Custom Search

Tarık Buğra

26 Ocak 2013 tarihinde tarafından eklendi.

TARIK BUĞRA (1918 – 1994)

Ünlü yazar Tarık Buğra Akşehir’de dünyaya geldi. İlköğretimini Akşehir’de gördü. İstanbul Lisesi’nde Pertev Naili Boratav’un öğrencisi oldu. Tarık Buğra yazar olmaya 10. sınıfta karar verdi. 1936 yılında Konya Lisesi ’nden mezun oldu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaydını yaptırdı. 2 yıl sonra Hukuk
Fakültesi’ne, oradan da Edebiyat Fakültesi’ne geçti. Mezuniyet tezini vermeden buradan ayrıldı.

Gazeteciliğe 1947’de Akşehir’de babası Nazım Bey’le beraber Nasrettin Hoca gazetesini çıkararak başladı. 1951’den sonra Milliyet, Vatan, Yenigün, Yeni
İstanbul gazeteleri ile haftalık Yol dergisinde yazdı. Bu gazete ve dergilerin bir kısmında yazı işleri müdürlüğü görevinde bulundu. Tercüman Gazetesi’ndeki köşe yazarlığından 1976’da istifa etti, vaktini tümüyle edebiyata ayırdı. Devlet Tiyatroları’nda Edebi Kurul Başkanlığı’nda Edebi Kurul üyeliğinde bulundu..

Tarık Buğra, ilk piyeslerini ve “Yalnızların Romanı” adlı eserini askerliği esnasında kaleme almıştı. 1940 yılında bitirdiği bu  roman, 1948 yılında Çınaraltı dergisinde tefrika edilmişti. Ancak ismi, bir iddia üzerine üç saatte yazdığı “Oğlumuz” isimli hikâyesinin 1948’de Cumhuriyet Gazetesi’nin açtığı yarışmada ikincilik kazanmasıyla duyuldu. 1949’da yayımladığı ilk hikâye kitabı Oğlumuz’u, 1952’de Yarın Diye Bir Şey Yoktur, 1954’te İki Uyku Arasında, 1964’te Hikâyeler izledi. Kasaba yaşantısından, orta sınıf insanların ev ve aile ortamlarından kesitler verdiği hikâyelerinde, yoğun, şiirli bir dille aşk, yalnızlık, uyumsuzluk gibi temaları ele aldı. Olay örgüsünden çok iç gerçekliğe ağırlık verdi. 1955’te çıkan “Siyah Kehribar”la romana geçti.

Kurtuluş Savaşı’na merkezden değil, bir kasabadan baktığı Küçük Ağa’da (1963) yakın tarihe resmi tarih anlayışının dışına çıkan bir yorum getirdi. Bu romanın devamını 1967’de Küçük Ağa Ankara’da adıyla yayımladı. Firavun İmanı (1976), Dönemeçte (1978), Gençliğim Eyvah (1979), Yağmur Beklerken (1981) isimli romanlarında da Cumnuriyet’in çeşitli evrelerini, demokrasiye geçiş sürecindeki çalkantıları konu edindi. Ortaouyncusu “Komik-i şehir” Naşit’in hayatından yola çıkarak yazdığı İbiş’in Rüyası ile 1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması’nda başarı ödülü, Osmanlı İmparatorluğu ’nun kuruluş yıllarını anlattığı Osmancık’la (1985) Milli Kültür Vakfı Edebiyat Armağanı’nı, Yağmur Beklerken’le Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü’nü aldı. 1991’de Devlet Sanatçısı unvanını aldı. Birey özgürlüğünü savunduğu Ayakta Durmak İstiyorum (1966) ve Üç Oyun (1981) adıyla kitaplaştırdığı piyeslerinin hemen hepsi sahnelendi, romanları TV dizisi haline getirildi. Fıkralarından seçmeleri Gençlik Türküsü (1964), gezi notlarını Gagaringrad (1962), dil ve edebiyat üzerine yazılarını Düşman Kazanmak Sanatı (1979), denemelerini Bu Çağın Adı (1979) başlıklarıyla yayımladı.

Tarık Buğra, 26 Şubat 1994’de kanser tedavisi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi’nde hayata gözlerini yumdu.  Tarık Buğra, öğretim üyesi Ayşe Buğra’nın babasıdır.

KÜÇÜK AĞA ÖZETİ VE ÖNEMİ
Arabistan cephesinden memleketi Akşehir’e dönen Salih, sağ kolunu savaşta kaybetmiştir. İçine kapanan Salih, çocukluk arkadaşı Niko ile dolaşmaya başlamıştır. Bir gün Rum meyhanesinde Niko ve arkadaşlarının yeni bir devlet kurma planı yaptıklarını duyar. Sol koluyla silah talimi yaparak Milli Mücadeleye katılmaya karar verir.

Bu arada köye İstanbul hükümetine halkı inandırmak için İstanbullu Hoca gelir. Kısa sürede hoş sohbetiyle halkın sevgisini kazanır. Kuva-yı Milliye hareketi hoca için vur emri çıkarınca İstanbullu Hoca, önce bir çeteye katılır, sonra da Kuva-yı Milliye hareketini benimser. Kimliğini sakladığından ” Küçük Ağa “ adını alır. Artık herkes, İstanbullu Hoca‘nın öldüğünü düşünmektedir.
Çerkez Ethem ve kardeşinin Milli Mücadele’ye zarar verdiğini gören Küçük Ağa askerleri ikiye böler ve bu planı bozar. Bu arada Akşehir’e dönen Salih, Küçük Ağa’nın karısı Emine’nin başkasıyla evlendiğini öğrenir. Salih’in peşinden Akşehir’e gelen Küçük Ağa, kimliğini belli etmeden oğlu Mehmet’le dost olur. Uzun zamandır hasta olan Emine’nin ölümü üzerine Ankara’ya döner.

Yapıtın Özellikleri ve Önemi
Asırlardır halifenin emrinde savaşmaya alışmış insanların yaşadıkları ikilemler ve nefs-i müdafaa için nasıl birlik olduklarını destansı bir şekilde anlatan eser, gerçek hayattan alınmış olayları içerir.

Eserleri:
Hikâye:

  • Oğlumuz (1949)
  • Yarın Diye Bir Şey
  • Yoktur (1952)
  • İki Uyku Arasında (1954)
  • Hikâyeler (1964, yeni ilavelerle 1969)

Tiyatro:

  • Ayakta Durmak İstiyorum
  • Akümülatörlü Radyo
  • Yüzlerce Çiçek Birden Açtı – 1979)

Gezi Yazıları:

  • Gagaringrad (Moskova Notları) (1962)

Fıkra ve Deneme:

  • Gençlik
  • Türküsü (1964)
  • Düşman Kazanmak Sanatı (1979)
  • Politika Dışı (1992).

Roman:

  • Siyah Kehribar (1955)
  • Küçük Ağa (1964)
  • Küçük Ağa
  • Ankarada (1966)
  • İbişin Rüyası (1970)
  • Firavun İmanı (1976)
  • Gençliğim
  • Eyvah (1979)
  • Dönemeçte (1980)
  • Yalnızlar (1981)
  • Yağmur Beklerken (1981)
  • Osmancık (1983).

 

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Birisi – Nahit Ulvi AKGÜN