Söz Sanatları – 2

14 Ocak 2013 tarihinde tarafından eklendi.

EDEBİ SANATLAR (SÖZ SANATLARI) – 2

ANLAM SANATLARI

1)      TEŞBİH (BENZETME):

Aralarında türlü yönlerden benzerlik ilgisi bulunan iki şeyden, benzerlik bakımından güçsüz durumda olanı daha üstün olana benzetmektir. Dört ögesi vardır. (Benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme yönü, benzetme edatı).

   Askerlerimiz     aslan                gibi                  kuvvetlidir.

   Benzeyen    benzetilen      benzetme             benzetme

                                                       Edatı                        yönü

 

A)    TEŞBİH-İ BELİĞ (GÜZEL BENZETME):

Sadece benzeyen ve benzetilen ögelerle yapılan benzetmedir. Benzetme yönü ve benzetme edatı kullanılmaz.

 Gürz ayaklı

Kalkan elli

Sancaktar olduğu

Sancak tutuşundan belli

                 Fazıl Hüsnü Dağlarca

 

  • Divan edebiyatındaki mazmunların çoğo teşbih-i beliği sanatına örnektir.

Servi boy, elma yanak, gonca ağız, kiraz dudak……….

 

B)     YAYGIN BENZETME:

Benzeyenle benzetilen arasındaki birden çok özelliklerin sıralnmasıyla yapılan benzetmedir.

Aşağıdaki örnekte “vatan” bir çınara benzetilmiştir.

 ÇINAR

 Hani bir gün seninle Topkapı’dan

Geliyorduk; yol üstü bir meydan

Bir çınar gördük; Enli, boylu, vakur

Bir ağaç; hiç eğilmemiş, mağrur

Koca bir gövde, belki altı asır

Belki ondan da fazla dalgın, ağır

Kaygısız bir ömür sürüp gelmiş;

Öyle serpilmiş, öyle yükselmiş,

…………………….

                             Tevfik Fikret

 

2)      İSTİARE (EĞRETİLEME):

Benzetme sanatının temel ögelerinden benzeyen ve benzetilenden sadece birinin kullanılmasıyla yapılan benzetmeye denir. Diğer bir deyişle, bir şeyi kendi adının dışında türlü yönlerden benzediği başka bir şeyin adıyla anma sanatıdır. Bu bakımdan istiare hem bir benzetme hem de mecaz sanatıdır.

 A)     AÇIK İSTİARE: Benzetme ögelerinden yalnızca benzetilenle yapılan istiaredir.

    —  “Aslanlarımız düşmanı denize döktüler”

—  “Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor.

            Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor”.

 Yukarıdaki örneklerde altı çizili sözcüklerde, askerlerimizle, “aslan” ve “güneş” arasında birer benzetme yapılmıştır. Burada benzeyen (benzetme bakımından zayıf olan öge, yani askerler) söylenmemiş, kendisinebenzetilen (benzetme bakımından güçlü olan öge, yani aslan ve güneş) söylendiğine göre bu benzetmeler “açık istiare”dir.

 B)      KAPALI İSTİARE: Benzetme ögelerinden sadece benzeyenin bulunduğu (kendisine benzetilenin bulunmadığı) benzetme sanatına “kapalı istiare” denir.

      “Askerlerimiz, kükreyerek düşmana saldırdı”.

Yukarıdaki örnekte askerler, aslana benzetilmiştir. Güçlü olan öge yani aslan (benzetilen)söylenmemiş, sadece benzeyen söylenmiş olduğundan bu benzetme bir “kapalı istiare”dir. (Kişileştirme sanatının bulunduğu her dizede kapalı istiare de vardır).

      Kıyı takmış yaprağını gülünü

      Mahzun hudutların ötesinde akan sular

      Boynu bükük adalar, tanıyorsanki bizi.

 C)     YAYGIN İSTİARE: Benzetmenin temel ögelerinden yalnız biriyle, çok sayıda benzerlikleri sıralayarak yapılan istiaredir. Örneğin Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi” adlı şiirinde “ruh” söylenmemiş (benzeyen), Benzetilen yani “gemi” söylenmiştir.

 

3)      MECAZ:

Bir sözü gerçek anlamının dışında kullanma sanatıdır.

                         Aşkın aldı benden beni

                        Bana seni gerek seni

                        Ben yanarım dün ü günü

                        Bana seni gerek seni

                                                               Yunus Emre

 Yukarıdaki dörtlükte “yanmak”, aşağıdaki dörtlükte de “deynek” sözcüğü  mecaz sanatına örnektir.

                        Anavarza at oynağı

                        Kana bulanmış gömleği

                        Kıyman a zalimler kıyman

                        Kör karının bir deyneği

 

4)      MECAZ-I MÜRSEL (MÜRSEL MECAZ):

Bir sözün benzetme amacı gütmeden gerçek anlamının dışında başka bir sözün ya da kavramın yerine kullanılmasıdır. Kavramlar arasında benzetmenin dışında, gerçek veya mecazlı anlamlar arasında parça-bütün, özel-genel, neden-sonuç…..gibi ilgiler bulunur.

Anadolu, hepimize hınç ve şüpheyle bakıyor.

Anadoluda

yaşayanlar

Çankaya, bu gelişmelere sessiz kalamazdı.

Cumhurbaşkanlığı

makamı 

— O, beyaz perdenin en güzel sanatçısıdır.

             Sinema 

— Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl.

                                                                   Türk bayrağı 

Sobayı yaktınız mı?

Odun/kömür   

— O, ülkemizin en güçlü raketlerinden biridir.

                                               Tenis oyuncusu 

— Siz, hiç Yaşar Kemal’i okudunuz mu?

                       Eserleri

— Son günlerde Vivaldi dinliyorum.

                                Eserleri

 — Gökten bereket yağıyor.

                     Yağmur

 

5)      KİNAYE:

Bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanma sanatıdır.

     

Ey benim sarı tanburam                            Ben toprak oldum yoluna

Sen ne için inilersin                                  Sen aşırı gözetirsin

İçim oyuk derdim büyük                          Şu karşıma göğüs geren        

Ben onun’çün inilerim                            Taş bağırlı dağlar mısın?

Yukarıdaki dörtlüklerde altı çizili sözcükler hem gerçek hem de mecaz anlamlarını düşündürecek şekilde kullanılmıştır.

 

6)      TEVRİYE:

İki ya da daha çok anlamı olan bir sözün yakın ve uzak anlamlarını birlikte kastetme sanatıdır.

                        Bana Tahir Efendi kelp demiş

                        İltifatı bu sözde zâhirdir.

                        Mâliki mezhebim benim zirâ

                        İtikadımca kelp tâhirdir.

 

Tahir: 1) Özel isim;2) Temiz

 Kelp: Köpek

 

7)      TARİZ:

Söylenen sözün ya da kavramın gerçek ve mecazlı anlamı dışında büsbütün tersini kastetmektir. Genellikle bir kişiyi ya da durumu iğnelemek, alaya almak için yapılır.

       Bir yetim görünce döktür dişini

      Bozmaya çabala halkın işini

      Günde yüz adamın vur kır dişini

      Bir yaralı sarmak için yeltenme

                                         Huzuri

 

8)      TEŞHİS VE İNTAK (KİŞİLEŞTİRME VE KONUŞTURMA):

İnsana özgü niteliklerin başka varlıklara aktarılmasına, onlara kişilik kazandırılmasına “teşhis”; onların konuşturulmasına da “intak” denir. İntak sanatının bulunduğu her yerde teşhis sanatı da vardır.

Bu Sayfa Yeterli Gelmedi mi? Sorun Değil, Bu Konuyla İlgili Diğer Sayfalarımıza da Bakın :)

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Edebiyatımızda İlkler