Custom Search

Türkçe Tarama

12 Ocak 2013

TÜRKÇE TARAMA  – 2

 

1.    

–     Klübe geliyorsunuz değil mi?

     Her halde yâni…

Yukarıdaki altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?

A)     Bir an için teklifini kabul ettiğimi düşünelim.

B)      İyi de her durumda biz zararlı çıkıyoruz.

C)      Tüm olasılıkları gözden geçirmeden kabul etmeyin.

D)     Büyük bir ihtimalle yarınki yemekte ben yokum.

E)     Babam bütün veli toplantılarına mutlaka gelirdi.

 

2.  Yazacaksanız adam gibi yazacaksınız. Ne o öyle bin dereden su getirmeler, allayıp pullamalar, ısıtıp ısıtıp yeniden sürmeler Yazarlık ciddiyet ve sorumluluk ister.

Bu parçada altı çizili sözlerin cümleye kattığı anlamlar, sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?

A)     sözü gereksiz yere uzatmak – süslü bir anlatım kullanmak – tekrara düşmek

B)      kapalı bir anlatım denemek – süslü bir anlatım kullanmak – özgün olamamak

C)      süslü bir anlatım kullanmak – dil yanlışları yapmak – eskiyi sürekli kullanmak

D)     sözü gereksiz yere uzatmak – yapmacık bir üslup – geçmişe özlem

E)     açık olamamak – yapmacık bir üslup – eski kelime konusunda ısrar

 

3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tam bir (benzeyen,  benzetilen, benzetme yönü, benzetme edatı bulunan) benzetme kullanılmıştır?

A)    Ne yaptıysak misafir gibi davranmasını engelleyemedik.                                                                                     

B)     Zahmet etmeyiniz, yemiş kadar olduk.

C)     Akşama kadar ölü gibi hareketsiz bir şekilde yattı.

D)    Sen gidene kadar burada kalmaya kararlıyım.

E)     Güzelim karanfiller, vazonun içinde pek öksüzdü.

 

4. Şiirlerinde tutuculuğu bir türlü bırakamadı, yirmi yıl önceki imgeleri, hâlâ baş tacı eder.”

Bu cümledeki altı çizili sözcüğün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?

A)      Yarını iyi göremeyen, son derece sorumsuz biriydi.

B)      Dinine son derece bağlıydı.

C)      Her türlü yenilik ve gelişmeye kapalıdır.

D)     Örf ve âdetlere bağlılık konusunda taviz vermez.

E)      Şiir sahasındaki eski ihtişamı hala devam eder.

 

5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim yanlış kullanılmıştır?

A)      Utanmazın tekidir, yüzüne tükürsen yağmur yağıyor sanır.

B)      Öyle korktum ki o an yer yarılsa da içine geçseydim.

C)      Ağzı çok sıkıdır, ser verir sır vermez.

D)     Böyle yalın ayaklara laf düşürüyorsun.

E)      Artık bıçak kemiğe dayandı, para bulmalıyız.

  

6.     Aşağıdaki cümlelerde yer alan ikilemelerden hangisi görev bakımından diğerlerinden farklıdır?

A)      Bu dükkândan, paralı parasız alabiliriz her şeyi.

B)      Adam olanları görünce sessiz sedasız uzaklaştı.

C)      Duyduklarını, oradaki herkese uzun uzun anlattı.

D)     Alınan kararları duyunca birer ikişer çıktılar.

E)      Manava irili ufaklı karpuzları doldurmuşlar.

 

7.  “Birçok insan ölmekle dertlerinden kurtulmuştur ama  kimse ölmekle daha kötü olmamıştır”

Yukarıdaki düşünce aşağıdakilerden hangisinin gerekçesi durumundadır?

A)      Ölüm kimi durumlarda bir nîmet olabilmektedir.

B)      Ölümü düşünmeden yaşamak sorumsuz insanların işidir.

C)      Hiçbir yaşam, ölüm kadar gerçek değildir.

D)     Ölümü özlemek, idealsiz insanların işidir.

E)      Ölüm, gerçeklik kazandığında, yaşamanın tadı iyi anlaşılır.

  

8.Yazarların çoğunda yazan adamı görüyorum, Montaigne’de ise düşünen adamı.” diyen bir yazar, Montaigne’ in hangi yönünü vurgulamak istemektedir?

 A)      Eserlerinin biçimden yoksun olduğunu

B)      Yazarken başkalarının fikirlerini önemsemediğini

C)      Hayatını yazmaktan çok, düşünerek kazandığını

D)     Eserlerinin, düşünsel açıdan nitelikli olduğunu

E)      Eserlerinin hâlen çok sevildiğini

 

9.        “Hayatlarının bir döneminde şiir yazanlar, şiir kitapları ve dergileri satın alsaydılar, yeryüzünde en fazla şiir kitabı satılan  ülke olurdu Türkiye.”

 Yukarıdaki cümle ile özdeş olan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

 A)      Ülke olarak, şiire gösterdiğimiz ilgiyi, şiirle ilgili yayınlar konusunda gösteremiyoruz.

B)      Türkiye, gençlerinin şiire ilgi göstermesi bakımından dünyanın sayılı ülkelerindendir.

C)      Diğer edebi türler yanında şiir,  ilgi çeken bir tür değildir.

D)     Türk şiiri, insanların aşırı duyarsızlığı yüzünden bugün ciddi çıkmazlar içindedir.

E)      Şiir, ülkemizde sadece gençlerin ilgi gösterip desteklediği bir türdür.

 

10. (I) Şair işini en iyi bilen adamdır. (II) Çünkü o bir öykücüden, bir romancıdan, bir denemeciden, bir oyun yazarından daha çok oynar sözcüklerle. (III) Yani ortaya koyduğu yaratının her parçasını, her an bir kartal gibi kavrar.(IV) Bir romancı yapıtının sekizinci, onuncu ya da on beşinci bölümlerini yazarken daha önceki bölümlerde hangi sözcükleri, hangi tümceleri kullanmış olduğunu bilmeyebilir. (V) Ama bir şair için böyle bir şey söz konusu olamaz; o, şiirini tek bir soluk halinde içine çeker.

      Bu parçada numaralandırılmış cümlelerin hangisinde “olmasa da olur” anlamı vardır?

     A) I           B) II          C) III           D) IV         E) V

  

11. “Güncel yargılardan hiç etkilenmedim, zamana inanırım ben, sınavımı zaman karşısında vereceğimi bilirim.”

 Bu düşüncede olan bir şairin aşağıdaki-lerden hangisini söylemesi kesinlikle beklenemez?

 A)      Sanat eserlerinden anlayanların sayısı gerçekten üç beş kişiyi geçmiyor.

B)      Bir şaheser de yaratsanız, onun değeri, onu okuyanların sayısı kadardır.

C)      Sanat eserlerini değerlendirecek olan halk değil, zamandır.

D)     Eserlerimde halkı eğitmek, onu ileriye götürmek gibi bir kaygım olmadı hiç.

E)      Kişinin çok eser vermesi, onun ideal bir sanatçı olduğunu göstermez.

  

12. (I)Bir ülkenin yönetim işiyle görevlendirildiğinde ne yapması gerektiği sorulan Konfüçyüs, “dil” der; “İlk iş olarak dili gözden geçirirdim.” (II) Çünkü dil kusurlu olursa sözcükler düşünceyi doğru anlamlandıramaz. (III). Görev ve sorumlulukların gerektiği gibi yerine getirilemediği ülkede kanun ve kurallar bozulur. (IV) Kanun ve kurallar bozulunca da adalet yanlış yola sapar. (V) Adalet yoldan çıkınca da şaşıran halk, ne yapacağını, nasıl davranacağını bilemeyeceği için ürkü ve kargaşa baş gösterir.

 Bu parçaya, düşünce akışını düzeltmek için, hangi cümleden sonra bir cümle eklemek gerekir?

  A) I               B) II                      C) III                         D) IV                     E) V

 

13. (I) Ben edebiyata düz yazı ile başladım. (II) Sekiz yaşında  iken bir öykü yazdım. (III) Sonra on beş yaşıma kadar da  bir sürü roman yazdım. (IV) Şimdi çok şükür onların hiçbiri  ortalarda değil. (V) Ama düzyazı tutkum daha sonraki  yıllarda beni gölgem gibi izledi.

 Numaralandırılmış cümlelerin hangilerinde yazarın kişisel düşüncelerine yer verilmiştir?

 A) I – II              B) II – III          C) III – IV                        D) IV – V            E) V – II

  

14.   “Kimi sözcükler türetilirken ses düşmesine uğrarlar.”

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde türerken ünlü düşmesine uğrayan sözcük, belirtili nesne görevinde kullanılmıştır?

A)      Kardeşimin uykusu, hepimizinkinden ağırdır.

B)      Tekerleğin bulunması tam anlamıyla bir devrimdir.

C)      Buyruklarınızı, emrinizdeki insanlara yöneltin.

D)     Kazayı küçük sıyrıklarla atlatmışlar.

E)      Uygar ülkeler, benzini daha az kullanıyor.

 

15.         “Eserlerinde insanlık tarihinin serüvenlerini,

                                      I            II               III

                 zevklerini, acılarını dile getirmeye çalıştı.”

                         IV               V                   

 Numaralanmış sözcüklerin hangisi “ seçim” sözcüğüyle yapıca özdeştir?

A) I           B) II            C) III           D) IV          E) V

  

16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı yoktur?

 A)      Söylediğinde şarkı olsa bari.

B)      Karşı ki eve taşınmışlar.

C)      Söylediklerini duymuşmu ki bağırıyor.

D)     Beni dikkatli dinle ki faydalı olsun.

E)      Kızdığındanmı gelmemiş toplantıya.

 

17. Kaynaştırma ünsüzü olan ‘n’, iki ünlü harf arasına girer.”

 Aşağıdakilerin hangisinde bu açıklamaya aykırı bir kullanım vardır?

A)      Eline aldığın her şeyi bozuyorsun.

B)      Derenin ağıdını dinledik bütün gece.

C)      İşte geldim kapına,çaresizim şimdi.

D)     Yeterince konuştuğumuzu sanmıştım.

E)      Zamanında gelmeseydiniz, mahvolmuştum.

 

18. XVII() yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı devletinin zayıfladığını() Rönesans ve reformun hareketlendirdiği() özgür düşüncenin altın çağının yaşandığı Avrupa’nın ise sürekli yükseldiğini görüyoruz()

Yukarıdaki parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla hangi noktalama işaretleri getirilmelidir?

A)      (.), (,), (,), (.)

B)      (‘), (,), (;), (.)

C)      (‘), (,), (,), (.)

D)     (.), (;), (,), (.)

E)      (.), (;), (;), (.)

 

19.  Halit Ziya ile ilk yetkin örneklerini veren Türk romanı() Yakup Kadri ile daha gelişti() Ömer Seyfettin ise hikâyecilikte zirvedir()diye düşünüyorum()

Parçada parantezlerle gösterilen yerlere sırasıyla aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri getirilmelidir?

 A)      (,),  (.),  (,),  (.)

B)      (,),  (;),  (,),  (.)

C)      (.),  (.),  (;),  (.)

D)     (;),  (;),  (.),  (.)

E)      (,),  (,),  (;),  (!)

 

20.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde noktalı virgül ( ; ) ün kullanım amacı diğerlerinden farklıdır?

 A)      Biraz durdu; öfkeli,şaşkın bir hali vardı.

B)      Makale, deneme, söyleşi düşünsel; mektup, anı ve günlük ise duyuşsal türlerdir.

C)      Romanın, öykünün bir iç yapısı vardır; bunu değiştiremezsiniz.

D)     Ömründe ilk defa yalan söylüyordu; babasını, “Aman yalan söyleme !” diyen annesini düşündü.

E)      Edebiyat içsel çatışmalardan doğar; ikiyüzlülüğün, sahtekarlığın mekânı olamaz.

 

21. “Edebiyata şiirle giren sanatçı, içinde yetiştiği günlerin etkisiyle hep hüzünlü eserler verdi.”

Yukarıdaki cümle için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

 A)      Birden çok türemiş sözcük vardır.

B)      Birden çok yapım eki almış sözcük vardır.

C)      İyelik eki kullanılmamıştır.

D)     Hâl eki kullanılmıştır.

E)      Zaman eki kullanılmıştır.

  

22.  Herkes bilir bunu, ne kadar dikkat edilirse edilsin, bir kitapta, bir dergide yanlışlar bulunur (I). Bunu söylemiyorlar mı tepem atıyor (II). Dizgi yanlışı  ortak yazgısı mıdır toplumun (III). Bizim kültürde yanlışlar ne kadar da mubahlaştırılmış böyle(IV).  

Numaralandırılmış cümlelerin hangi ikisinde iyelik  ( aitlik ) eki kullanılmıştır?

 A)I – II            B) I – III        C) III – IV     D) II – IV     E) II – III

  

23. Eğitimine, yetiştirilmesine özen gösteren bir anne babanın varlığı küçük yaşlarda kişiliğini belirlemiş; ama o, hayatı boyunca kendini yetiştirmekten geri kalmamıştır.

Yukarıdaki cümlede yer alan altı çizili sözcüklerin ortak özelliği nedir?

A)Fiilden türemiş olmaları

B)  Türemiş olmaları

C)  Basit yapılı olmaları

D)Hâl eki almaları

E) Hem yapım hem çekim eki almaları

 

24. “Edebiyat yapıtının tek amacının estetik olduğuna

                                   I

        inanmasam da hiçbir edebiyat yapıtının hayatı düzenleme

                                           II                                                               III

       yolunda reçete olarak kullanılmaması gerektiğini düşünüyorum.

                                                                                             IV                     V

Numaralandırılmış sözcüklerin hangisi, yapı yönüyle diğerlerinden farklıdır?

A) I              B) II                C) III             D) IV                 E) V

 

25.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gövdeden türemiş   sözcük kullanılmamıştır?

 A)          Çağdaş insan, gündelik yaşantıyı, şiirde görmek istiyor.

B)           Günümüzde iyi şiir, kötülerden ayrılıp gerekli beğeniyi toplar.

C)           Güzel sanatların  amacı, sıradan insanı farklı kılmak olmalı.

D)          Doğru dürüst tartışamayan insanla tartışmaya girmemeliyiz.

E)          Gerçek edebiyat eserleri, kişiye yaşamın doğruları konusunda yol gösterici olanlardır.

 

26. En büyük zevkimiz dertlerimizle dostlarımızı acındırmak, kendimize vah vah dedirtmek. Başımıza gelenleri büyütür, şişirir, karşımızdakini ağlatmak isteriz neredeyse. Başkalarını kendi dertleri karşısında soğukkanlı gördük mü överiz ama soğukkanlılığı bizim dertlerimize karşı gösterdiler mi darılırız, kızarız. Dertlerimizi anlamaları yetmez, yanıp yakılmalarını isteriz.

 Bu paragraftan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

A)      Dostlarımızın, bizim dertlerimize bizden daha fazla üzülmeleri   bizi keyiflendirir.

B)      Dostlarımızı üzmek, onları sıkıntıya sokmak en büyük zevkimizdir.

C)      Dertlerimizi bir dosta anlatarak hafiflemek, çoğu kez bizi neşelendirir.

D)     Dostun dosta yapabileceği en büyük kötülük, dertlerini anlatmasıdır.

E)      Başkalarının dertlerini dinlemekten çok, kendi dertlerimizden bahsetmeyi severiz.

 

27. “Niçin hayat sofrasından karnı doymuş bir davetli gibi kalkıp gitmek istemiyorsun; niçin günlerine, yine sefalet içinde yaşanacak, yine boşu boşuna geçip gidecek başka günler katmak istiyorsun? Yoksa…….

Bu paragraf düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülemez?

A)      ölümün tüm sıkıntılarını sona erdireceğini düşünemiyor musun?

B)      bu dünyada sonsuza kadar, hiç değişmeden kalabileceğini mi zannediyorsun?

C)      hayatın ve tüm zevklerin sonsuza kadar süreceği düşüncesinde misin?

D)     daha nasıl olsa sıra bana gelmemiştir deyip, yaşama sımsıkı sarılmak niyetinde misin?

E)      ölümün seni şimdikinden daha iyi koşullara kavuşturacağını mı zannediyorsun?

 

28. “…. Örneğin Geothe’ye bakalım. Genç Werther’in Acıları adlı o güzelim romanın yazarının, “Ben Werther değilim.” demesi kimi inandırabilir? Sekseninde on sekiz yaşında bir kıza aşık olacak kadar kafaca, yürekçe genç kalabilen bir yazarın gençlik dönemindeki coşkusunu Werther’le dile getirmesi övünülesi bir genç atılım değil mi?

Düşüncenin akışına göre parçanın giriş cümlesi aşağıdakilerden hangisidir?

       A) Alman edebiyat oldukça yetkin isimler yetiştirdi.

      B) En büyük yazar, eserde didaktizmi en iyi gizleyendir.

      C) Yaşam öyküsü yazanlar kervanı her geçen kalabalıklaşıyor.

      D) İnsan, kendini genç hissettiği müddetçe gençtir.

      E) Tüm yazarlar romanlarında az çok kendilerinden bahsederler.

 

29. Ve gittim. Her şeyin beyaz olduğu bir odaya. Işıkların bile beyaz olduğu bir odaya. İnsanların bile beyaz olduğu bir odaya. Üstüme eğilmiş bütün gözlerin tümüyle beyaz olduğu bir odaya. Sesler bile beyazdı. Bana dedi ki: “Ölür müyüm doktor diye soruyorsun öyle mi? Ölürsen… Tıp tarihine mide ameliyatından ölen ilk hasta diye geçersin, bil!”

 Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmamıştır?

A)      Öykülemeden

B)      Kişileştirmeden

C)      Görsel öğelerden

D)     Betimlemeden

E)      Nitelemelerden

 

30. Şiir coşkuyla yazılmaz. Coşkuyla yazılmış etkisini uyandıran şiirler bile hesaplı bir düşünce, hesaplı bir duyguyla düzülmüştür. Gerçek şu ki ozanlar, coşkuyu duyularıyla değil uslarıyla kavramak istemeyi yeğlerler. Benim şiirlerimin kimi dizelerindeki korkunç başarısızlık, o şiirleri yazdığım zamanki coşkularımın bir sanat eserini yok edecek kadar güçlü oluşuna dayanmaktadır. Coşku, şiire değil günah çıkartma ya da evlenme önerisi yapma gibi yürek hoplatıcı sahnelere yakışır ancak.

 Bu paragraftan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

A)      En coşkulu şiirler bile, üzerinde kafa yorularak hazırlanmıştır.

B)      Şair, şiirini oluştururken duygularının dizginini sürekli kontrol altında tutmalıdır.

C)      Duygu yönü eksik olan şiirlerin düşünce bakımından da birtakım eksikleri vardır.

D)     Şiir ciddi bir iştir, dingin bir ruh ve düşünme ister.

E)      İyi şair, şiirlerini oluştururken akla dayalı bir duygusallık oluşturur.

 

31. Gogol’un ‘Yeni Bir Oyunun İlk Oynanışından Sonra Tiyatrodan Çıkış’ adlı oyununda, iki seyirciden biri ötekine, “Oyunu nasıl buldun?” diye sorar. Öteki de, “Eleştirmenler düşüncelerini yazmadan bir şey söylenemez.” der.

 Yukarıdaki cevabı veren kişiyi en iyi anlatan cümle aşağıdakilerden hangisidir?

A)  Eleştirmenlerin görüşlerine son derece saygılıdır.

B)  Oyunu değerlendirebilecek sanat   birikimi yoktur

C)  Kendi beğenisine güvenmemektedir.

D)  Oyunu beğenmemiş; fakat bunu söylememektedir.

E)  Oyun, beğeni sınırlarının çok altındadır

 

32.Kesinlikle hayır. Eğitmenliğe yakışmadığını düşünüyorum bunun.  Çünkü genç insanlarımıza eğitim verir görünürken, aslında kendi kalıplarımıza göre düşünmeyi öğretmek, yalnız onlar için değil, bütün toplum için de zararlı bir tutum. Düşünmeyi öğrenmeden yetişen genç, günü gelir, öğretilenlerin dışında kalan yeni durumlar karşısında şaşkınlaşır, kendi yerini bilemez ve rüzgarlar önünde savrulur durur.

 Yukarıdaki sözler, aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı olabilir?

 A)  Hocalık yaptığınız yıllarda, fikirlerinizi ve dünya görüşünüzü öğrencilerinize aktarmayı hiç  düşündünüz mü?

B)   Eğitmenlik yaptığınız yıllarda sizin gibi düşünmeyen insanlara tahammül edebilir miydiniz?

C)   Sizce eğitmenliğin ilk koşulu, öğrencilerdeki örf ve âdetlerimize uymayan davranışları düzeltmek midir?

D)  Hocalıkla eğitmenliğin farklı kavramlar olduğu ve iyi bir hocanın, iyi bir eğitmen olamayacağı fikrine katılır mısınız.

E)  Sizin gibi düşünmeyen öğrencilerinize karşı da son derece demokrat olduğunuz düşüncesi doğru mu?

  

34. Türk hikâye ve romanının daha yeni yeni başlamakta olduğu bir dönemde bu alanın en gerçekçi örneklerini verdi. Hatta realizmi aşarak natüralizme uzanan bir yazar karakterinde göründü. Memleket manzaralarına ve gerçeklerine yönelik hikâye ve romanlarının yanı sıra İstanbul’u anlatan şeyler de yazdı. Köy yaşamını anlatan büyük hikâyesi bu alanda ilk olma özelliğini de taşımaktadır.

Yukarıdaki parçada, sözü edilen yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

 A) Türk yazınının önder şahsiyetlerinden biri olduğuna

B)  Eserlerinde gerçekçiliğe önem verdiğine

C)  Edebiyatımızdaki ilk köy hikâyesinin ona ait olduğuna

D) Mekân seçiminde tutucu olmadığına

E) Konu seçimindeki titizliğine

 

35. Bir yazar , gördüğünü, bildiğini, düşündüğünü yazıyorsa, bunu toplumsal bir fayda için yapıyordur. Benim görevim duyurmaktır, anlatmaktır diye düşünüyordur. Bunu yaparsa insanlar ve toplumlar daha mutlu olacak inancındadır. Yazar vurulmayı, acıyı, ölmeyi göze alıyorsa, korumak istediği değerleri kendi yaşamından üstün tutuyor demektir.

Bu düşünceleri savunan bir kişinin, aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?

A)      Yazar olmanın ilk koşulu, doğruları toplumdan gizlememektir.

B)      Yazar, içinde yaşadığı topluma karşı sorumludur, onu eğitmeye çalışmalıdır.

C)      Birtakım zorluklar, yazarı, bildiklerini söyleme konusunda kısıtlayamaz.

D)     Edebi eserlerin belli bir düzeyi olmalıdır, hiçbir amaç uğruna, bu düzey düşürülemez.

E)      Okuyucusunun seviyesini gözetmeden yazan kişi, topluma faydalı olamaz.

 

CEVAPLAR

1.         E      2.         A     3.         C     4.         C      5.         B     6.         E     7.         A      8.         D      9.         A      10.      D

11.      B       12.      C      13.      D      14.      C       15.      A      16.      D      17.      E       18.      D       19.      A       20.      B

21.      C       22.      E     23.      D     24.      B      25.      C      26.      A      27.      E      28.      E       29.      B       30.      C

31.      C       32.      A     33.      E     34.      D

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.