Custom Search

Eski İnsanlar mı Mutludur Günümüz İnsanları mı? (Münazara)

15 Haziran 2016 tarihinde tarafından eklendi.
  1. Konuşma Metni

Değerli jüri üyeleri saygıdeğer öğretmenlerim ve sevgili arkadaşlar Biz günümüz insanlarının eski insanlara göre daha mutlu olduğunu savunuyoruz, Eski insanların daha mutsuz olduğunu anlayabilmek için tarihi çok iyi bilmek gerekir. Tarihin her döneminden örnekler vererek eski insanların günümüz insanlarına göre daha mutsuz olduğunu elbette kanıtlayabilirim ama Osmanlı Tarihi hem bizim tarihimiz olduğu hem de hepimizin bu tarihi bildiği için ağırlıklı olarak Osmanlı tarihi üzerinde duracağım ve o dönemin sosyal ve siyasal olaylarından örnekler vererek tezimi yani eski insanların günümüz insanlarına nazaran daha mutsuz olduğunu size kanıtlayacağım.

Arkadaşlar, 600 yıllık Osmanlı tarihinde tam 200 savaş yapılmıştır. Gelin hep birlikte çok basit bir matematik hesabı yapalım 600 yıllık Osmanlı tarihinde 200 savaş yapılmışsa 600’ü 200’e böleriz ve ortalama her 3 yıl içinde bir savaş yapıldığını anlarız. Tarih öğretmenlerimiz, matematik öğretmenlerimiz bir hatam varsa lütfen düzeltsin. Her 3 yıla bir savaşa katılan daha bıyığı bile çıkmamış, ilk aşkını yaşamamış, bu gencecik çocukların, bu çocukların analarının, babalarının kardeşlerinin, sevdiklerinin mutluluk seviyesinin günümüz insanına göre daha yüksek mi olduğunu düşünüyorsunuz gerçekten? Siz hiç mi tarih okumuyorsunuz, hiç mi o dönemleri işleyen roman okumuyorsunuz, siz hiç mi türkü dinlemiyorsunuz arkadaşlar?

Eski sözcüğünün bizzat kendisi bile anlam olarak bir olumsuzluk çağrıştırır. Deyim, atasözü ve mecazlarda genellikle olumsuz bir anlam kazanır. İşte birkaç örnek size…. Eski kafa, eski elbise, eskiden yeni olmaz, eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı, eski düşman dost olmaz, eski hamam eski tas …. Görüldüğü gibi insanlarımız da eski kelimesine olumsuz anlamlar yüklemiş. Yeni olana karşı çıkıyorsunuz, yeni olanı kazanmak için insanlık ne kadar mücadele verdi siz biliyor musunuz? İnsan yaradılmışların en zekisidir, yeniyi getiren insanın bizzat kendisidir, yeni insanı mutsuz etseydi insan, neden bunca icatlar, buluşlar, teknolojik gelişmeler için mücadele versin ki? “Gelişmiş” ve “geri kalmış ülke” kavramları size neyi çağrıştırıyor? Eskide kalmış yeniye ayak uyduramamış ülkeler geri kalmıştır, yeniye ayak uyduran ülkeler ise gelişmiştir. Şimdi size soruyorum siz gelişmiş bir ülke mi istiyorsunuz yoksa geri kalmış bir ülke mi?

Eskiye sıkı sıkı bağlı kalarak bu memleketi acaba nasıl kalkındırırsınız çok merak ediyorum ve bunun cevabını sizden bekliyorum. Bakın arkadaşlar Osmanlı devleti Anadolu’ya sadece 2 sebeple gitmiştir 1. Asker almak 2. Vergi almak Dikkat edin sadece almak için gitmiştir, Anadolu bakımsız, yolsuz, yurtsuz, hastahanesiz, aç, sefil bırakılmıştır. En ufak bir isyanda insanların kellesi vurulmuştur. Ferman padişahın dağlar bizimdir nidaları ile halk dağlara çıkmıştır. Bu insanların gerçekten mutlu olabileceğini düşünebiliyor musunuz arkadaşlar? Çok eskilere bile gitmeye gerek yok, Abdülhamit dönemini yani istibdat dönemini gerek edebiyat dersinde Servet-i Fünun edebiyatı işlenirken, gerekse Osmanlı tarihi dersinde öğretmenlerimiz anlattı.

Bu dönem sansürün o kadar yoğun uygulandığı bir dönemdir ki Abdülhamit’in burnu biraz büyükçe olduğu için burun kelimesini tümden yasaklamıştır. Tıbbi bir makalede bile burun kelimesini o dönemin aydınları kullanamamıştır. Gerisini siz düşünün artık. Burun sansüründen sonra insan haklarından, demokrasiden, adaletten, eşitlikten bahsetmeme gerek var mı? Bunların olmadığı bir yerde insan mutlu olabilir mi? Modern dünyanın en büyük kazanımlarıdır bunlar. İnsanlık bu kazanımları elde edene kadar çok çekti arkadaşlar çok. İnsan haklarının, demokrasinin,adaletin, eşitlik ilkesinin gelişimi henüz Türkiye’de tamamlanmamıştır, istenilen yere gelememiştir evet kabul ama bu ülkede demokrasi yoktur demek de doğru değil; çünkü demokrasi yoktur diyebilmemiz bile aslında demokrasinin olduğunun bizzat kanıtıdır, yeterli değildir demek en doğrusu.

Ancak eskiye doğru gittiğimizde demokrasinin hiç olmadığını görürüz arkadaşlar, çok eskiye bile gitmeye gerek yok, bir 20 – 30 yıl önce karakola yolu düşüp de dayak yemeden çıkan mı varmış? Ehliyet alırken bile direksiyonda hata yaptığında yanındaki komiser tokatı çekermiş, büyüklerimiz bilir bunları. Ben bu dönemde yaşayan insanların bunları yaşayarak, insanlık onuruna tamamen aykırı olan dayağı yiyerek mutlu olamayacağını düşünüyorum. Siz dayak yiyerek mutlu oluyorsanız tabi size saygı duyarım Hatta bu konuda yapabileceğimiz bir şey varsa üzerimize düşeni yaparız

Etiketler:

Yorumlar

  1. gnng dedi ki:

    Hiç referans yok.

  2. Nur dedi ki:

    Ya bnce ilk insanlar daha mutlu

  3. Empati dedi ki:

    Resmen Atalarınızı kötülemişsiniz.Tebrik ederim ancak bu kadar olurdu.

Yorum Yaz