuyucuyu kendinden ve okuduklarından kuşkulandıran ilk isimdir. O,her okuyanda bir yadırgama duygusu uyandırmıştır. Bu yadırgatma, belirli bir amaca yönelmiş midir?Buna rahatlıkla evet, diyebiliriz. Şairin ilk şiirlerinden bugüne kadar yazdıklarında çıraklıktan ustalığa giden bir gelişme yoktur. O, işe usta olarak başlamıştır. Ayhan’ı edebiyatın varlığı doyurmaz, sanatın diğer kolları da onun açlığının giderilmesinde yararlanacağı kaynaklardır. Belki de türlerin karışımı, en başarılı örneklerini onun şiirlerinde bulur.
Bu parçada Ece Ayhan’la ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Okuyucuda, okuduklarına karşı bir şüphe uyandırdığına
B) İlk şiirlerinin bile nitelikli olduğuna
C) Okuyucuda; alışamama, ısınamama duygusu uyandırdığına
D) Sanatın birçok dalından yararlandığına
E) Kapalı, sanatlı bir dil kullandığına

 

38. Üslup, yazın türlerinin geneli için önemli ve ayrıcalıklı bir konudur. Nice önemli düşünceler ve konular sırf onu yazanın üslup konusundaki yetersizliğinden dolayı mahvolmuştur. Yazar, insana hitap etmektedir. İnsanın fikir ve anlama düzeyi, ona anlatılacak düşüncenin üslubunun doğru seçilmesini gerekli kılar. Her seviyenin anlayabileceği, kaldırabileceği bir üslup vardır; yazar bunu bilmek ve bulmak zorundadır.
Bu parçada asıl vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yazar; eserinde, her düzeydeki insanın anlayabileceği bir dil ve anlatım kullanmalıdır.
B) Bazı yazarlar, üslup konusundaki hataları nedeniyle düşüncelerini tam olarak anlatamamışlardır.
C) İnsanların algı düzeyi farklı olduğu için yazar konu seçiminde dikkatli olmalıdır.
D) Her yaşın kendine özgü bir okuma, anlama seviyesi vardır.
E) Anlatım özellikleri, bir eseri değerli kılacak etkenlerdendir.

 

39. Sanat tutkusu, sanatçı olsun, olmasın kişiliğe yön verir. Sanatçı sürekli ileriye bakan, özgür eylem içinde, her an olduğundan başka bir varlıktır. Gene de kendini düşlediğinden, umduğundan daha az aşar. Gerçek sanatçıyı sürekli iten gücün gizi buradadır. Verlain’in dediği gibi: “Şiir bizi anlamaya çağırmaktan çok, değişmeye zorlar?”
Aşağıdakilerden hangisi bu sözleri söyleyen yazarın düşüncesiyle bağdaşmaz?
A) Kişiliğe yön veren, onu geliştiren unsurlardan başlıcası sanat tutkusudur.
B) Şiir, insanların iyiye güzele yönelmeleri için onları değişmeye zorlayan, daha mutlu bir dünyaya açılan koca bir penceredir.
C) Sanatçı, her an olduğundan başka bir varlıktır, bu da sanatçının umduğu, düşlediği eserleri yaratmasını sağlar.
D) Kendini umduğundan, düşlediğinden daha az aşıyor olması, gerçek sanatçıyı iten gizli güçtür.
E) Sanatta olgunluk noktasına gelmiş insan, gerçek sanatçıdır.

 

40. Yenileştirme işine giren sanatçı, önce bize eldeki değerlerin hepsini küçümseyen başsız, köksüz, yıkıcı bir insan gibi görünür. Sanatçının kendisi de hiç kimseye benzemediği, başlı başına bir dünya yarattığı sanısına kapılır. Oysa sanat, bütün kavgalar, gürültüler, anlaşmazlıklar perdesinin arkasında kendi sağır ve dilsiz ritmine uyar, yeni ile eskiyi birbirine ekleyerek her gün biraz daha zenginleşir, kendi serüvenini yaşar.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Sanatçı kimi zaman geçmişi olamayan, yeni bir sanat dünyası yarattığını zanneder.
B) Sanatta yenileşme işine giren sanatçı, başlangıçta yadırganır.
C) Sanat eskiyi yeniye bağlayarak zenginleşir.
D) Sanat, tüm tartışmaların ötesinde kendi akışını sürdürür.
E) Sanat alanındaki eski yeni çatışmaları sanatı olumsuz yönde etkiler.

>>> Çözümleri

cevaplar

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Edebiyatımızda İlkler